Son Dakika

Kalbin Aşkla Yüzleşmesi: Eğitimci Yazar Filiz Akkaya'dan "Meyra"

Meyra'ya Dair...

Her kelime, yüreğin bir damlası. Her dize, ruhun bir arayışı. "Meyra" bu topraklardan, bu kadim coğrafyadan, kalbimin en derinlerinden fısıldadığı bir şiir oldu. Kâğıda dökülmeden önce, uzun bir zaman içimde demlendi. Çatlamış dudaklarda bir dua, Sefa ile Merve arasında koşan aciz bir kalp ve her şeye rağmen yoluna devam eden bir umut... Meyra, aslında hepimizin içindeki o arayan, sorgulayan, aşkı bulmaya çalışan yanımız. Şiirimde, aşkın sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir yolculuk, bir kendini bulma serüveni olduğunu anlatmaya çalıştım. Bu mısralar, kalbinizden kalbinize bir köprü kurmayı umuyor.

MEYRA

Gün çiliyor sessiz odanın duvarlarına

Akşamdan kalma hüzünleri

Sil gözlerinden Meyra

Bak, mevsimler geçiyor pencerenden

Kah yeşil, kah mavi, kah sarıca

Sen hâlâ sığıntı, kalbinin Hira'sında

Hasret mi düştü payına Meyra

Bu ezeli bir dava, ümmi bir yara

İcazet bekler yardan, her gün doğumunda

Yüreğinin alfabesinde her kurulan cümle

Çağırıyor Aşk'a

Hadi kalk,

Kalan bir dirhem umudu da vur yollara

Çatlamış dudaklarında titrek bir dua

Yok mu çöllerine düşecek tek bir damla

Ah Sefa Merve arasında aciz düşen Meyra

Aşk ateşin nârında, kelebeğin intiharında,

Bulutların gözyaşında,

Rüzgarın divane savruluşunda

Bilemedin mi hâlâ?

Hümeyra

Biat etti yüreğin aşkın Araf'ında

Hatırla

Aşkı fısıldamıştı kulağına arş-ı sema

Kırkı çıkmadan aşk nöbetinin

Dünya şerbetini sundular sana

Boğazındaki o köz kokusu da ne Meyra

Aşkın şerbeti mi sandın, içtikçe yaralandın

O gün bugündür her attığın adım gurbet

Her günün yüreğine külfet

Dağlara, ağaçlara, parlayan aya

Birer birer kayan yıldızlara and olsun

Yokluğun makamından arşa selâm olsun

Sır dediğin nedir ki Meyra

Sor kuşlara,

Sor toprakları şımartan bulutlara

Kozasından süzülen aşka

Sor uyanan gözlerine,

Sor kalbine Meyra

Fısıldasın kulağına, aşk senden sana...

Aşk Senden Sana...

Şiirimin son dizesi olan “Aşk senden sana…” ile, aslında tüm arayışın kendi içimizde bittiğini fısıldıyorum. Dış dünyada aranan aşk, hasret ve huzur; ruhun en derinlerinde gizlidir. Tıpkı Hira’da inzivaya çekilen kalbin sığıntı hâli gibi, aşk da içsel bir yolculukla keşfedilmeyi bekleyen bir sırdır. Bu mısralar, okuyucumu kendi iç dünyasına bakmaya, ruhunun çöllerinde kaybolmak yerine "Aşk"ın pınarına ulaşmaya davet ediyor. Çünkü bilirim ki, aşkı ancak kendimizde bulduğumuzda, o en saf ve sonsuz hâline kavuşabiliriz.

Eğitimci Yazar Filiz Akkaya