Son Dakika

Bir Şey Yapacaktım ama Ne?

Bir Şey Yapacaktım ama Ne?

Yazan: Bike S. Demirkız

A person sitting on a couch

AI-generated content may be incorrect.

Sabah güneş pencereden süzülürken, Şerife Teyze gözlerini ovuşturarak kalktı.

“Bugün kesin bir işim vardı… Ama neydi?” Elini beline koydu.

 “Önce şu balkon silinecek. Hava güzelken silmek lazım.”

Elinde paspasla balkona çıktı. Ama o da ne? Kapının önündeki pazar filesi hâlâ yerde.

 “Hay Allah! Dün pazardan geldikten sonra unuttum ya, bu biberleri dolaba koymayı.”

Balkonu unuttu, biberleri alıp mutfağa geçti. Dolabı açınca gözüne su şişesi ilişti.

“Ayy bu sürahi boşalmış. Misafire rezil olurum valla!”

Biberleri tezgâha koyup sürahiyi alarak musluğa yöneldi. Bu sırada ocakta dolu duran çaydanlığı gördü.

 “Dünden beri çaydanlık burada! Aman haaa, gelin gelir de görürse ‘bunadı’ der sonra.”

Çaydanlığı ocaktan alıp boşaltırken telefon çaldı.

Evdeki eski model sabit telefon. Zırrr zırrr diye çalıyor, içinden “sanki Azrail arıyor bu ne yaa”

Koştu koştu, kabloya takıldı, terlik ayağından fırladı.

“Alo” dedi, arayan yan binadaki komşusu Ayten’miş.

 “Şerife abla, benim evin önünde bir çanta var geçen günden beri, senin midir?”

 “Benim olabilir, ne çantasıymış o?”

 “Yeşil, fermuarı bozuk.”

 “Aaa, o benim pazar çantam!”

O an hatırladı: geçen gün pazarda kayboldu sanmıştı.

 “Ayten kızım, sen evde misin? Hemen geliyorum.”

Ayakkabısını giymeye gitti ama orada demin eline aldığı paspası buldu.

 “Haaa! Balkon silinecekti ama…”

Paspası bırakıp ayakkabıları buldu. Ama bu defa da gözü masada unuttuğu faturaya takıldı.

 “Hay Allah! Bugün elektrik faturasını yatıracaktım! Ha gayret, çıkmışken şimdi yatırayım bari.”

Çantasını bulmak için dolabı açtı, ama raftaki yoğurt kabı dikkatini çekti.

“Dün bakkalın çırağı getirmişti, tüh gördün mü ya, burada unutmuşum. Bu yoğurt bozuldu mu acaba?”

Kapağını açtı, kokladı, bir şey anlamadı.

 “Ben bunu çöpe atayım da içim rahat etsin ne olur ne olmaz.”

Yoğurt kabını çöpe atarken gözü çöp kutusuna takıldı.

 “Ayyy! Bu da ne zaman dolmuş böyle!”

Çöp torbasını aldı, kapıyı açtı ama dışarı çıkar çıkmaz komşu Meryem’e rastladı.

 “Aaa Şerife abla, nasılsın? Ne o elin kolun dolu yine!”

 “Ay ben de bilmiyorum komşum, sabahtan beri bir şeyler yapıyorum ama ne yaptığımı ne sen sor ne ben söyliyeyim.”

O sırada posta kutusuna bakmak geldi aklına. İçeride bir fatura vardı.

 “Hah! Bu ayki doğalgaz faturası da gelmiş!”

Faturayı cebine koydu, tekrar eve döndü.

Salona girince, çaydanlık hâlâ ocaktaydı, biberler tezgâhta, faturalar elinde, çantası komşuda, balkon aynı yerde.

Koltuğa oturdu, gözlerini kısıp mırıldandı:

 “Ben… bir şey yapacaktım ama… neydi yahu?”

Tam o sırada kapı çaldı. Gelen Süheyla’ydı, torunu.

 “Babaanneee, nasılsın günün nasıl geçti?” diye boynuna sarıldı.

Şerife Teyze derin bir iç çekti:

 “Vallahi kızım, sabahtan beri ayaktayım. Hiçbir şey yapmadım ama… çok yorgunum!”

Süheyla gülerek sordu:

 “Peki balkonu sildin mi?”

 “Ne balkonu? Hangi balkon? Sen nerden biliyorsun kız?

“E babaanne her gün yarın balkonu sileceğim diyorsun ya telefonda”

“Sen dur hadi ben gelmişken bir sileyim hemen”

Not: Balkon tertemiz, çöpler atıldı, faturalar ödendi, biberler pişti artık dolma oldu, yanına da mis gibi taze yoğurt kondu. Şerife Teyze bugün tatil yaptı dinlendi. Torunu ile karşılıklı yorgunluk çayları içildi. İşte mutluluk buydu…

***