Siyasetin Kırmızı Çizgisi: Anayasa ve İnsan Onuru
Siyasetin Kırmızı Çizgisi: Anayasa ve İnsan Onuru
Siyasetçi-Yazar Mehmet Mahmut Yıldız, son dönemde tırmanan ayrıştırıcı siyasi dili mercek altına aldı. Yıldız, "Gerçek çözüm; şahısların gölgesinde değil, anayasanın ışığında siyaset üretmektir" diyerek siyasete anayasal sınırlar hatırlatmasında bulundu.
Siyasetçi ve yazar Mehmet Mahmut Yıldız, kaleme aldığı son makalesinde Türkiye’nin anayasal kimliğine ve toplumsal barışı tehdit eden siyasi üsluba dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, Anayasa’nın 2. maddesinde tanımlanan "demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti" ilkesinin sadece bir tanım değil, siyasetin meşruiyet sınırı olduğunu vurguladı.
"Yurttaşlar Şahısların Askeri Değil, Anayasanın Öznesidir"
Son günlerde tartışma konusu olan siyasi sloganlar ve kimlik siyaseti üzerine analizler sunan Yıldız, Anayasa’nın 6. maddesine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Demokratik hukuk devletinde yurttaşlar, şahısların askeri değil; anayasanın öznesidir. Siyasal söylemlerin şahıs merkezli değil, ilke merkezli olması anayasal bir zorunluluktur."
Ortak Değerler Ayrıştırma Aracı mı Yapılıyor?
Makalesinde Atatürkçülük, milliyetçilik ve inanç değerleri gibi toplumun ortak paydalarının siyasi rekabet unsuru haline getirilmesini eleştiren Yıldız, bu durumun Anayasa’nın 10. maddesindeki "kanun önünde eşitlik" ilkesini zedelediğini belirtti. Yıldız, "Atatürk’ün esas mirası slogan üretmek değil; hukuk devleti, laiklik ve aklın rehberliğini somut kamu politikalarına dönüştürmektir" dedi.
Siyasetin Amacı: Kimlik Değil, Hizmet Üretmek
Anayasa’nın 5. maddesinin devlete ve dolayısıyla siyasete yüklediği temel görevin bireyin maddi ve manevi varlığını geliştirmek olduğunu hatırlatan yazar, makalesini şu çağrıyla tamamladı: "Siyaset, meşruiyetini ancak anayasa ve hukuk içinde kaldığı sürece koruyabilir. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları herhangi bir ideolojinin ya da şahsın askeri değil; anayasal düzenin eşit bireyleridir."