Athena: Kıskançlık mı, Otorite mi?
Athena: Kıskançlık mı, Otorite mi?
Athena... Yunan tanrıçalarının en gözdesi olan, Zeus'un en sevdiği çocuğu olan, Zeus'un yıldırımlarını kullanabilen tek Olymposlu olarak bilinen, adına şarkılar yazılan, tapınakları inşa edilen, günümüzde Yunan dünyasının merkezi olan şehre ismi bahşedilen; bilgelik, barış, strateji ve sanat deyince akla gelen o tanrıça... Athena.
Evet, sevgili okuyucu. Bugünkü köşe yazımda, zamanın sınırlarını aşan mitolojiden günümüze mirasını taşıyan, Antik Yunan medeniyetinden günümüzün modern dünyasına uzanan yetkin, kusursuz, seçkin bir tanrıçanın sadece kıskançlık ve ceza hikâyeleri ile ön plana çıkmasından bahsetmek istiyorum.
Athena'nın başlıca sembolleri şunlardır: Zeytin dalı barışı, baykuş bilgeliği ve sanatı, mızrak savaşı, miğfer ise savaşın stratejik tarafını temsil eder. Günümüzde eğitim kurumlarımızda bilgelik ve eğitimin sembolü olarak tanımlanır. Bütün bunlara rağmen yine de onu daha çok kıskançlığıyla ilgili anlatılar duyuyoruz: Arachne ve Medusa.
Bu iki kadını kıskançlık nedeniyle cezalandırdığına dair hikâyelere geçelim ve düşünmeye başlayalım.
Medusa Trajedisi: Poseidon'un Rekabeti
Bazı anlatılarda Medusa’nın olağanüstü güzelliğiyle övünmesi ve hatta Athena ile rekabet etmeye kalkışması, Athena'nın bu duruma içerleyip kıskançlık duymasına neden olduğu söylenir. İlerleyen zamanlarda, tapınakta gerçekleşen ve Poseidon'un zoruyla yaşanan birliktelik, kurban Medusa’nın Gorgon’a dönüştürülüp cezalandırılmasıyla sonuçlanır.
Daha öncesine gelirsek, Athena ve Poseidon Atina şehrinin koruyucu tanrısı olmak için bir yarışa girmişlerdir. Poseidon şehre tuzlu su kaynağı, Athena ise zeytin ağacı vererek barışı, bereketi ve refahı temsil etti. Şehir halkının Athena'yı seçmiş olması zaten Poseidon için büyük bir aşağılanmaydı. Bu yenilgi, Medusa olayındaki öfkesinin ve rekabetinin temelini oluşturmuştu. Şimdi biraz kafanız karıştı, değil mi?
Evet, sevgili okuyucu, Medusa'nın trajedisi Poseidon ile Athena arasındaki rekabetin bir sonucuydu. Olay, güzellikten çok güç ve onur çatışması etrafında dönüyordu; çünkü daha öncesinde zaten kişisel hırsları olan iki tanrıydı onlar. Soruyorum, sevgili okuyucu: Bakire tanrıçası olan Athena nasıl ve neden kıskansın Medusa’yı? Olay, tamamen tapınağının kutsallığının Poseidon tarafından ihlal edilmesine öfkelenmiş ve bu öfkeyi Medusa'yı Gorgon'a dönüştürerek göstermiştir.
Peki soruyorum: Sizce asıl trajedi, Tanrıça’nın kişisel hırsının kurbanı olmak mı yoksa dini bir kuralın çiğnenmesinin bedelini ödemek mi? Eğer cezanın temel nedeni, tapınağın saflığını korumak gibi yüce bir dini görev ise bu, Athena'yı kişisel bir kıskançlık gösteren bir figür olmaktan çıkarıp, kuralları uygulamak zorunda olan bir otorite pozisyonuna yerleştirmez mi? Kurban seçimi her ne kadar haklı olmasa bile gerekli olduğunu göstermez mi? Niyeti kutsal düzeni korumak dahi olsa bile mutlak anlamda kıskanç denilebilir mi?
Arachne ve Kibir
Şimdi gelelim Athena tarafından kıskanıldığı söylenen Arachne'ye. Arachne, dokuma yeteneği ile tanınan ve Tanrıların bile hayranlıkla izlediği genç bir kadındı. Ancak Arachne, yeteneğine o kadar güveniyordu ki tanrıça Athena’ya meydan okumaya cesaret etti. Dokuduğu kumaşa Tanrıların zayıflıklarını işledi ve Athena'nın tepkisi oldukça sert oldu. Arachne'yi aşağılamak ve cezalandırmak için onu sonsuza dek örümcek olarak yaşamaya mahkûm etti. Arachne, yeteneği ve cesareti yüzünden bir lanete kurban gitti.
Evet, hikâyenin daha çok duyulan, dikkat çekilen kısmı bu oluyordu. Hâlbuki Arachne Athena'dan daha iyi bir dokumacı olduğunu iddia ederken bu kibre yüzünden Athena kılık değiştirerek onu uyarmaya çalışmış, Tanrılarla rekabet etmemesi gerektiğini söylemişti. Arachne de tekrar kibirlenerek meydan okuduğunda Athena kimliğini açığa çıkarıp onunla yarıştı. Arachne’nin dokuduğu eserde Tanrıların zayıflıklarını ve ölümlü kadınları kandırdıkları sahneleri tasvir etti. Eseri gören Athena kayıtsız kalmamış, tepkisi sert olmuştu. Arachne'yi aşağılamak ve sonsuza dek cezalandırmak için örümcek olarak yaşamaya mahkûm etmişti.
Peki, sevgili okuyucu, bu kıskançlıktan ziyade kutsal olana saygısızlığa olan bir tepki değil midir? Ne sanatsal bir kıskançlıktır ne de sadece kurallara bağlılık; o, kibir ve yeteneğin kesiştiği yerde patlak veren, ilahi düzenin sorgulanmasına yönelik bir tahammülsüzlüktür. Arachne'nin tablosu, Tanrıların kusurlu doğasını ifşa ederek ölümlü bir yeteneğin ne denli yıkıcı bir gerçeğe dönüşebileceğini kanıtlıyor. Athena'nın öfkesi, Arachne'nin yeteneğini kıskanmasından ziyade, ölümlülerin kibrinin ilahi düzene karşı gelmesinden kaynaklanan kaçınılmaz bir bedeldir.
Peki, sevgili okuyucu, Athena'nın bu iki durumdaki tepkileri, modern anlamdaki kişisel bir kıskançlıktan çok bir tanrıçanın dünyevi ve ilahi yasaları koruma görevinden kaynaklanmıyor mu?
Umarım Athena’ya olan bakış açınızı daha çok otorite ve düzen tanrıçası yönüne kaydırmanıza yardımcı olabilmişimdir.
Sağlıcakla kalın, bir sonraki köşe yazımda buluşmak dileğiyle...
Yazar: Amine Demir
aminedemir@bilgigazetesi.org