Arama

                                                

TEBLİGAT ADRESİ BULUNAMAYAN SUÇLU

Yazar Amine Demir Yazdı: TEBLİGAT ADRESİ BULUNAMAYAN SUÇLU

12/09/2026 15:02 | Son Güncelleme : 05/11/2026 14:29 | Amine Demir


TEBLİGAT ADRESİ  BULUNAMAYAN SUÇLU
ad image
ad image

TEBLİGAT ADRESİ  BULUNAMAYAN SUÇLU

Sevgili okuyucum, bugün seninle hukuk tarihinin belki de en sıra dışı, absürt ama arka planında derin felsefi göndermeler barındıran bahtsız bir vakasına göz atacağız.

2007 yılında Amerika’nın Nebraska eyaletinde Senatör Ernie Chambers adında bir politikacı çıktı ve doğrudan Tanrı’ya resmi bir tazminat ve yaptırım davası açtı. Suçlama son derece ağırdı: Dünya üzerindeki depremler, amansız seller, yıkıcı kasırgalar, aniden patlak veren salgın hastalıklar ve insanoğlunun başına gelen akla gelebilecek her türlü doğal felaket... Chambers, dilekçesinde Tanrı’nın insanlara korku saldığını ve kendisi dâhil herkesi ölümle tehdit ettiğini iddia ederek ilahi iradeye karşı acil bir uzaklaştırma kararı çıkarılmasını talep etti. Amerikan yargısı ise konuyu ciddiyetle usulden ele alıp son noktayı muazzam bir bürokratik fıkrayla koydu: "Davalının tebligat yapılacak resmi bir adresi bulunamadığından dava reddedilmiştir." Anlayacağınız, postacı kapıyı çalacak bir ikametgâh bulamadığı için dosya kapandı!

Aslında Chambers’ın amacı dindar veya inançsız bir tartışma köpürtmek değil, Amerikan yargı sistemindeki "her önüne gelenin saçma konularla mahkemeleri meşgul edebilmesi" açığını protesto etmekti. Ancak bu eylem, ister istemez insanlığın en eski ve en konforlu alışkanlığını gözler önüne seriyor: Kendi ihmallerinin faturasını aşkın bir güce kesmek.

Bizler dere yataklarını imara açıp ilk şiddetli yağmurda evlerimizi su bastığında, kentsel dönüşümü erteleyip kalitesiz malzemeyle ördüğümüz duvarlar depremde üzerimize çöktüğünde ya da ormanlarımızı göz göre göre koruyamayıp küllere teslim ettiğimizde suçu hemen "kader" diyerek kenara çekilmekte buluyoruz. Trafikte aşırı hız yapıp virajı alamayan sürücünün hatasını "ecel" diyerek meşrulaştırması da, madenlerde gerekli havalandırma ve güvenlik önlemlerini almayıp yaşanan faciaları "fıtrat" kelimesiyle açıklamak da aynı kaçışın tezahürüdür. Kendi ihmalimizle, doyumsuzluğumuzla ve tedbirsizliğimizle yüzleşmektense, hesabı tebligat adresi olmayan bir sanık sandalyesine havale etmek her zaman daha tatlı ve zahmetsiz geliyor.

Peki bizde olsaydı?

Gelin biraz da kendi mahallemize dönüp bakalım; aynı dava bizim adliyelerden birinde açılmaya çalışılsaydı ne olurdu?

Bir kere mahkeme kalemi daha dilekçeyi okurken çayını püskürtür, hâkim bey Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu işaret ederek tek cümleyle dosyayı masadan itelerdi: "Davalının taraf ehliyeti yok, usulden reddine!" Ama macera elbette burada bitmezdi. O dilekçeyi verip adliye koridorlarında yürüyen garibim, binadan çıkamadan kendisini Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi kapsamında, "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamasıyla açılan jet hızında bir soruşturmanın içinde bulurdu. Savcılık, eylemin arkasındaki felsefi protestoyu sorgulamak yerine doğrudan olayın hukuki yaptırım boyutuna odaklanırdı. Muhtemelen bir sonraki durak da akıl sağlığının tespiti için en yakın ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden alınacak bir gözlem altı kararı olurdu.

Sosyal medyayı ve akşam haberlerini ise tahmin etmek hiç zor değil! "Tanrı’ya dava açan çılgın vatandaş!" ya da "Adliyede görülmemiş skandal!" alt yazılarıyla ana haber bültenleri şenlenir, sosyal medya gündemi dakikalar içinde kilitlenir, mizah sayfaları fazla mesai yapardı. Köşe yazarları, ekran ekran gezen uzmanlar günlerce işin hukuki veya mantıksal boyutunu değil, "toplumsal ahlakın nereye gittiğini" tartışırlardı. Yani bizde sistem ve toplum, olayın işaret ettiği aynaya bakmak yerine, aynayı tutan eli anında etkisiz hale getirip meseleyi kapatırdı.

Uzun lafın kısası; ilahi iradenin veya doğanın kanunlarının bir tebligat adresi yok, orası kesin. Ancak tedbiri elden bırakıp, bilimin ve aklın yolundan sapıp faturayı kadere kesen insanın adresi gayet belli.

Esenle kalın, sağlıcakla kalın. Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle.

Yazar: Amine Demir

Etiketler : Amine Demir Yazar Tarih Eğitim Bilim SonDakika KöşeYazarı
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

22 saat önce
Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının batı kesimlerden başlayarak hissedilir derecede düşeceğini açıkladı.

22 saat önce
Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Yeni Zelanda’nın 2025/2026 sezonu süt üretimi verilerine ilişkin kapsamlı bir analiz paylaştı.

22 saat önce
Yorumlar

Other Posts
04.11.2026 - SON DURAĞIN AYNASI 19.10.2026 - GÜVENDE OLMADAN AĞLAYAMAZSIN 13.10.2026 - ODAK HIRSIZLIĞI: Cevabı Verilmiş Bir Soruyu Bile Yanıtlayamamak 04.10.2026 - Farkındalığın Laneti 26.09.2026 - RUHUN DİNLENME DURAĞI 19.09.2026 - İSİM ERKEKTEN, SOY KADINDAN GEÇER 12.09.2026 - TEBLİGAT ADRESİ BULUNAMAYAN SUÇLU 01.09.2026 - ERKEK EVİNDE KONUŞULAN DİL KADININ SESİ MİDİR? 21.08.2026 - Aptalın Cüreti, Zekanın Felci 10.08.2026 - SABRETME Kİ GEÇSİN!!! 22.07.2026 - PARDON, MASKENİZ DÜŞTÜ! 08.07.2026 - TARİHİN İLK VE EN "YORUCU" FLASH MOB'U: 1518 DANS VEBASI 01.07.2026 - Hakikati Arayan İnsan, Hakikati Yaşayan Ruhlar: Beş Kadim Mühür 23.06.2026 - HER İNSANIN KULAĞIMIZA İLK FISILDADIĞI MELODİ 21.06.2026 - Ne Zaman Bu Kadar Tahammülsüz Olduk? 17.06.2026 - 24 SAATLİK SONSUZLUK: Sayıların Sınırında Bir Ölüm 05.06.2026 - LEYLEKLER VE KARTALLARIN SAVAŞI 27.05.2026 - BAYRAMIN GÖRÜNMEYEN ODALARI 20.05.2026 - "Git ve Al" Saldırganlığı: Modern Zaman Büyücülerine Bir Çift Sözüm Var 04.05.2026 - YALNIZKEN HERKES HAKLIYKEN KALABALIKTA KAYBOLAN DOĞRULARIMIZ? 03.02.2026 - IŞIĞI SEN SÖNDÜRMEDİN: Zihnine Sızan O Sese "Dur" De! 23.01.2026 - NEZAKET BİR ZIRH MI YOKSA BİR PARANGA MI? 13.01.2026 - MUTSUZLUK ÜZERİNE 06.01.2026 - KURBANIN VEDASI, İNSANIN DOĞUŞU 25.12.2025 - FAYDANIN GÖLGESİNDE İNSANLIĞIN İNFAZI 12.12.2025 - BİTMEYEN YORGUNLUK: MODERN HAYATIN EN SİNSİ HASTALIĞI 21.11.2025 - Duygusal Çöp Kutusu 18.11.2025 - Kadının Değersizleştirilen Emeği 08.11.2025 - BEN FRANKLİN ETKİSİ 06.11.2025 - Athena: Kıskançlık mı, Otorite mi? 01.11.2025 - İnsanlar Uykudadır, Ölünce Uyanırlar
ad image
ad image