Kelimelerin Terbiyesi: Teşhirin Gürültüsünden Susmanın Asaletine
Yazar Evin Kalçık Yazdı: Kelimelerin Terbiyesi: Teşhirin Gürültüsünden Susmanın Asaletine
23/01/2026 17:41 | Son Güncelleme : 27/01/2026 20:38 | Evin Kalçık
Kelimelerin Terbiyesi: Teşhirin Gürültüsünden Susmanın Asaletine
Günümüzde şarkı yazdığını iddia ederek kadın bedenini aşağılayanlara karşı; gelin, divan edebiyatında kadının nasıl yüceltildiğine birlikte bakalım.
Bir toplumun kadına bakışı, en çıplak hâliyle dilinde kendini ele verir. Yasalar değişebilir, vitrinler yenilenebilir, kavramlar güncellenebilir; ama kelimeler, zihnin en dürüst aynasıdır. Bugün popüler kültürün en çok tüketilen ürünlerine, özellikle de müziğe kulak verdiğimizde, kadının nasıl bir yere konumlandırıldığını görmek için sosyolojik raporlara ihtiyacımız yok; birkaç şarkı sözü yeterli. Kadın, çoğu zaman bir his değil; bir beden, bir vitrin, bir kullanım alanı olarak karşımıza çıkıyor. Üstelik bu; utanmadan, saklanmadan, “sanat” ve “özgürlük” etiketiyle sunuluyor.
Oysa bu toprakların hafızasında bambaşka bir kadın anlatısı saklı.
Divan edebiyatına baktığımızda kadın, yalnızca aşkın nesnesi değil; aşkın kendisi, hatta çoğu zaman aşkın ötesinde, ilahi bir güzelliğin yeryüzündeki yansımasıdır. Sevgiliye duyulan hayranlık bedensel bir arzuya indirgenmez; ruhu aşındıran, insanı kendinden geçiren bir estetik hâline bürünür. Kadının yüzü anlatılırken kelimeler seçilir, benzetmeler süzülür, şair adeta sözüne abdest aldırır. Çünkü orada kadın, hoyratça tüketilecek bir imge değil; yaklaşırken bile dikkat gerektiren bir değerdir.
Bugün “cesur” denilen dil ile geçmişin “edep” anlayışı arasındaki fark, tam da bu noktada keskinleşir. Modern metinler her şeyi göstermek ister; divan şiiri ise hissettirmeyi tercih eder. Günümüzde kelimeler bağırır, teşhir eder, zorla dikkat çeker; divan edebiyatında ise kelime fısıldar. Sevgilinin dudağı anlatılır ama öpülmez; saçları betimlenir ama çekilmez. Çünkü şair bilir: Güzellik, zorla ele geçirildiğinde değil, uzaktan seyredildiğinde büyür.
Divan şiirindeki kadın tasviri, çoğu zaman yanlış bir biçimde “ulaşılamazlık” üzerinden eleştirilir. Oysa bu ulaşılmazlık, kadını değersizleştirmek için değil; aksine onu sıradanlıktan korumak içindir. Sevgiliye varılamaz, çünkü o herkesin elinin değeceği bir eşya değildir. Bugün ise “herkes için her şey” anlayışı, kadını da kelimeleri de ucuzlatıyor. Her şeyin açıkta olduğu bir dünyada, gizemin yerini kabalık alıyor.
Divan edebiyatında kadını doğru anlamak için, onu bugünün doğrudan anlatım alışkanlıklarıyla okumamak gerekir. Çünkü divan şiirinde kadın, çoğu zaman gerçek bir kişiden çok bir idealdir. Sevgili; güzelliğin, düzenin, ölçünün ve ilahi armoninin sembolüdür. Şair kadını anlatırken aslında yalnızca bir insanı değil, varoluşun estetik tarafını dile getirir. Bu yüzden divan şiirindeki kadın, bedensel bir arzu nesnesi olmaktan uzaktır; o, hayranlık duyulan, yaklaşılırken bile edep gerektiren bir varlıktır.
Sevgilinin yüzü Allah’ın kudretini hatırlatan bir tecelli, bakışı insanı kendinden geçiren bir sır, yürüyüşü ise kâinattaki ahengin küçük bir örneği olarak görülür. Kadın bu şiirlerde konuşmaz belki ama suskunluğu bile anlam yüklüdür. Çünkü divan şairi için önemli olan kadının sesi değil, onda cisimleşen manadır. Kadın şiirde yüceltilirken bedeni silinmez; fakat beden asla parçalanmaz, teşhir edilmez, aşağılanmaz. Güzellik bütündür ve kutsala yakındır.
Tam da bu anlayış yüzünden divan edebiyatında sevgiliye ulaşmak zordur. Bu zorluk, kadını pasifleştiren bir mesafe değil; onu sıradanlıktan koruyan bir sınırdır. Şair için her güzel şey gibi kadın da emek ister, sabır ister, susmayı bileni sever. Bugünün metinlerinde kolayca tüketilen beden, divan şiirinde bakışla bile incinebilecek kadar kıymetlidir.
Modern şarkı sözlerinde kadının bedeni çoğu zaman parçalara ayrılır: Kalça, bel, dudak… Her biri ayrı ayrı sayılır, ölçülür, tüketilir. Kadın bir bütün olmaktan çıkar, bir katalog nesnesine dönüşür. Bunun adına da “gerçekçilik” denir. Oysa bu gerçeğin kendisi değil, hayal gücünün iflasıdır. Divan şairi bir kaşla koskoca bir hikâye anlatabilirken, bugünün söz yazarı her şeyi söyleyip hiçbir şey anlatamıyor.
Burada mesele geçmişi romantize etmek ya da bugünü toptan mahkûm etmek değildir. Mesele, dilin ahlakını hatırlamaktır. Çünkü dil, yalnızca iletişim aracı değildir; aynı zamanda bir değerler sistemidir. Kadını hangi kelimelerle anlattığımız, aslında insanı nereye koyduğumuzu gösterir. Divan edebiyatında kadın yüceltilirken erkek de küçülmez; aksine herkes kendi sınırını bilir. Bugün ise sınırlar kalkmış gibi görünse de aslında saygı da beraberinde yok olmuştur.
Belki de asıl soruyu burada sormalıyız: Biz gerçekten daha mı özgürüz, yoksa sadece daha mı pervasızız? Her şeyi söyleyebilmek özgürlük müdür, yoksa bazı şeyleri söylememeyi seçebilmek mi gerçek inceliktir?
Divan şairi susarak anlatmayı bilirdi. Çünkü bilirdi ki her hakikat kelimeye döküldüğünde değer kazanmaz. Bazı duygular, ancak örtüldüğünde anlamlıdır. Bugün kadının bedenini aşağılarken alkış alan bir dil varsa, bu yalnızca kadının değil, insanın da yenilgisidir. Çünkü kadını aşağılayan dil, eninde sonunda hayatı da aşağılar. Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey; kelimenin terbiyesi, bakışın zarafeti ve susmanın asaleti.
Her çağ kendi şarkısını yazar, evet. Ama her şarkı insanı yüceltmez.
Ruhun estetiğini kelimelerin zarafetiyle yeniden inşa edeceğimiz günlere... Bir sonraki buluşmamıza dek, kalbinizdeki ve dilinizdeki zarafeti korumanız dileğiyle.
Yazar Evin Kalçık
Bunlar da ilginizi çekebilir
Beyaz Kıta’da 10. Gurur Yılı: Türk Bilim Heyeti Antarktika Yolunda!
Türkiye’nin kutup araştırmalarındaki kararlılığı sürüyor. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde ve TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi heyeti, İstanbul Havalimanı’ndan dualarla uğurlandı.
3 saat önceDİKKAT: Bakanlıktan "Okul Desteği" Adıyla Yapılan Paylaşımlara Karşı Kritik Uyarı!
Son günlerde sosyal medya platformlarında hızla yayılan "Çocuğu okula giden ev hanımlarına devlet desteği" başlıklı paylaşımlar hakkında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan sert bir açıklama geldi.
3 saat önceParkinson’da Üç Cepheden Umut: İlaç, Hücre ve Gerçekler
Bike S. Demirkız'ın kaleminden: Parkinson’da Üç Cepheden Umut: İlaç, Hücre ve Gerçekler
13 saat önce

