Arama

                                                

Acıyı Kıyaslayan Bir Toplumda İnsan Kalabilmek

Yazar Evin Kalçık Yazdı: Acıyı Kıyaslayan Bir Toplumda İnsan Kalabilmek

27/12/2025 15:02 | Son Güncelleme : 05/11/2026 15:15 | Evin Kalçık


Acıyı Kıyaslayan Bir Toplumda İnsan Kalabilmek
ad image
ad image

Acıyı Kıyaslayan Bir Toplumda İnsan Kalabilmek

Değerli Okurlar,

Bugün sizlerle, çoğumuzun farkında olmadan yaptığı ama ruhlarda derin izler bırakan bir "sessiz şiddeti" konuşmak istiyorum: Acıyı kıyaslamak.

Modern hayat bizi her şeyi ölçmeye, yarıştırmaya ve bir hiyerarşiye oturtmaya o kadar alıştırdı ki; sonunda en mahremimiz olan acılarımızı bile bir teraziye koyar olduk. "Senden daha kötüleri var" diyerek susturulan yaraların, kıyaslandıkça derinleşen yalnızlıkların hikayesini mercek altına alıyoruz. Kalbinize dokunacak, sizi kendi iç sesinizle yüzleştirecek bir yazıya davetlisiniz...

İnsanların acılarını küçümsemeyin, kıyaslamayın. Çünkü acıyı kıyaslamak, en sessiz ama en yaygın şiddet biçimlerinden biridir; kimsenin elini kaldırmadığı, kimsenin bağırmadığı ama herkesin birbirini susturduğu bir şiddet... “Senden daha kötülerini düşün” cümlesiyle başlar, “abartıyorsun” diye devam eder ve “buna da mı üzülüyorsun?” ile biter. Sonunda insan, kendi duygularından utanmaya başlar. Acı çeken kişi artık sadece acı çekmez; aynı zamanda suçluluk hisseder. Çünkü üzülmeye hakkı olmadığını öğrenmiştir; dünyada daha büyük felaketler vardır ve onun kalbi bu listede yeterince üst sırada değildir.

Oysa acı bir yarış değildir. Birincisi olmayan, madalyası verilmeyen, kazananı çıkmayan bir deneyimdir. Birinin hayatında deprem olması, bir başkasının hayatındaki sessiz çöküşü geçersiz kılmaz. Bir annenin çocuğunu kaybetmesi, başka bir kadının yıllarca sevgi görmeden yaşamasını önemsiz yapmaz. Travmaların boy ölçüşmesi olmaz, acının ölçü birimi yoktur. İnsan ruhu matematikle işlemez; ama biz yine de ısrarla ölçeriz. Kim daha çok ağlamalı, kim susmalı, kim “haklı” bir acıya sahip diye sınıflandırırız. Bu sınıflandırma çoğu zaman gücün, cinsiyetin, sınıfın ve görünürlüğün belirlediği bir hiyerarşiye dayanır.

Özellikle kadınlara reva görülen bu duygusal kıyas düzeni, başlı başına politik bir meseledir. Kadınlara hep şunu söyler bu düzen: “Daha kötüsü var, sus.” Şiddet görüyorsa “öldürülmedin ya”, yalnızsa “evde kalmadın ya”, mutsuzsa “kocan var ya”, yorgunsa “çalışıyorsun en azından”, kırgınsa “anneler neler çekiyor” denir. Kadının duygusu hep başka bir acının gölgesinde küçültülür; içi hep daha büyük bir felaketle terbiye edilir. Şükür, burada bir minnettarlık değil; bir susturma aracıdır. Kadınlardan beklenen dayanıklılık aslında duygusuzluk değil, itaatkâr bir sessizliktir.

Bu yüzden acıyı kıyaslayan dil masum değildir. Bu dil, insanları yalnızlaştırır. Çünkü kişi derdini anlatmaya kalktığında karşısında bir dinleyici değil, bir hakem bulur. “Bu yeterince acı mı?” diye bakan gözlerle karşılaşır ve zamanla konuşmamayı öğrenir. İçine atmayı, bastırmayı, küçülmeyi öğrenir; sonra da “kimseye derdini anlatmıyorsun” diye suçlanır. Oysa insan, her susturulduğunda biraz daha içine kapanır. Her küçümsenmede biraz daha yalnızlaşır ve bu yalnızlık, çoğu zaman asıl yaradan daha ağırdır.

Acı çeken birine “başkalarını düşün” demek empati değildir. Empati; karşılaştırma yapmaz, öğretmez, düzeltmez, yargılamaz. Empati sadece durur ve dinler. Ama biz dinlemeyi unuttuk. Çünkü dinlemek zaman alır, sorumluluk getirir; karşımızdakinin duygusunu ciddiye almak demektir. Oysa ciddiye almak zor iştir. Daha kolay olan acıyı küçültmektir; “geçer” demektir. Daha kolay olan, insanın duygusunu hızlıca kapatıp gündelik hayatımıza devam etmektir.

Ama kapatılan her acı kaybolmaz, sadece yer değiştirir. İçimize yerleşir, bedenimize yerleşir, ilişkilerimize sızar. Söylenemeyen her duygu bir gün başka bir yerden kendini hatırlatır; uykusuzluk olur, öfke olur, tükenmişlik olur, hayattan kopuş olur. Ve sonra aynı toplum şaşırır: “İnsanlar neden bu kadar yorgun?” Çünkü kimseye gerçekten ağlama alanı tanınmayan bir yerde, herkes içten içe kanar.

Belki de artık şunu kabul etmemiz gerekiyor: Acıyı yarıştıran bir toplum, merhametini kaybetmiştir. Merhametini kaybeden bir toplumda ise adalet de, eşitlik de, iyileşme de mümkün değildir. Çünkü merhamet önce duyguyu tanımakla başlar. Birinin “canım yanıyor” deme hakkını teslim etmekle, ona “ama”sız, “en azından”sız, “başkaları”sız bir alan açmakla başlar.

O yüzden biri size derdini anlatıyorsa cevap vermek zorunda değilsiniz. Çözüm üretmek zorunda değilsiniz. Onu güçlü yapmaya çalışmak zorunda da değilsiniz. Bazen yapılacak en insani şey şudur: Acının yanında durmak. Onu küçültmeden, başka acılarla bastırmadan, olduğu haliyle kabul etmek.

Çünkü herkesin derdi kendine göre özeldir, büyüktür ve derindir. İnsan kalabilmek, bunu unutmamaktan geçer.

Unutmayalım ki; birinin yarasına "benimki daha derin" diyerek basmak, o yarayı iyileştirmez; sadece iyileşme umudunu öldürür. Dünya yeterince sert bir yer; gelin biz birbirimizin acısına hakem değil, liman olalım. Birine sadece "seni duyuyorum ve acını olduğu gibi kabul ediyorum" diyebilmek, belki de bu çağda birbirimize verebileceğimiz en büyük hediyedir.

Kendi kalbinize ve başkalarının kalbindeki o sessiz sızılara nezaketle bakabildiğiniz bir gün dilerim.

Esenlikle kalın..

Yazar: Evin Kalçık

Etiketler : Yazar Evin Kalçık KöşeYazısı KöşeYazarı İnsan Toplum
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

22 saat önce
Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının batı kesimlerden başlayarak hissedilir derecede düşeceğini açıkladı.

23 saat önce
Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Yeni Zelanda’nın 2025/2026 sezonu süt üretimi verilerine ilişkin kapsamlı bir analiz paylaştı.

23 saat önce
Yorumlar

Ömer

"O kadar haklı bir yazı ki... Derdimizi anlatırken 'şükret haline' denilerek susturulmaktan yorulmuştuk. Kaleminize sağlık Evin Hanım, hislerimize tercüman olmuşsunuz."

10 ay önce
Ferdi

"Özellikle kadınlar üzerindeki o 'sabret, daha kötüsü var' baskısını çok güzel analiz etmişsiniz. Ruhun matematiği olmadığını hatırlattığınız için teşekkürler."

10 ay önce
Zeynep

"Toplum olarak merhametimizi nerede kaybettiğimizi merak ediyordum, meğer birbirimizin acısını küçümsediğimiz o ilk anda kaybetmişiz. Çok derin ve düşündürücü bir yazı."

10 ay önce
ad image
ad image