Arama

                                                

TEBLİGAT ADRESİ BULUNAMAYAN SUÇLU

Yazar Amine Demir Yazdı: TEBLİGAT ADRESİ BULUNAMAYAN SUÇLU

12/09/2026 15:02 | Son Güncelleme : 16/09/2026 10:43 | Amine Demir


TEBLİGAT ADRESİ  BULUNAMAYAN SUÇLU
ad image
ad image

TEBLİGAT ADRESİ  BULUNAMAYAN SUÇLU

Sevgili okuyucum, bugün seninle hukuk tarihinin belki de en sıra dışı, absürt ama arka planında derin felsefi göndermeler barındıran bahtsız bir vakasına göz atacağız.

2007 yılında Amerika’nın Nebraska eyaletinde Senatör Ernie Chambers adında bir politikacı çıktı ve doğrudan Tanrı’ya resmi bir tazminat ve yaptırım davası açtı. Suçlama son derece ağırdı: Dünya üzerindeki depremler, amansız seller, yıkıcı kasırgalar, aniden patlak veren salgın hastalıklar ve insanoğlunun başına gelen akla gelebilecek her türlü doğal felaket... Chambers, dilekçesinde Tanrı’nın insanlara korku saldığını ve kendisi dâhil herkesi ölümle tehdit ettiğini iddia ederek ilahi iradeye karşı acil bir uzaklaştırma kararı çıkarılmasını talep etti. Amerikan yargısı ise konuyu ciddiyetle usulden ele alıp son noktayı muazzam bir bürokratik fıkrayla koydu: "Davalının tebligat yapılacak resmi bir adresi bulunamadığından dava reddedilmiştir." Anlayacağınız, postacı kapıyı çalacak bir ikametgâh bulamadığı için dosya kapandı!

Aslında Chambers’ın amacı dindar veya inançsız bir tartışma köpürtmek değil, Amerikan yargı sistemindeki "her önüne gelenin saçma konularla mahkemeleri meşgul edebilmesi" açığını protesto etmekti. Ancak bu eylem, ister istemez insanlığın en eski ve en konforlu alışkanlığını gözler önüne seriyor: Kendi ihmallerinin faturasını aşkın bir güce kesmek.

Bizler dere yataklarını imara açıp ilk şiddetli yağmurda evlerimizi su bastığında, kentsel dönüşümü erteleyip kalitesiz malzemeyle ördüğümüz duvarlar depremde üzerimize çöktüğünde ya da ormanlarımızı göz göre göre koruyamayıp küllere teslim ettiğimizde suçu hemen "kader" diyerek kenara çekilmekte buluyoruz. Trafikte aşırı hız yapıp virajı alamayan sürücünün hatasını "ecel" diyerek meşrulaştırması da, madenlerde gerekli havalandırma ve güvenlik önlemlerini almayıp yaşanan faciaları "fıtrat" kelimesiyle açıklamak da aynı kaçışın tezahürüdür. Kendi ihmalimizle, doyumsuzluğumuzla ve tedbirsizliğimizle yüzleşmektense, hesabı tebligat adresi olmayan bir sanık sandalyesine havale etmek her zaman daha tatlı ve zahmetsiz geliyor.

Peki bizde olsaydı?

Gelin biraz da kendi mahallemize dönüp bakalım; aynı dava bizim adliyelerden birinde açılmaya çalışılsaydı ne olurdu?

Bir kere mahkeme kalemi daha dilekçeyi okurken çayını püskürtür, hâkim bey Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu işaret ederek tek cümleyle dosyayı masadan itelerdi: "Davalının taraf ehliyeti yok, usulden reddine!" Ama macera elbette burada bitmezdi. O dilekçeyi verip adliye koridorlarında yürüyen garibim, binadan çıkamadan kendisini Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi kapsamında, "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamasıyla açılan jet hızında bir soruşturmanın içinde bulurdu. Savcılık, eylemin arkasındaki felsefi protestoyu sorgulamak yerine doğrudan olayın hukuki yaptırım boyutuna odaklanırdı. Muhtemelen bir sonraki durak da akıl sağlığının tespiti için en yakın ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden alınacak bir gözlem altı kararı olurdu.

Sosyal medyayı ve akşam haberlerini ise tahmin etmek hiç zor değil! "Tanrı’ya dava açan çılgın vatandaş!" ya da "Adliyede görülmemiş skandal!" alt yazılarıyla ana haber bültenleri şenlenir, sosyal medya gündemi dakikalar içinde kilitlenir, mizah sayfaları fazla mesai yapardı. Köşe yazarları, ekran ekran gezen uzmanlar günlerce işin hukuki veya mantıksal boyutunu değil, "toplumsal ahlakın nereye gittiğini" tartışırlardı. Yani bizde sistem ve toplum, olayın işaret ettiği aynaya bakmak yerine, aynayı tutan eli anında etkisiz hale getirip meseleyi kapatırdı.

Uzun lafın kısası; ilahi iradenin veya doğanın kanunlarının bir tebligat adresi yok, orası kesin. Ancak tedbiri elden bırakıp, bilimin ve aklın yolundan sapıp faturayı kadere kesen insanın adresi gayet belli.

Esenle kalın, sağlıcakla kalın. Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle.

Yazar: Amine Demir

Etiketler : Amine Demir Yazar Tarih Eğitim Bilim SonDakika KöşeYazarı
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki devlet okullarında her öğrenciye bir dijital cihaz dağıtılmasıyla başlayan "dijital dönüşüm", beklenenin aksine akademik başarıyı olumsuz etkiliyor.

17 saat önce
SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

Samsunspor Kulübü, şehir ile kulüp arasındaki bağları güçlendirmek ve yeni nesillere Samsunspor sevgisini aşılamak amacıyla başlattığı "Bu Şehrin Çocukları Samsunsporludur" projesinde mutlu sona ulaştı.

17 saat önce
Kendinden Kaçarken Kendine Varmak

Kendinden Kaçarken Kendine Varmak

Yazar Soner Atabek Yazdı: Kendinden Kaçarken Kendine Varmak

2 gün önce
ad image
ad image