Son Dakika

Onların Gözyaşları, Bizim Vicdanımız

Onların Gözyaşları, Bizim Vicdanımız

Sevgili okuyucu,

Bazen kelimeler kifayetsiz kalır. Bazı acılar o kadar derindir ki, onlara sadece sessizce tanıklık edersiniz. Bugün size, sessiz bir çığlığın hikayesini getirdim. Bir bebeğin, annesine olan içli seslenişini... O minicik bedenlerin büyük yüreklerinden dökülen bu satırlar, her birimize dokunmalı.

Ben bir bebeğim anne, senin gözlerin gibi bakıyor gözlerim. Tanıyorum ellerini, gülüşünü. Kalbim aşina kalp atışlarına. Ben bir bebeğim anne. Kardeşlerim gibi, diğer teyzelerin amcaların bebekleri gibi.

Ama sen annem, neden diğer anneler gibi ışıl ışıl bakmıyor gözlerin. Neden gözlerini kaçırıyorsun bakışlarımdan. Her bebek ağlar anne. Kimsenin annesi hıçkırıklara boğulmuyor göğsüne basarken yavrusunu.

Komşunun bebeği ilk adımlarını attı, sen bana sarılıp ağladın. Ben de yürüyeceğim anne, göreceksin. Adımlarım yorgun, bedenim ağır ama gülüşüm yüreğim gibi kocaman. Bana da bu yakışır değil mi anne. Gülüşümü gözyaşlarınla gölgeleme. Ben henüz karanlığı bilmiyorum. Karnım doyunca, tatlı sesini duyunca, aydınlanır ruhum. Bana aydınlanmayacak karanlıkları öğretme anne.

Mutfaktan gelen kokulara üşüşürken kardeşlerim, bana getirdiğin hep aynı mamayı yerken, onlar sokakta oynarken, havuzda sularla dans ederken, anlamsız düşünceler büyüyor içimde. Serçe kanatlarıma ağır geliyor hayat. Senden saklamam mümkün mü yüklerimi. Biliyorum, benim tüm hüznünün sebebi. En çok da bu acıtıyor canımı.

Dün gelen teyze ninniler söyledi uyuturken bebeğini. Bir tebessüm vardı tatlı sesinde. Tatlı rüyalara dalarken o mutlu bebek, ben dudaklarda buruk bir acıyla okunmuş dualarla uyutuldum. Başımı okşayan titrek dokunuşlara anlam da veremiyorum bazen. Ama kalbindeki hüznü görebiliyorum.

Bazen yüzüme öyle derin bakıyorsun ki, gülüşlerimi unutmamak, her daim aklında tutmak için verdiğin çabanın farkındayım. Sanki avuçlarından, bir yıldız gibi kayacağım, ve sen gülüşümdeki o ışığı hafızanda her daim muhafaza etmek için çabalıyorsun. Beni unutma anne!

Nefesim kesiliyor bazen. Naz yapmıyorum inan. Seni bir daha görememekten korkuyorum. Başka bebekler gibi kucağında büyüyememekten.

Anlatamıyorum sana ama ağlıyorum. Ne olur nefes ol bana. Hani karnında olduğum gibi yan yana. Annem, söyleyemediğim, ağladığım zamanlarda sarıl sarmala. Ben bir bebeğim. Adımı bilmem ama, SMA diyorlar son zamanlarda. Ne olur annem yeniden can ol bana.

Ne olur can ol!

Umut İçin Bir Adım Atmak Zorundayız

Bu satırlar, Spinal Musküler Atrofi (SMA) hastası bir yavrumuzun gözlerinden dökülenlerdir. Onların her bir nefesi, her bir hareketi bir mücadeledir. Anne ve babalarının gözyaşları, çaresizlikten değil, evlatlarına duydukları sonsuz sevgidendir. Bu hastalık, kasları eriten, yürüme ve nefes alma yeteneklerini kısıtlayan genetik bir yıkım. Ancak artık biliyoruz ki, SMA çaresiz değil. Gelişen tıp teknolojisi sayesinde, erken teşhis ve hızlı tedavi, bu çocuklara yepyeni bir hayat sunabilir.

Bizler, bu hikayenin sadece okuyucusu değil, aynı zamanda umudun bir parçası olabiliriz. Küçük bağışlarımızla, farkındalık yaratma çabalarımızla, onların "can ol" çığlığına kulak verebiliriz. Unutmayın, bir canın nefesi, tüm insanlığın vicdanıdır. Onların ellerini tutmak, gülüşlerine ışık olmak ve annelerinin gözlerindeki o buruk hüznü silmek, hepimizin görevi. Elimizden geleni yapmalı, onlar için bir adım atmalıyız.