Solun Maskesi, Gerçeğin Perdesi
Solun Maskesi, Gerçeğin Perdesi
Tarihi bilenler için Martin Luther’in hikâyesi ibretliktir. Katolik Kilisesi’ne isyan ettiğinde, sahnede yalnız görünüyordu ama kuliste Osmanlı vardı. Osmanlı, Avrupa’daki Hristiyan birliğini bölmek istiyordu, Luther ise tam bu işin ortasında parlayan bir figürdü. Maddi destek aldı ama hiçbir zaman bunu açıklamadı. Aksine, vaazlarında Osmanlı’ya da laf söyleyerek desteği gizlemeyi tercih etti. Neden mi? Çünkü görünürde bağımsız ve “inançlı” bir mücadeleci olması gerekiyordu.
Bugün de sahne değişti ama oyun aynı kaldı.
DEM Parti kendini “devrimci”, “sol”, “ezilenlerin temsilcisi” gibi sıfatlarla tanıtıyor. Ama gelin görün ki, uygulamada çizdiği tablo bu kavramlarla taban tabana zıt. Türkiye’nin doğusunda, gerçek anlamda sol bir hareketin siyaset yapması neredeyse imkânsız hâle gelmiş durumda. Bunu DEM'in hâkimiyetinde olan alanlarda daha net görebiliyoruz. Tıpkı PKK’nın 1980'li yıllarda Doğu’da ilk iş olarak sosyalist grupları tasfiye etmesi gibi…
Fakat işin daha da düşündürücü yanı şu: DEM bugün zaman zaman AKP ve MHP çizgisiyle doğrudan ya da dolaylı olarak aynı noktada buluşabiliyor. Özellikle anayasa tartışmalarında, meclis aritmetiğinde ya da kritik oylamalarda bu durum defalarca yaşandı. Ama buna rağmen hâlâ bazı sol çevreler, DEM'i “muhalif” blok içinde bir umut gibi görmeye devam ediyor.
Neye dayanarak? Belirsiz. Belki eski alışkanlık, belki de romantik bir halkçı sol söyleme olan inanç… Ama gerçek başka bir yerde duruyor. Gerçek şu ki; DEM, bir yandan "devrimciyim" derken diğer yandan gerçek devrimcilerin yolunu kesiyor. Bir yandan "otoriter rejime karşıyım" derken, öte yandan bu rejimle aynı zeminde hareket etmekten çekinmiyor.
Ve maalesef, İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlerdeki bazı "muhalif" aydın çevreler bu çelişkiyi hâlâ göremiyor. Görmek istemiyor da olabilirler. Çünkü görmek, bazı ezberleri bozmak, bazı konforlu düşüncelerden vazgeçmek anlamına gelir.
Ama artık şu gerçeği teslim etmenin zamanı geldi: Solculuk sadece lafta olmaz. Siyasi pozisyon, kiminle yan yana durduğunuzla ölçülür. Demokrasi söylemiyle çıkıp anti-demokratik yapılarla iş tutan kim varsa, muhalif değil; düzenin yedek lastiğidir.
Özellikle de halkın gözünün içine baka baka “Biz farklıyız” diyerek, aynı oyunu tekrar tekrar sahneye koyuyorsa.