HER İNSANIN KULAĞIMIZA İLK FISILDADIĞI MELODİ
HER İNSANIN KULAĞIMIZA İLK FISILDADIĞI MELODİ
Sevgili okuyucum, siz de fark ettiniz mi? Biriyle hayatınızda ilk kez tanışırsınız ve onun peşi sıra, o güne kadar radarınıza hiç takılmamış yepyeni bir melodi yerleşir dünyanıza. O yeni insanın hayatınıza getirdiği o farklı frekansı, o bambaşka tınıyı siz de keşfettiniz mi?
Herkesin bildiği, meydanlarda çalan, rüzgârın sesine karışıp giden o tanıdık ve gürültülü şarkılar vardır. Güvenlidir onlar; eşlik etmesi kolay, hatırlaması zahmetsizdir. Hayatın ritmini o herkesin bildiği melodilerle tuttuğumuzu sanırız. Ta ki hayatımıza ilk kez adım atan o yabancıya kadar. Biriyle tanışırsınız; hayatınızda ilk kez... Ve o insanın gelişiyle, o güne kadar yüzlerce kez önünüzden geçtiği hâlde hiç "duymadığınız", bir albümün en arkasında, en kuytusunda unutulmuş gizli bir şarkı sızar odanıza.
Aslında biz sadece yeni bir insanla tanışmayız; o insanın bugüne kadar biriktirdiği acıların, neşenin ve sessizliklerin taşıyıcısı olduğu o gizli kütüphaneyle tanışırız. Her insan, ruhunda kendi radyosunu taşır. Ve o insan hayatımıza girene kadar, bizim içimizdeki alıcılar o frekansı yakalayacak güçte değildir. "Bu melodi hep oradaydı, neden daha önce hissetmedim?" şaşkınlığı, aslında o insanın ruhunun bizim içimizde açtığı yeni bir kapıdır. Bize o güne kadar sağır olduğumuz bir sesi duyurur.
Herkesin durup baktığı, herkesin kolayca eşlik ettiği o bilindik duyguları herkesle paylaşabilirsiniz. Ama bir yerlerde sessizce sırasını bekleyen, kimsenin uğramadığı o gizli tınıyı ancak hayatınıza giren o doğru insanın frekansıyla keşfedersiniz. Belki de insanları hayatımızda kapladıkları alanla ya da süresiyle değil, kulağımıza ilk fısıldadıkları o isimsiz ve gizli melodilerle ölçmeliyiz.
Esen kalın, sağlıcakla kalın. Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle.
Yazar: Amine Demir
aminedemir@bilgigazetesi.org