Son Dakika

Harese

Harese

Harese nedir? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris,ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur: Develere çöl gemileri derler bilirsiniz, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri diken vardır, gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı Haresidir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur işte. Tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur. Bu sarhoşlukla aynı hareketleri sürekli tekrarlar

Güç ve iktidar hırsı benliğine işlemiş “haris” bir siyasi liderin “hubris” karakter özellikleri ile buluşması kadar tehlikeli hiçbir şey yoktur. Hubrissendromunun  ortaya çıkmasında sınırsız ve genellikle kontrol edilmeyen bir büyük siyasi güce sahip olmak arzusu etkilidir. Makama, mevkiye, otoriteye karşı istek ve arzusu olan bir siyasi lider eğer uzun süreli ve kalıcı mutlak bir siyasi güce sahip olursa, o takdirde sahip olduğu kişilik özellikleri (narsisizm, Makyavelizm ve psikopatlık) etkisini göstererek su yüzüne çıkar ve “güç zehirlenmesi” adı verilen bir olgu görülür. Bu güç işte yıllardır Ortadoğu’yu kana buluyor ve doymuyor. Ülkemizde de aynı zehirlenme devam ediyor. Yıllardır şehirlere hendekler kazmalar, bombalar patlatmalar, şehirleri ataşe vermeler…  saçına dolarlar dolayanlar, lüxs otomobillerle hava atmalar..bir tarafta Pazar fiyatları el yakıyor. Diğer taraftan şahlanıyoruz diye masallar dinliyoruz. Bir taraftan madenlerimiz, ormanlarımız talan ediliyor, tüm devlet taşınmaz mallarımız özelleştiriliyor, diğer tarafta uzaya dört şeritli yol yaptık desek inanacak kitlemiz var deniliyor. Kira ve ev fiyatları yüzünden çocuğuna çikolata alamayan baba, diğer tarafta dört uçakla ziyarete giden siyasetçi. Emekliye para yok ama Resmi Gazete’de yayımlanan belgelere göre mayıs ayında tam 1503 kez şirketlere teşvik verildi. Böylece 5 ayda şirketlere verilen teşvik sayısı tam 6 bin 918 oldu. Kirasını ödeyemeyen işçi kendisini vurarak hayatına son veriyor, diğer tarafta Şirketlere vergi indirimi, KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, KDV iadesi, sigorta pirimi işçi hissesi desteği, sigorta pirimi işveren hissesi desteği, yatırım yeri tahsisi, faiz veya kâr payı desteği gibi teşvikler sağlandı. Bu teşviklerden yerli ve yabancı firmalar faydalandı.  İşçiye zam vermek için kaynak yok ama  Bursa’da bulunan Anipek Tekstil de teşviklerden faydalandı. Şirket 101 milyon 283 bin TL’lik yatırım ve dokumaların boyanması karşılığında gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, 3 yıl sigorta primi işveren hissesi, yüzde 55 vergi indirimi, yüzde 20 yatırıma katkı oranı teşvikleri sağlandı.

Tezgah arabasında simit satan vatandaşı tekme tokat döverek arabasına el koyan yetkililer,Orjin Gayrimenkul’e ise bir ay içinde iki defa teşvik verilmesi kararlaştırıldı. Şirkete 284 milyon 893 bin TL ve 206 milyon 367 bin TL’lik iki yatırım karşılığında şu teşvikleri aldı:

Gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, 6 yıl sigorta primi işveren hissesi, yüzde 70 vergi indirimi, yüzde 30 yatırıma katkı oranı. Vatandaş kredi borcu yüzünden traktörüne el koyuluyor, diğer tarafta  KİPAŞ Holding’e bağlı KÇS Kahramanmaraş Çimento’ya da teşvik verilmesi kararlaştırıldı. Şirkete 114 milyon 975 bin TL’lik yatırım karşılığında faiz desteği, gelir vergisi stopaj desteği, gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, 10 yıl sigorta prim desteği, 10 yıl sigorta primi işveren hissesi, yüzde 90 vergi indirimi, yüzde 50 yatırıma katkı oranı verildi.

Şirketlere verilen teşvik bilgileri https://www.birgun.net/haber/iktidarin-tercihi-yine-sirketlerden-yana-oldu-453867 adresinden alınmıştır. Oradan geniş kapsamlı inceleyebilirsiniz.

Haber bültenlerinde sadece kötü olaylar yer alır. Sürekli işsizlikten, sellerden, adam öldürmeden, tecavüz, kapkaç, adam yaralama, banka iflaslarından, terör saldırılarından ve her an bu saldırıların hedefi olabileceğimizden bahsedildiğini duyarız. Bu haberler her gece maruz kaldığımız korkunç senaryoların sadece küçük bir parçasıdır. Bütün dünyadan toplanıp bir araya getirilmiş en acımasız haberlerin ardından, haber spikeri bize gülümseyerek iyi geceler diler.

Bu nasıl iyi bir gece olabilir ki?

Televizyon ve gazetelerde yayınlanan haberler, korkularımızı keskinleştirmek ve güçlendirmek için en kötü bilgi kaynaklarıdır. Onlar yüzünden her zaman savunmada kalırız. Onlar yüzünden bütün bedenimiz bitap düşer ve başka bir bakış açısını göremez hale geliriz. Eğer düşüncelerimizle kaygı enerjisine girersek, şunu hatırlamamız gerekir: Benzer, benzeri çeker. Ve aslında korktuğumuz da bir gün başımıza gelir muhakkak.

Kaygılarımızla, tam olarak korktuğumuz koşulları yaratırız.

Bu haber bültenleriyle, gazetelerle bu siyasilerin bakış açılarıyla bu kısır döngüden çıkmak kolay değildir, çünkü stres hormonlarının aktif hale gelmesi düzgün düşünmeyi de engeller. Bunu kanıtlamak için yukarıda bahsettiğim satırları okurken nasıl sinirlendiğinizi, nasıl moraliniz bozulduğunu anlayabiliyorum. Bu stres altında yaşadığımız için ülke olarak üretemiyoruz, düşünemiyoruz, ilerleyemiyoruz. Sürekli kavga ediyoruz, birbirimizi kıskanıyoruz, birbirimizi çekiştiriyoruz. Bu yüzden bir arpa boyu yol alamıyoruz. Hep bir umutsuzluk kısır döngüsünde dönüp dolaşıyoruz.

Stres altında, zihinsel kapasitemiz ve bilinçli bir şekilde kavrama yeteneğimiz azalır.

Stres altındayken ne düzgün şekilde düşünebiliriz ne de bilinçli kararlar alabiliriz. Bu durumda kaygı barındıran enerjiden çıkıp pozitif bir düşünce alanı yaratmak daha zor hale gelir. O haberleri izleyip kaygılı ve stresliyken uyuduğumuzda bu enerjiyi sadece düşsel bilincimize taşımakla kalmayız, aynı zamanda anılarımıza da depolamış oluruz. Çünkü – beyin hakkında yapılan araştırmaların ortaya koyduğu gibi- hafızamızda geceleri depolanır. Başka bir deyişle, yaşananlar uykuya ne kadar yakınsa, o kadar yoğun şekilde anılarımızın arasında kaydedilir. Yani kaygı enerjisi bizim tek gerçekliğimiz haline gelir. İlk bakışta zararsız görünen bu durum, orta doğuyu kana bulamaya yeter de artar bile.

Yıllardır televizyon ekranlarında anlatılan, kavgacı, ayrıştırıcı, şucu, bucu, diye diyebugun bizim sokaklarımızın kan gölüne çevrilmesi için sistemli bir şekilde çalışılmasının ürünü değilde nedir?

Bu kasıtlı yapılan haberlerin, bizleri ayrıştıran, ötekileştiren siyasi söylemlerin bu güne kadar bize ne gibi faydası olmuştur? Hangi siyasi görüş bizi mutlu etmiştir? Yıllardır peşinden koştuklarımızın toplumumuza ne gibi faydası olmuştur? Kardeşi, kardeşe öldüttürmekten, kavga ettirmekten başka. Sabahtan akşama kadar yayınlanan cinayet programlarının, ya da aldatmalı, öldürmeli dizilerin ne gibi faydası olmuştur? Bugün sokaklarda canice işlenen cinayetler bu programların ne kadar ve ne gibi katkısı olmuştur?

Peki bu kısır döngüden nasıl çıkılır? Sadece bu döngüyü arkanızda bırakarak.

Söylediklerimi kanıtlamak için küçük bir deney yapın: bir hafta boyunca uyumadan önce haberleri dinlemeyin ve kendi pozitif enerjinizi bulmak için kendinize yoğunlaşın. Dıştaki korkunç uyaranlara sırtınızı dönerseniz içinizdeki huzuru keşfetmenin güzelliğinin farkına varırsınız.

Büyük seçimlerde siyasetçilerin insanların içine korku salıp kendilerini tek çözüm yoluymuş gibi sunmasından ve endişelenecek hiçbir şey olmadığına dair insanları ikna etmeye çalışmasından bıkmadınız mı? Bu bana dünyadaki en korkunç haberleri bize gösterip sonrasında iyi geceler dileyen haber spikerini hatırlatıyor. İkisi de her türlü moral bozukluğunu üzerinize boca edip mutlu bir akşam dilerken aklımızla alay ediyorlar sanki.

 

Belki de siz kendi kendinize iyi geceler dilemelisiniz. Hayatınız sizin ellerinizde ve her şeyin gerçekleştiği yer de sizin hayatınız. Dıştaki tüm seslere kulağınızı kapatın ve içinizdeki sakinliğin huzuruyla iyi günlere ve gecelere erişin. 

Eğitimci Yazar

Soner Atabek