Beykoz’da Kentsel Dönüşüm ve Mülkiyet Çıkmazı: Rant Değil, Adalet Arayışı!
Beykoz’da Kentsel Dönüşüm ve Mülkiyet Çıkmazı: Rant Değil, Adalet Arayışı!
Şahlanış Partisi eski Kurucu Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız, Beykoz özelinde Türkiye’nin en kronik şehirleşme meselelerinden biri olan kaçak yapılaşma, mülkiyet sorunları ve kentsel dönüşüm süreçlerine dair çarpıcı bir değerlendirmede bulundu. Yıldız, sorunun yalnızca bugünün hukuki sonuçları üzerinden tartışılmasının sosyal adaleti zedeleyeceğini belirterek, geçmişin idari ve ekonomik koşullarının hesaba katılması çağrısı yaptı.
"İstihdam Var, Barınma Planlaması Yoktu"
1969 yılından bu yana Beykoz’da ikamet eden ve bölgenin dönüşümüne yakından tanıklık eden Mehmet Mahmut Yıldız, ilçenin geçmişteki sanayi kimliğine dikkat çekti. Şişe Cam, Tekel ve Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası gibi dev işletmelerin binlerce insana ekmek kapısı olduğunu hatırlatan Yıldız, şu kritik tespitte bulundu:
"İnsanlara iş imkânı sunulmuş, fakat bu insanların ve ailelerinin barınma ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı aynı ölçüde planlanmamıştır. Başka bir ifadeyle, istihdam politikası uygulanırken barınma politikası yeterince düşünülmemiştir. Geçimini sağlamak üzere İstanbul'un gelen vatandaşlar, kendi imkânlarıyla barınma sorunlarını çözmeye çalışmıştır."
Geçmişte kamu kurumlarının bu yerleşimlere yönelik müdahalelerinin bugünden çok farklı bir seyir izlediğini belirten Yıldız, bugün ortaya çıkan tablonun tek başına vatandaşa mal edilemeyeceğini vurguladı.
Araziler Değer Kazandıkça Vatandaşın Belirsizliği Başlıyor
Beykoz’un en büyük açmazlarından birinin mülkiyet sorunu olduğuna işaret eden Yıldız, tapu kayıtları ile fiilî kullanım arasındaki uçuruma dikkat çekti. Çeşitli kamu kurumları adına kayıtlı araziler üzerinde yıllardır yaşayan vatandaşların, arazilerin değer kazanmasıyla birlikte ciddi bir tedirginlik yaşadığını belirtti:
-
"Yıllar önce barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla büyük güçlüklerle konut edinen vatandaşlar, bugün arazilerin değer kazanmasıyla belirsizlik yaşamaktadır."
-
"Kentsel dönüşüm gündeme geldiğinde, vatandaşların yıllardır yaşadıkları yerlerden uzaklaştırılması veya hak ettiklerini alamama endişesi ortaya çıkmaktadır."
-
"Geçmişte vatandaşın barınma ihtiyacına yeterli çözüm üretemeyen kamu yönetimi, bugün ortaya çıkan bütün sorunların sorumluluğunu yalnızca vatandaşa yükleyerek mi çözüm üretecektir?"
"Kentsel Dönüşüm, Yerinden Etme Projesi Olmamalıdır"
Kentsel dönüşümün sadece eski binaları yıkıp yenilerini yapmak anlamına gelmediğini belirten Yıldız, güvenli, sağlıklı ve sosyal ihtiyaçları karşılayan yaşanabilir alanların hedeflenmesi gerektiğini ifade etti. Beykoz için çözüm reçetesini şu başlıklarla sıraladı:
-
Kapsamlı Kadastro ve Mülkiyet Tespiti: Mahalle mahalle, parsel parsel inceleme yapılarak fiilî kullanım ve hak sahipliği durumları netleştirilmelidir.
-
Adil Mülkiyet Düzenlemeleri: Hukuken mümkün olan alanlarda şeffaf çözümler üretilmeli, kamu arazilerindeki yerleşimlerde vatandaşın mağduriyeti önlenmelidir.
-
Mahallere Özel Projeler: Her mahallenin coğrafi konumu, nüfusu ve sosyal yapısı dikkate alınarak ayrı ayrı imar planları hazırlanmalıdır.
-
Yerinde Dönüşüm Esası: Teknik ve hukuki şartların elverdiği bölgelerde, mevcut sakinlerin yerinden edilmesini önleyen yerinde dönüşüm modellerine öncelik verilmelidir.
-
Ekonomik Hakkaniyet: Kimsenin ödeme gücünü aşan yükümlülükler altına sokulmaması, sürecin insan onuruna uygun yürütülmesi gerekmektedir.
Yerel Yönetimlere ve Yetkililere Ortak Akıl Çağrısı
Kaçak yapılaşmayla mücadelenin sadece belediyelerin zabıta veya yıkım faaliyetleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Mehmet Mahmut Yıldız; yerel yöneticileri, belediye meclis üyelerini, kamu kurumlarını, şehir plancımlarını, hukukçuları ve mahalle temsilcilerini kapsayan geniş katılımlı Çalıştay ve toplantılar düzenlenmesine çağrıda bulundu.
Yıldız açıklamasını şu güçlü vurguyla tamamladı:
"Unutulmamalıdır ki şehirler yalnızca betonla, binalarla ve imar planlarıyla değil; insanıyla, tarihiyle ve sosyal dokusuyla yaşar.
KAÇAK YAPILAŞMANIN SEBEPLERİNİ ORTADAN KALDIRMADAN, YALNIZCA SONUÇLARIYLA MÜCADELE ETMEK KALICI ÇÖZÜM DEĞİLDİR.
KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNDE RANT DEĞİL, İNSAN; MAĞDURİYET DEĞİL, ADALET OLMALIDIR."