Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız'dan: Türkiye Demokrasisinin Kara Lekesi: 27 Mayıs 1960 Darbesi
Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız'dan: Türkiye Demokrasisinin Kara Lekesi: 27 Mayıs 1960 Darbesi
Türk demokrasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan 27 Mayıs 1960 darbesinin üzerinden tam 65 yıl geçti. Ancak bu acı olayın toplum üzerindeki yıkıcı etkileri, Şahlanış Partisi Kurucu Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız'ın da vurguladığı gibi, hâlâ derin izler bırakmaya devam ediyor.
Yıldız, kaleme aldığı yazısında, 1950 seçimlerinde "Yeter söz milletin" sloganıyla iktidara gelen Demokrat Parti (DP) dönemini ve ardından yaşanan darbe sürecini detaylıca ele alıyor. DP'nin yüzde 55 oy oranıyla Meclis'e girmesiyle başlayan süreçte, Celal Bayar'ın Cumhurbaşkanlığına, Adnan Menderes'in ise Başbakanlığa geldiğini hatırlatan Yıldız, DP'nin ilk icraatlarından birinin ezanı aslına kavuşturmak olduğunu belirtiyor.
Milli İradenin Yükselişi ve Ardından Gelen Krizler
Yıldız'ın yazısına göre, "milli irade" kavramının öne çıktığı DP iktidarı döneminde tarımda makineleşme, sanayi, eğitim, sağlık ve ulaştırma alanlarında önemli adımlar atıldı. Halkın memnuniyetini kazanan bu icraatlar, 1954 seçimlerinde DP'nin oylarını yüzde 57'ye çıkarmasına ve rekor sayıda milletvekili kazanmasına yol açtı. Ancak bu yükselişle birlikte DP ile CHP arasındaki siyasi çekişmelerin de yoğunlaştığına dikkat çeken Yıldız, CHP'nin taşınır-taşınmaz mallarının Hazine'ye devri düzenlemesinin iki parti arasındaki uçurumu derinleştirdiğini ifade ediyor.
Yıldız, makalesinde, güçlü iktidarın yanı sıra ülkenin ekonomik kriz sinyalleri almaya başladığına da vurgu yapıyor. Ordu içindeki rahatsızlıklar ve parti içi anlaşmazlıklar sonucunda Hürriyet Partisi'nin kurulması gibi gelişmelerin, ülkedeki gerilimi artırdığını belirtiyor.
6-7 Eylül Olayları ve Darbe Hazırlıkları
1955 yılında yaşanan 6-7 Eylül olaylarının, azınlıklara yönelik saldırılarla Türkiye'nin imajına büyük zarar verdiğini ifade eden Yıldız, bu dönemde ordu içinde darbe hazırlıklarının da başladığını aktarıyor. Binbaşı Samet Kuşçu'nun ihbarıyla engellenen "9 Subay Olayı"nın ardından, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın Milli Savunma Bakanı'nı değiştirdiğini belirtiyor.
Menderes'in 1959'daki Londra uçak kazasından sağ kurtulmasının kısa süreli bir moral yükselişine neden olduğunu belirten Yıldız, bu sürecin ardından CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün "Büyük Taarruz" gezileriyle siyasi gerilimin yeniden tırmandığını anlatıyor. Özellikle Uşak ve İstanbul'da yaşanan olaylar, öğrenci gösterileri ve Turan Emeksiz'in hayatını kaybetmesi gibi trajik gelişmeler, ülkeyi darbe zeminine hazırlayan önemli adımlar olarak sıralanıyor.
27 Mayıs 1960: Demokrasiye İndirilen Ağır Darbe
Yıldız'ın yazısına göre, Ankara'da düzenlenen "555K" kodlu öğrenci gösterisi ve Menderes'in bir öğrenci tarafından boğazının sıkılması gibi olaylar, gerilimi zirveye taşıdı. 21 Mayıs'taki Harp Okulu öğrencilerinin "sessiz" yürüyüşünün ardından, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu Milli Birlik Komitesi (MBK), 27 Mayıs 1960 sabahı yönetime el koydu.
Yıldız, bu darbenin Türk demokrasisine "kara bir leke" sürdüğünü ve Türkiye'nin uluslararası alandaki itibarını yerle bir ettiğini vurguluyor. MBK'nin Anayasa ve TBMM'yi feshederek siyasi faaliyetleri askıya aldığını, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve birçok üst düzey yetkilinin Yassıada'da hapsedildiğini belirtiyor.
Mehmet Mahmut Yıldız, yazısını, darbe sonucunda gerçekleşen yürek yakan infazlara değinerek sonlandırıyor. Merhum Başbakan Adnan Menderes, Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ı rahmetle anarak, "Cenab-ı Allah bir daha böyle kara günleri göstermesin" dileğinde bulunuyor.