KAR TANELERİ
Yazar Birsen Yurdakul Tomurcuklu Yazdı: KAR TANELERİ
01/12/2025 16:30 | Son Güncelleme : 16/12/2025 08:56 | Birsen Yurdakul Tomurcuklu
KAR TANELERİ
Sabahın erken saatlerinde, henüz sokak lambaları yanarken, yağan kar taneleri puslu ışık altında dans edercesine savrularak toprakla buluşuyordu. Bu, epeydir beklenen, yılın ilk karıydı.
Sıcacık evinde pencereden seyredenler için seyri keyifliydi. Peki ya bacası tütmez, aşı kaynamazlar için? Bankamatiklerde bir karton parçasının üstünde donarcasına kıvrılanlar için? Soğuk gece ve gündüzler ne kadar da zordu. Onlar için kar yağışı; üşümek, donmak, bir lokma ekmeğe, sıcak bir çorbaya hayaliyle guruldayan midelerinin isyanı demekti.
Mehmet de bu zor koşullara dayanmaya çalışanlardandı. Simitçi fırınının önünde, incecik ceketinin içinde kendini soğuktan korumaya çalışırken küçücük cüssesi daha da küçülmüştü. Daha gün başlamadan ayakkabılarından geçen ıslaklıkla ayakları üşüyor, parmaklarını ayakkabıların içinde oynatmaya çalışıyordu. Fırının kapısı ve açılıp kapanan servis camından dışarı akan sıcaklıktan biraz ısınabilmek için kapıya ve servis camına daha çok sokuluyordu. İçeriden gelen mis gibi ekmek ve simit kokularını derin nefeslerle içine çekerken, dışarı süzülen sıcağa yüzünü dönüyordu.
Nihayet sıra Mehmet’e gelmişti. Fırıncı bir poşet simidi uzatırken bir tane de sıcak ekmek uzattı, içine biraz peynir bile sıkıştırmıştı. Parasına göre de birkaç simit fazla verdiğini fark edince Mehmet minnetle fırıncının gözlerine baktı, fırıncı da onun gözlerine. Mehmet’in bakışlarında teşekkür, fırıncınınkilerde merhamet vardı.
Mehmet elinde simit poşetiyle ince bir tabaka buz tutan saydamlaşmış yoldan giderken, fırıncı kaybolana kadar onun arkasından baktı. “Ah! Be çocuk, şimdi kim nasıl anlatsın sana; şu yağan mübareğin toprağın yorganı olduğunu, bereketin sebebi, kuraklığın ilacı olduğunu! Sen şimdi sıcacık evinde, yatağında olmalıydın,” diye söylendi, içi acıyarak. Sonra biraz bayat ekmek ufaladı bir kâğıdın üstüne, bir kaba da biraz su koydu sokağın bir köşesine. Öyle ya, zorda kalanlar sadece insanlar değildi. Dilsiz canlar da vardı bu evrende.
Mehmet hızlı hızlı yürürken, simit poşetini koluna asıp ellerini cebine soktu. Yol kenarındaki ağaçlar sarı elbiselerini çıkarıp bembeyaz elbiselerini giymişlerdi. Islık öttüreyim dedi, ıh! Dudaklarını kıpırdatamadı. “Vay be, ıslık bile öttüremiyorum,” diye acıyla gülümsedi. Aslında gülümsediğini zannetti.
Deniz kenarındaki meydana doğru yürüdü. Orada gelen geçene simit satabilirdi. Biraz da yol alırdı, bitirirdi simitleri. Sonra eve dönerdi; soğuk bile olsa, en azından sokakta değildi. Daha yolu epeyce vardı, yürüdü, yürüdü…
Nihayet meydana geldiğinde önce deniz kenarına gitti. Gökyüzünde bulutlar, ısınmak için adeta kol kola girmişler, denize doğru salkım saçak sarkıyorlardı. Bulutların buz beyaz griliği denize düşüyor, masmavi denizi tül gibi örterek gümüş grisine boyuyordu.
İnsanlar bir an önce vapurlara binmek için koşuşturuyorlardı. Mehmet bekleyenlerin yanına gidiyor, “Taze simit!” diye tekrarlayıp duruyordu. Birkaç simit satmıştı. Şimdi onlar vapurda simitlerini bir bardak sıcak çay eşliğinde yiyeceklerdi.
Mehmet bunları düşünürken bir simidi koparıp koparıp martılara atmaya başladı. Denize bir şeyler atıldığını gören martılar, denize dalış yapıyor, simit parçalarını alıyorlardı. Bir yudum, bir yudum daha…
Birkaç martı attığı simit parçalarını almak için denize doğru süzülürken, vapurun boğuk boğuk çıkan düdüğünden tekrar havalandılar. Martılara dönüp, “Hadi fırıncı amcanın ikramı, bunlar da sizin payınız!” dedi.
Işıklara doğru yürürken acaba Zeynep orada mıdır, diye geçirdi içinden. Hah, işte! Elinde mendiller, ayağında terlikleri titreye titreye kırmızı ışığın altında bekliyordu. Duran arabalara mendil uzatıyor, en sevimli hâliyle bir şeyler söylüyordu. O da Mehmet gibi on-on bir yaşlarındaydı. Zeynep’i görünce içi ısınmış, gözlerine neşe gelmişti.
— Çok üşüdün mü, Zeynep? — Evet, ama bu mendilleri satmak zorundayım. — Zeynep, uzat ellerini.
Zeynep ellerini uzattı. Mehmet buz gibi elleri buz gibi avuçlarına alarak nefesiyle ısıtmaya çalıştı.
Zeynep’in çok güzel, yemyeşil gözleri vardı, soğukta bile gülebilen gözleri…
Mehmet takıldı Zeynep’e:
— Kız! Burnun akmış. — Hayır, akmıyor. — Soğuktan hissetmiyorsun, sümüklü seni! Aç bir mendil de sil şu burnunu. — Zeynep, hem gözlerin çok güzel hem gülüşün. — Sen de çok güzelsin, Mehmet. — Kızım, erkekler güzel olmaz bir kere, yakışıklı olur!
Dünyanın en komik şeyini konuşuyor gibi kıkırdayarak gülüştüler.
Bir müddet sonra mendiller ve simitler bitmişti. Oradan ayrılırlarken, “Yarın görüşürüz” deyip zıt yönlere yürüdüler. Zeynep dönüp seslendi:
— Mehmet, yarın…
Mehmet yol kenarında yürürken düşüncelere dalmıştı. Ne talihsizlikler gelmişti başına. Babası hapisteydi. “Ne vardı, elin uğursuzlarıyla kavga edip, ölmemek için ölüme sebep olmanın? Şimdi koca dünyada yapayalnızım.” Ah, annem, seni de o hastalık aldı benden. Bir bilsen ne kadar özledim sıcacık ellerini, gülen yüzünü, satılmalarını (Belki saçlarını olmalıydı?),…
Acı bir fren sesi duyuldu. Arabanın önünde hareketsiz, ufacık bir beden, dizlerini karnına çekmiş, başı eğilmiş, ana karnındaki bir cenin gibi yatıyordu.
Kar taneleri döne döne yağıp üzerini örtüyor, Mehmet’in gözlerinin önünden kanat çırpan bir kelebek geçiyordu. Bakışları kelebeğe takılı kalırken, gözlerinden kayan iki damla billur, soğuk yanağında iz bırakarak süzülüyordu.
“Annem, annem,” diye mırıldandı…
Artık ana kucağında ısınabilirdi.
Yazar Birsen Yurdakul Tomurcuklu
birsenyurdakultomurcuklu@bilgigazetesi.org
Bunlar da ilginizi çekebilir
Yılın Kelimesi: “Parasosyal”
Yazar Evin Kalçık Yazdı: Yılın Kelimesi: “Parasosyal”
16 saat önce"EBRU YAZICI'NIN ÖNGÖRÜLERİ TUTTU! BİLGİ GAZETESİ KÖŞE YAZARI ENERJİYİ ANLATTI."
Bilgi Gazetesi Köşe Yazarı ve Biyoenerji Uzmanı Ebru Yazıcı, televizyon programlarına konuk olarak enerji çalışmaları, ilişkiler ve dikkat çeken öngörüleriyle gündeme geldi.
17 saat önceAsgari Ücret Tespit Komisyonu Toplandı: Gözler 18 Aralık'taki İkinci Görüşmede
Doğrudan yaklaşık 7 milyon çalışanı ilgilendiren 2026 yılında geçerli olacak yeni asgari ücreti belirleme süreci resmen başladı.
17 saat önce

