Arama

                                                

KÖLELERE İYİ DAVRANIN

Eğitimci Yazar Soner Atabek Yazdı: KÖLELERE İYİ DAVRANIN

11/02/2024 09:33 | Son Güncelleme : 16/09/2026 20:18 | Soner Atabek


KÖLELERE İYİ DAVRANIN
ad image
ad image

 

KÖLELERE İYİ DAVRANIN

Tarihteki kölelik kavramı, görünüş ve ifade şekli değişmiş olsa bile, ne yazık ki günümüzde de varlığını sürdürmektedir.

Yasal kölelik

İnsanlar bir savaşı kaybettikleri için evde oturuyor olsalar bile, kendilerinden daha güçlü kişilerce köle statüsüne sokuluyorlardı.

Kölelerin, ne vücutları kendilerine aitti, ne de çocukları. Bir efendi kölesinin çocuğunu elinden alıp, götürüp pazarda satabilirdi. Bu doğaldı. Kölesinin çocuğunu satan bir sahip, herhalde, ‘’Bu konuda niçin anasının babasının iznini alayım?

Buzağıyı satmada ineğin iznini alıyor muyum ki bunların alayım,’’ diye düşünürdü.

Kölelere yapılanlar, haksızlık sayılmazdı, yasaldı.  Yani kölelerin yasalarla ellerinden alınmış hakları vardı. Doğu’da ve Batı’da tarih boyunca, hemen bütün filozoflar ve din adamları kölelere ‘’ merhametli davranılmasını’’ öğütlediler; ancak pek azı köleliğe karşı çıktı. (Aristo da kölelere iyi davranılmasını istedi ancak köleliğe karşı çıkmadı.)

Cumhuriyetin kuruluşuna kadar İstanbul’da köle pazarı vardı. Pazarda insanlar satılıyordu, Cumhuriyetin ilanıyla bu kölelik kaldırıldı.

Gönüllü kölelik

İnsanoğlu tuhaf bir varlıktır, pek çok şeye henüz tam karar verememiştir.

Bu arada, köle mi özgür mü olacağına dair kararını henüz vermiş değildir.

İnsan, durup dururken köle olmak istemez ama bir kez oldu mu da kolay kolay köleliği bırakmaz. Geçmişte bazı köleler azat edildiklerinde azatnamelerini yırtar, köleliğe devam etmek isterlermiş. Özgür yaşama konusunda deneyimleri olmayanların böyle davranmaları doğaldır. 

İnsanoğlu değişimi kolay kabul etmeyen bir varlıktır. Kolay kolay konfor alanını terk etmez. Bildiği şey onun için daha güvenlidir. Köleleri köle yapan da bu güvenli alan düşüncesidir.

Yıllarca kula kulluk etmiş bir miilete özgürlüğü versenizde onu Kabul etmez.

Bizlerde özgürlüğü kabul etmeyen bir toplumuz. Alıştık bir kere köleliğe, bırakmak zor geliyor.

Özgürlüğü benimseyemedik. Vücut alışık olmadığı için bunu reddetti ve kula kulluk edeceğimiz ortamı tekrar kendimize yarattık.

 Gönüllü kölelik açısından insanlar da hayvanlara benziyor.

Doğadaki özgür bir hayvan kafese girmek istemez, kafeste yaşama konusunda deneyimi yoktur, kafes onu korkutur.

Hatta bazıları esarete uyum sağlayamayıp ölür.

Ancak bir hayvanı kafese alıştırdığın zaman, istediği kadar özgürlüğü arasın, birkaç kuşak esarete, kafese alışınca, artık doğal ortamlarda yaşayamaz olur.

Bu yüzden evcil hayvanları doğaya bırakmaya kalkmak, insafsızlıktır.

Bu durum insanlar için de geçerli, insanı köle yapmamalı, köleyse onu da birdenbire dışarı atmamalı, bir geçiş, bir uyum sağlama süreci yaratmalı.

Bazen özgürlük de eğitim ister.

Bir zamanlar özgürlüklerini alan kölelere özgür yaşama eğitimi verilmeliydi, Mustafa Kemal Atatürk’ün bence en büyük hatası bu oldu. Yıllarca kula kulluk etmiş bir milleti,birden özgür bıraktı.

Gönüllü köleliğin tipik özelliği, insanların fark etmeden bu tür köleliği seçmeleri ve bu tür seçimlerinden ötürü adeta mazoşist bir haz duymalarıdır.

Ülkemizde insanların zaman zaman, bazı yöneticilerinin bilmem neresinin… kılı olayım. Sana kurban olayım veya esirin olayım, ölümüne seninleyim, öl de öleyim deyip kefen giydiklerini görebiliriz. Bu ifadeler ve davranışlar biraz mecazi, biraz da gerçek anlamda köleliğe gönüllü olma anlamı taşıyor olsa gerek.

Eğitimci Yazar

Soner Atabek

 

 

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image
Yorumlar

Other Posts
13.09.2026 - Kendinden Kaçarken Kendine Varmak 29.08.2026 - Sahip Olduklarımızın Sahibi Midir İrademiz? 22.08.2026 - Kazandım Derken Ne Bıraktın Arkanda? 15.08.2026 - Kendi Kendine Geç Kalma 01.08.2026 - Kapılar Kapandığında Kimsin? 25.07.2026 - Kendi Yalnızlığına Hoş Geldin 18.07.2026 - Kapı Aslında Hiç Kapanmadı: Modern Zamanlarda Hakikate Uyanmak 11.07.2026 - İÇİNDEKİ SULTAN 04.07.2026 - İçerideki Kapıları Kapatmak: En Büyük Özgürlük 27.06.2026 - Hakikatin Soğuk Çıplaklığı: Bizi Ayakta Tutan O Sancılı Bağ 19.06.2026 - Kalabalıktan Uzak, Hakikate Yakın 13.06.2026 - Büyük Kapılardan Önce Geçilen Dar Yollar 06.06.2026 - Görünmeyen Güven ve Kalbin Evi 30.05.2026 - Ruhun Özgürlük Yürüyüşü 23.05.2026 - Karakteri Hür Olanı Hangi Korkuyla Yeneceksiniz? 16.05.2026 - Zamanın Sessiz Bilgisi ve Kaderle Yeniden Tanışmak 09.05.2026 - Korku Panayırında Uyanmak 01.05.2026 - Kaderin Kapısını Kalbiyle Çalanlar 06.02.2026 - Kaybederken Kendini Bulmak: En Güzel Yenilgi 24.01.2026 - Aynadaki Yüzümüz 09.01.2026 - Asanın Kırıldığı Yer 26.12.2025 - Aidiyetin Sessiz Çöküşü 06.12.2025 - Büyük Davaların Yuttuğu Vicdan 07.11.2025 - Kul Olanın Boyun Eğmezliği 26.10.2025 - AH BURSAM... GÖNLÜMÜN YARASI 17.10.2025 - Bizi Bize Bırakmıyorlar 03.10.2025 - Hani O Efendi, Namuslu Ülke Nerede? 24.09.2025 - Hizmetkâr Olması Gerekenler Efendi Oldu! 13.09.2025 - Vicdanın Enkazı 07.09.2025 - Kötülüğün Sıradanlığına Alışmak: Vicdanımız Nereye Gidiyor? 03.09.2025 - Ateş Çemberinin Kenarında 24.08.2025 - Liyakatsizliğin Acı Faturası 15.08.2025 - Kalbimiz Neden Sustu? 07.08.2025 - Kendimize Söylediğimiz Yalanlar 27.07.2025 - Hayat Filminde Sen Yönetmensin 22.07.2025 - Yaşamak Diye Bir Korku Var İçimizde... 12.07.2025 - Hayatımın En Zor Yazısı... 23.06.2025 - Uygarlığın Kanlı Çelişkisi 12.06.2025 - Suskunluğun Ferhanesi 31.05.2025 - Kötülere İyi Demenin Bedeli 25.05.2025 - Koltuk Mu İnsan Mı? Masanın İki Yüzü ve Onur Sınavı 21.05.2025 - Allah Bizi Duyuyor mu? Kalbin Sessiz Çığlıkları 17.05.2025 - Kalbi Kırık Aynalar: Kaybolan Güvenin Gölgesinde 09.05.2025 - Cenneti Cehennemde Aramak! 02.05.2025 - Yorgun Kalplerin Sessiz Çığlığı 25.04.2025 - Kalplerimiz Neden Çoraklaştı? 16.04.2025 - Ödünç Alınan Hayatlar 21.02.2025 - İyilerin Kenarda Kaldığı Türkiye 05.01.2025 - Sahte Dünya Oyunları 24.11.2024 - Asla Düşünme! 01.11.2024 - "Eğitim Sistemimiz: Bizi Hangi Hayvana Benzetiyor?" 17.10.2024 - Vur Vatandaşın Sırtına! 21.09.2024 - Gerçekten Din Kardeşi miyiz? 12.09.2024 - Bize Ne Oluyor? 24.08.2024 - Biz neden bu kadar beceriksiziz? 08.08.2024 - Öfkeli insanlar ülkesi! 18.07.2024 - Kaosu Ve Ölümü Kim Çağırıyor? 11.07.2024 - Çürümenin sonu hep aynıdır, yok olmaya mahkûmdur! 02.06.2024 - Harese 17.05.2024 - Bu Ülkeye Ne Oldu Böyle? 10.05.2024 - Kimse Unutamaz! 23.04.2024 - Türkiye'nin Trajikomik Hayatı 13.04.2024 - Çocuklarımızı Kim Ateşin İçine Atıyor? 04.04.2024 - Neden Öldürüyoruz? 24.03.2024 - Türkiye Yorgun mu? 15.03.2024 - ‘’İncinmişsin’’Dedi 09.03.2024 - Değerlerini Kaybeden Bir Toplum 17.02.2024 - DIŞ GÜÇLER 12.02.2024 - Aydınlık ile karanlığın kavgası 11.02.2024 - UMUTLA BAK 11.02.2024 - ÜLKEMİ ÖZLÜYORUM 11.02.2024 - SÜRÜDEN AYRILMAK 11.02.2024 - KÖLELERE İYİ DAVRANIN 11.02.2024 - İŞİ EHLİNE VERMEK 11.02.2024 - ÇAĞDAŞ KÖLELİK 11.02.2024 - BU YOL BİZİ KAVGAYA GÖTÜRÜR 11.02.2024 - BEN NE YAPIYORUM 11.02.2024 - BEN NE DERSEM O 11.02.2024 - BEDELİNİ ÖDEYENLER 11.02.2024 - AH BURSAM AH!
ad image
ad image