Dünya

GÖNÜL ŞAİRİ

GÖNÜL ŞAİRİ

13. Yüzyıl şairlerinden olan Yunus Emre Türkçe'yi en duru şekilde kullanarak herkese hitap eden hikmet dolu şiirler kaleme almıştır. Anadolu’nun bağrı yanık evladı Yunus şiirlerinde ağırlıklı olarak ilahi aşkı terennüm etmiştir. Bunun dışında dünyanın faniliği, yaratılmışlara duyulan sevgi, ölüm- doğum, yaşama olan bağlılık, ilahi adalet gibi konular da Yunus'un şiirinin yapıtaşlarını oluşturur. Dizelerinin gönülden gönüle köprü kurması şiir söylemedeki ustalığına bağlıdır. Şiirlerinden onun söyleyiş tarzıyla lirizmi; yani coşkuyu söylediği ile didaktizmiyani öğreticiliği nasıl ustaca kullandığına da şahit oluruz. Gördüğü her nesnede Allah’ı ve onun sanatlarını temaşa eden şair kendi yaşadığı asırdan ta günümüze şiirleri yoluyla seslenmektedir. Bir gönül insanı olan Yunus her daim bir arayış içinde olmuş ve bu arayış sonrası Hakk’ı bulmuş, yüreği onun aşkıyla dolmuş ve o aşkla gönlünden damıttığı şiirleri de bizlere sunmuştur. Kainat kitabını okuyarak o kitabın en önemli derslerini şiirsel bir dille ifade etmiştir.

“Bir ben vardır bende benden içeru” dediğinde o suretin arkasındaki sirete dikkat çekmiştir. Kabuğa değil; öze bakılması gerektiğini ifade etmiş, görünenin ardındaki görünmeyene, insanın özüne dikkat çekmiştir şiirlerinde.

Tasavvuf yoluyla ilahi aşka ulaşma onun hem yaşamının hem de şiirlerinin ana teması olmuştur. Aşksız bir gönlün taştan farkı yoktur, aşk her şeyi aydınlatan bir güneştir onun için. Tüm varlık alemiyle bağını ilahi aşka yönelik kuran şair “Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver onları bana seni gerek seni” diyerek bu dünyadaki yegane amacının Allah’a ulaşmak olduğunu en açık şekilde ifade etmiştir.

Bu aşka ulaşmak için tasavvuf yolunu benimseyip Tapduk Emre'nin müridi olmuş hamlıktan pişmeye doğru nefis terbiyesi sürecinde Tapduk Emre’nin büyük katkıları olmuştur.

Yunus Emre birçok şiirinde dünyanın geçiciliğine vurgu yaparak

 “ Mal sahibi mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi”

diyerek insanlara bu dünyada misafir olduklarını iliklerine kadar hissettirmiştir.

Kafesten kuş uçması gibi gövdeden de canın çıkıp gideceğini söyleyerek ölümlü olduğumuzu bu dünyanın baki olmadığını vurgulamıştır. Bunları yaparken aslında kendisinin dünyadaki anlam arayışına ve bu yoldaki serüvenlerine şiirleriyle bizi de ortak etmiştir.Bu dünyaya sevgi için geldiğini söyleyerek amacının gönüller yapmak olduğunu vurgular, ayrıca gönül kırmanın ibadetlerle de telafi edilemeyeceğini söyler. Ona göre insan kalbi Hakk’ın tecelligahı olduğu için kim gönül yıkar ise iki cihanın da bedbahtıdır.

“Sen seni ne sanursan, ayruğı da o san.” derken başkalarını da kendimiz gibi görmek gerektiğini insanlara hoşgörüyle yaklaşmak gerektiğini yani gönül insanı olmanın gereklerini anlatmıştır. İnsan sevgisiyle dolu olan ve bu sevginin kaynağında vuslatı arayan Yunus’un şiirlerindeki bu temalar birleşip ilahi aşkla nihayete erer.

“Ballar balını buldum kovanım yağma olsun.”

“Bana seni gerek seni” derken ilahi aşkın terennümlerini iliklerimize kadar hissederiz. O aradığını bulmuş, o aşkın içinde kaybolmuş geçici aşklara gönlünü kapatmış, Hak’ta fani olmuştur. Yunus'un daldığı bu ilahi aşk ummanı, onun bu dünyadan geçerken söylediği hikmet dolu şiirleriyle yüzyıllar sonra bile bizim gönlümüzde makes bulmasının nedenidir. Onun gönülden gönüle kurduğu bağ samimiliğinden kaynaklanmaktadır.

“Yunus Emre der hoca

Gerekse var bin hacca

Hepsinden iyice

Bir gönüle girmektir.”

diyen şair geçici dünya penceresinden alemi seyrederken insanın bu dünyada yapacağı en güzel şeyin bir gönle girmek olduğunu söylüyor. Ve şiirleriyle yüzyıllardır insanların gönlünün en müstesna köşesine tahtını kurmuş durumda...

Edebiyatçı - Yazar

Sümeyye Öztaş