Son Dakika

BAYRAMIN GÖRÜNMEYEN ODALARI

BAYRAMIN GÖRÜNMEYEN ODALARI

Sevgili okuyucum,

Hepimiz bayramları severiz fakat sahiden hepimiz bayramı bekler miyiz? Takvimler o neşeli günleri işaret ederken her kapının ardında aynı sabırsız heyecan çarpmaz. Bayram, kimileri için rengârenk bir festival kumaşıyken kimileri için geçmişin, çocukluğun ve kırgınlıkların yükünü taşıyan ağır bir kadife perdeye dönüşebilir. Gelin, o kalabalık sofraların neşeli gürültüsünü bir anlığına kısıp bu dönemin ruhumuzda araladığı o görünmeyen, sessiz odalara birlikte bakalım.

Eski Rollerin Kıskacında Bir Yetişkin

Pek çoğumuz kendi hayatımızda sınırları olan, kararlar alan, ayakları yere basan birer yetişkiniz. Ancak bayram vesilesiyle o aile evinin kapısından içeri girdiğimiz an zaman bükülür. Yıllar önce bıraktığımızı sandığımız o çocukluk rollerini, hiç istemeden yeniden üzerimize giymiş buluruz kendimizi. Kimimiz hâlâ "evin kurallara uyması beklenen küçük çocuğu", kimimiz "her yükü sırtlayan fedakârı"... Kendi alanımızı koruyamamanın ve sınır koyamamanın verdiği o sıkışmışlık hissi, bayramın coşkusunu bir anda görünmez bir stres kaynağına dönüştürebilir.

Zorunlu Sosyallik ve Tetiklenen Travmalar

Bayram, doğası gereği yüksek sesli bir "bir arada olma" davetidir. Fakat bu zorunlu sosyallik, bazılarımız için tozlu raflara kaldırılmış çocukluk travmalarının, eski kırgınlıkların yeniden uyanması demektir. Kalabalık masaların ortasında hissettiğiniz o derin yalnızlık ve aile dinamiklerinin yarattığı duygusal yorgunluk, bayramı bir kutlamadan ziyade bir dayanıklılık testine çevirebilir.

Eksikliğin Sesi: Yas ve Özlem

Bir de masadaki o boş sandalyeler, artık çalmayan telefonlar var... İçinde bir yerlerde yas sürecini büyütenler için bayram, neşeden çok özlemin katmerlendiği, eksikliğin yüzümüze daha sert çarptığı bir zaman dilimidir. Herkes birbirine mutlu anlar dilerken sizin için bayram, sadece bir "gidenlerin yokluğu" hatırlatıcısı olabilir.

Sevmemek de Mümkün

İşte bu yüzden bilmeliyiz ki bayramı coşkuyla kucaklamak ne kadar doğalsa, bu yoğun duygusal yükten dolayı ona mesafeli durmak, o günleri kaygılı karşılamak da gayet insani, gayet olasıdır. Kendinizi bu karmaşanın içinde suçlu ya da "eksik" hissetmeyin. Belki de bu bayram, başkalarının sizden beklediği o kusursuz neşeyi takınmak yerine, kendi ruhunuzun neye ihtiyacı olduğuna kulak vermenin tam zamanıdır.

Esen kalın, sağlıcakla kalın. ☺️ Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle...

Yazar: Amine Demir

aminedemir@bilgigazetesi.org