Arama

                                                

Yılın Kelimesi: “Parasosyal”

Yazar Evin Kalçık Yazdı: Yılın Kelimesi: “Parasosyal”

15/12/2025 16:39 | Son Güncelleme : 16/09/2026 16:01 | Evin Kalçık


Yılın Kelimesi: “Parasosyal”
ad image
ad image

Yılın Kelimesi: “Parasosyal”

Peki bu kelime bize tam olarak ne anlatıyor? Gelin beraber okuyalım...

Cambridge Dictionary’nin 2025 yılı için “parasosyal” kelimesini seçmesi, yüzeyde yalnızca bir sözlük tercihi gibi görünse de aslında çağımızın duygusal, sosyal ve psikolojik dönüşümünü haritalayan önemli bir işarettir. Bu seçim, modern bireyin ilişki kurma biçimlerinin değiştiğini, toplumsal temasın giderek ekransal bir forma büründüğünü ve duygusal yatırımın yeni mecralara kaydığını doğrular niteliktedir.

Parasosyal ilişki, bireyin bir medya kişiliğine, influencer’a, sanatçıya, içerik üreticisine ya da artık giderek yaygınlaştığı üzere yapay zekâ varlıklarına karşı geliştirdiği tek taraflı duygusal bağlılık şeklinde tanımlanır. Fakat 2025 itibarıyla bu tanım, hem kapsam hem derinlik bakımından genişlemiş, sosyal alanda yeni ve daha karmaşık bir fenomen hâline gelmiştir.

Dijitalleşen Duyguların Anatomisi

Geleneksel parasosyal ilişkiler, televizyon çağının ürünleriydi. 1950’lerde araştırmacılar, izleyicilerin ekran yüzlerini “arkadaş gibi” hissetmelerini şaşırtıcı bulmuşlardı. Oysa 2025 dünyası, bu tek yönlü ilişkilerin çok daha yoğun, çok daha kişisel ve çok daha yaygın hâle geldiği bir dönemdir.

Bugünün parasosyal ilişkisi, yalnızca bir ünlüye hayranlık duymaktan ibaret değildir; artık düzenli olarak canlı yayın izlemek, fenomenin özel hayatına dair bilgi sahibi olmak, onun başarılarıyla gururlanmak, ilişkilerine üzülmek, onu eleştirilerden “koruma” refleksi geliştirmek gibi çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Dahası, medya artık pasif bir izleme alanı değil, aktif bir “katılım illüzyonu” üretir. İzleyici yorum yazar, beğenir, paylaşır ve böylece kendi “görünmez yakınlığını” güçlendirdiğini hisseder. Tam da bu nedenle parasosyal ilişki, modern insanın duygusal repertuarında gerçek ilişkilerle neredeyse eşit yoğunlukta yer kaplamaya başlamıştır. Fakat bu yakınlık, gerçekte karşılıklılık ilkesinden yoksundur.

Bu noktada kritik soru şudur:

İnsanı bu kadar güçlü bir tek taraflı ilişkiye çeken şey nedir?

Yanıt, modern çağın kırılgan gerçekliğinde gizlidir: Yüksek yalnızlık, hızlı yaşam temposu, gerçek ilişkilerin zorluğu, duygusal emeğin artan maliyeti ve dijital dünyanın sunduğu risksiz yakınlık. Parasosyal ilişki, bu açıdan, modern bireyin duygu yönetiminde bir “düşük maliyetli kaçış kapısı” hâline gelmiştir.

Türkiye Bağlamında Parasosyal Patlama

Türkiye, sosyal medya kullanımının yoğun olduğu, genç nüfusun dijital platformlarla organik ilişki kurduğu bir ülke. Bu nedenle parasosyal ilişkilerin Türkiye’deki etkileri daha belirgin seyrediyor:

  • Gençlerin idol kültürü ve influencer bağlılığı, kimlik gelişimini etkiliyor.

  • Popüler fenomenlerin özel hayatlarındaki iniş çıkışlar milyonların psikolojisine dokunuyor.

  • “Aile içi iletişimden çekilip fenomenlerin dünyasına yönelme” özellikle ergenlerde ve genç yetişkinlerde sık rastlanan bir yeniden konumlanma biçimi.

Türkiye’de toplumsal baskılar, ekonomik stres, sınırlı sosyal alanlar ve kronik yalnızlık; gençlerin dijital figürlerle duygusal yakınlık kurmasını kolaylaştırıyor. Bu figürler, genç kullanıcılara hem bir kaçış hem de bir alternatif kimlik alanı sunuyor.

Dolayısıyla, parasosyal ilişkiyi yalnızca bir medya olgusu olarak değil, toplumsal ve psikolojik sonuçları olan, kuşaklar arası farklılık yaratan bir fenomen olarak ele almak gerekir.

Algı Yönetimi, Güç ve Parasosyalliğin Ekonomisi

Bugün parasosyal ilişki aynı zamanda küresel bir ekonomi yaratmış durumda. Influencer pazarlaması, duygu üzerinden çalışan bir sektör. Takipçilerin fenomenlere “yakınlık” ve “aidiyet” hissetmesi, satın alma kararlarını, siyasi yönelimleri, yaşam tarzı tercihlerini etkiliyor. Bir fenomenle duygusal bağ kurmuş birey, onun tavsiyelerine eleştirel yaklaşmakta zorlanıyor.

Bu, modern propaganda ve algı yönetiminin en görünmez, en etkili yollarından biri hâline gelmiş durumda.

Artık önemli olan gerçek olmak değil, gerçek gibi görünmek.

Bu durum, hem etik hem sosyolojik riskler barındırıyor:

  • Gerçek ile kurgu arasındaki sınır bulanıklaşıyor.

  • Fenomenlerin kimlik performansları “gerçeğin kendisi” sanılıyor.

  • Takipçiler, kendilerini hiç tanımayan kişilere yoğun duygu yüklüyor.

Bu bağlamda parasosyal ilişki, medya psikolojisinin ötesinde, demokratik süreçler ve toplumsal davranışlar üzerinde dahi etkili bir güç hâline gelmektedir.

Yapay Zekâ ile Kurulan İlişkiler: İnsanlığın Yeni Eşiği

2025’i diğer yıllardan ayıran nokta, parasosyal ilişkilerin artık yalnızca insanlarla değil, yapay zekâ varlıklarıyla da kuruluyor olmasıdır. Sohbet botları, sanal arkadaşlar, yapay zekâ influencer’ları... Bunlar, duygusal etkileşim kurabilen, kullanıcıya özel yanıtlar üreten, “anlıyormuş gibi görünen” dijital varlıklar hâline gelmiştir.

Bu durumda iki kritik nokta ortaya çıkıyor:

  1. Yapay zekâ, kullanıcıya kusursuz empati illüzyonu verir.

    • Yargılamaz,

    • Kırmaz,

    • Her zaman cevap verir,

    • Kapris yapmaz. Bu nedenle kullanıcı, gerçek ilişkilerden çok daha hızlı ve derin bir bağ kurabilir.

  2. Bu bağ tamamen teknik olarak üretildiği için, karşılıklı duygusal etkileşim içermez. Kullanıcı anlar, hisseder; fakat yapay zekâ yalnızca hesaplama yapar. Bu da ilişkiyi psikolojik olarak riskli bir zemine oturtur.

Bu tür ilişkilerin uzun vadede bireyin gerçek hayattaki ilişki kapasitesini nasıl etkileyeceği henüz belirsizdir; fakat psikologlar, aşırı yapay yakınlığın insanın duygusal eşiğini düşürerek gerçek hayattaki temaslardan kaçışa neden olabileceğini vurgulamaktadır.

Parasosyal İlişkiler: Tehlike mi, Dönüşüm mü?

Parasosyal ilişkilerin bütünüyle zararlı olduğunu söylemek eksik olur. Zira bu ilişkiler:

  • Bireye ilham verebilir,

  • Yalnızlık hissini azaltabilir,

  • Güçlü bir aidiyet sağlayabilir,

  • Duygusal boşlukları bir süreliğine doldurabilir,

  • Sanatsal ve kültürel etkileşimi artırabilir.

Fakat tehlike, bu ilişkilerin “gerçeklik eşiğini” değiştirmesinde ortaya çıkar. Gerçek ilişki ile algılanan ilişki arasındaki fark açıldıkça, birey hem kendisi hem toplum adına kırılganlaşır.

Gerçek ilişkilerin kaybı, en büyük toplumsal risklerden biridir.

Sonuç: 2025’ten Bize Kalan Soru

“Parasosyal”, yılın kelimesi olarak seçildi; ancak aslında bu kelime, yaşadığımız çağın duygusal panoramasını anlatan büyük bir metafor olarak karşımızda duruyor. İnsanlık, yüz binlerce yıldır kurduğu en temel sosyal özelliğini —karşılıklı ilişki kurabilme kapasitesini— yeni bir sınavdan geçiriyor.

Peki; Gerçek bağ mı daha değerlidir, yoksa gerçek gibi görünen bağ mı daha tatmin edicidir?

Bu sorunun yanıtını önümüzdeki yıllar belirleyecek. Ancak kesin olan bir şey var: Dijital ilişkiler çağında, insanın en büyük ihtiyacı hâlâ aynı: gerçekten görülmek, gerçekten duyulmak ve gerçekten sevilmek.

Görüldüğünüz, duyulduğunuz ve gerçekten sevildiğiniz yarınlara.

Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle...

Yazar: Evin Kalçık

evinkalcik@bilgigazetesi.org

 

Etiketler : Yazar Evin Kalçık KöşeYazısı KöşeYazarı İnsan Toplum SonDakika
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin 2026 yılında yeniden açılan soruşturma, kapsamını genişleterek devam ediyor.

17 dakika önce
OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki devlet okullarında her öğrenciye bir dijital cihaz dağıtılmasıyla başlayan "dijital dönüşüm", beklenenin aksine akademik başarıyı olumsuz etkiliyor.

22 saat önce
SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

Samsunspor Kulübü, şehir ile kulüp arasındaki bağları güçlendirmek ve yeni nesillere Samsunspor sevgisini aşılamak amacıyla başlattığı "Bu Şehrin Çocukları Samsunsporludur" projesinde mutlu sona ulaştı.

22 saat önce
Yorumlar

Fatma

Evin Kalçık'a bu ufuk açıcı ve derinlikli analizi için çok teşekkür ederim. "Parasosyal" kelimesinin ardındaki yalnızlık, dijitalleşme ve duygusal emek maliyeti gibi modern sorunların bu kadar net bir şekilde haritalanması gerçekten etkileyici. Özellikle yazınızın şu iki noktası zihnimi meşgul etti: Yapay Zekâ Eşiği: Yapay zekânın sunduğu "kusursuz empati illüzyonunun" gerçek ilişkilerden kaçışa neden olabileceği tespiti, geleceğin en büyük psikolojik riskini çok iyi özetliyor. Algı Yönetimi: Parasosyalliğin, sadece bireysel bir takıntı olmaktan çıkıp, küresel bir ekonomi ve algı yönetimi aracı haline geldiği vurgusu, konunun toplumsal ciddiyetini artırıyor. Gerçekten de, yazınızın sorduğu gibi: "Gerçek bağ mı, yoksa gerçek gibi görünen bağ mı daha tatmin edicidir?" Bu soru, dijital çağda hepimizin yanıtlaması gereken temel etik ve psikolojik sorundur. Görüldüğümüz, duyulduğumuz ve gerçekten sevildiğimiz yarınlar dileğiyle... Yeni yazılarınızı merakla bekliyor olacağım. Emeğinize sağlık!

9 ay önce
Kadir

"Parasosyal" kavramının ardındaki kırılganlığı ve ekonomik gücü bu kadar net özetleyen harika bir analiz. Özellikle yapay zekânın sunduğu 'kusursuz empati illüzyonu' tespiti çok yerinde! Emeğinize sağlık, gerçekten düşündürdü. Teşekkürler Evin Kalçık.

9 ay önce
ad image
ad image