Son Dakika

Yaşamın en güçlü tanığı: Fotoğraflar

Yaşamın en güçlü tanığı: Fotoğraflar

Işık, insanın gördüğü en eski mucizedir.
Ama bir zamanlar kimse o ışığı tutabileceğine inanmıyordu.
Ta ki, 19. yüzyılın başlarında, Fransa’da bir mucit “ışığı kâğıda kazımayı” başarana kadar.

1826’da Joseph Nicephore Niepce, evinin penceresinden baktığı manzarayı kalay kaplı bir levhaya kaydetti.
Pozlama süresi sekiz saatti. Bir başka deyişle Niepce, görüntünün levhaya işlenebilmesi için sekiz saat boyunca ışığı toplamıştı.

O görüntü (bir pencerenin karşısındaki çatıların solgun izleri) dünyanın ilk fotoğrafı oldu.
İnsanlık o gün, ışığı yalnızca görmekle kalmadı; onu saklamayı da öğrendi.

Pek çok mucid gibi sefalet içinde bir yaşam süren Niepce’in felç olup ölümünün ardından izinden giden oğlu Isidore, Louis Daguerre ile ortaklık kurup babasının yöntemini geliştirdiler.Ressam ve kimyager olan Louis Daguerre,1839’da “daguerreotype” adını verdiği teknik ile fotoğraf sanatının gelişmesinde ilk adımı attı.

Artık insanlar, bir ressamın fırçasına gerek kalmadan kendi yüzlerini görebiliyorlardı.
Bir portre, bir insanın zamanı durdurma çabasına dönüşmüştü.

Fotoğraf, kısa sürede yalnızca bir buluş değil, bir tanıklık biçimi haline geldi.
Savaş meydanlarından, sokaklardan, mahkeme salonlarından kareler akmaya başladı.
Bir kare, bazen yüzlerce sayfalık bir metinden daha çok şey söylüyordu.
Gerçeği kaydetmek kadar, hafızayı şekillendirmek de artık fotoğrafın işi olmuştu.

20.yüzyılda fotoğraf makinesi, insanların hayatlarının bir parçası haline geldi.
Evlilikler, doğumlar, vedalar... Her biri bir kareye sığdırıldı.
O kareler, birer anı defteri değil, aynı zamanda birer kanıttı; biz yaşadık, buradaydık, diyorlardı.

Bugün herkesin cebinde bir kamera var.
Fotoğraf artık “özel anlar” için değil, her an için çekiliyor.
Ama ironik biçimde, her şeyin kaydı tutuldukça hafızamız silikleşiyor.
Çünkü o kareler çok fazla, o duygular çok hızlı.
Bir fotoğraf artık zamana tanıklık değil, akışın içinde bir durak.

11-i68fa59ced6a01.jpgBelki de fotoğrafın en güzel hali, hala eski albümlerdeki sessiz karelerde gizli. Zamanın rengi solsa da, içindeki duygunun ışıltısı kalıyor.

O ışıltının hayatlarımızı her daim aydınlatması dileğiyle…

Yazar Uğur Kıymaz

ugurkiymaz@bilgigazetesi.org