Arama

                                                

Randevu var diyorlar, sıra yok

Yazar Aylin Bayrakdarlar yazdı: Randevu var diyorlar, sıra yok

08/12/2025 16:39 | Son Güncelleme : 05/11/2026 20:02 | Aylin Bayrakdarlar


Randevu var diyorlar, sıra yok
ad image
ad image

Randevu var diyorlar, sıra yok

Telefonun başındasınız. Tarih verilmiş, saat verilmiş. “On beş gün sonra randevu açılacak, şu saatte arayın” denmiş. Saat tam on. Tuşlara basıyorsunuz, uzun bir bekleyiş, aynı cümle ile karşılaşıyorsunuz: “Randevu yok.”

Bir yerden sonra şu soru düşüyor akla: Bu tablo gerçekten kapasite yetersizliği mi, yoksa en ufak ağrıda bile sistemi dolduran bir anlayışın sonucu mu? Hangi cevap doğru olursa olsun, şu an vatandaşın hissettiği gerçek değişmiyor: Sağlık sistemi insanı adım adım özel hastaneye yönlendiriyor.

Paradoks tam burada başlıyor. Kamu sistemine ulaşamadığı için, kişi bu kez tamamlayıcı sağlık sigortasına yöneliyor. Mantık şu: “Hiç değilse daha kolay muayene olurum, çocuğumu daha rahat doktora götürürüm.” Aylık primler ödeniyor, bütçede yeni bir kalem açılıyor. İnsan kendince geleceğini, en azından hastalık geldiğinde, güvenceye aldığını sanıyor.

Sonra bir akşam çocuk ateşleniyor. En doğal refleks, en yakın sözleşmeli hastaneye gitmek. Danışmada sakin bir ses: “Kota doldu.” Soruyorsunuz: “Ne kotası?” Yanıt kısa: Artık kota var. İsterseniz ücretli muayene olabilirsiniz.

Soruyu biraz daha netleştirelim: Ben bu kotanın dolup dolmadığını önceden nereden bileceğim? Evden çıkmadan önce hangi kanaldan kontrol edeceğim? Uğraşıp didinip vardığım yerde “kota doldu” cümlesi ile karşılaşacaksam bu sigortayı niye yaptırdım? Bu sorulara çoğunlukla yanıt verilmiyor. Sadece sessizlik.

Ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor. Vatandaş iki kapı arasında kalıyor. Kamuda randevu yok. Özelde kota var. Sağlık hizmetine ulaşmak anayasal bir hak olmasına rağmen, pratikte bir ayrıcalığa dönüşüyor. Geliri belli bir seviyenin altında olan, esnek mesai imkânı olmayan, küçük çocuğu olan aileler için tablo daha da ağırlaşıyor.

Bu yaşananlar kişisel bir şikâyetin ötesinde bir gösterge aslında. Sağlık sistemi, vatandaşın gözünde yavaş yavaş güven kaybediyor. Şu soru sık sık kendini hatırlatıyor: “Ben sigortam olmasına rağmen bu kadar zorlanıyorsam, sigortası olmayan nasıl dayanıyor?”

Bugün kamu kurumuna ulaşamayan insan, özel hastaneye yönleniyor. Özel hastanede kota gerekçesi ile “ücretli muayene” seçeneği sunuluyor. Yani sistem, kişiyi önce çaresiz bırakıyor, sonra cüzdanına yönlendiriyor. Bu, uzun vadede yalnızca öfke üretmez; adalet duygusunu da aşındırır.

Hiç kimse doktora keyfi olsun diye gitmez. Hele çocuk hastalandığında anne babanın tek isteği, hızlı ve güvenilir bir muayenedir. Aciller hınca hınç dolu. Kamuda randevu yok. Kapıda “kota doldu” cümlesi ile karşılaşan kişi, kendini bir sayı gibi hissediyor. Sistem için istatistik, kendi için ise hayati bir an.

Elbette asıl nedeni bulmak vatandaşın görevi değil. Sağlık çalışanı eksikliği, yanlış planlama, randevu sistemi, performans baskısı, tamamlayıcı sigorta sözleşmeleri, hastane yönetimleri... Bunların her biri teknik başlık; üzerinde çalışılması gereken konular. Fakat şu çok net: Bu yığılmanın, bu kotanın, bu randevu krizinin yükü doğrudan vatandaşın omzuna bırakılıyor.

Ben bir yurttaş olarak şu kadarını söyleyebilirim: Sağlık hizmetine ulaşmak için sürekli “doğru anı” kollamak zorunda kalmak istemiyorum. Telefonda, uygulamada, danışmada aynı cümleleri duyduğumda, kendimi sistemde değil, labirentin içinde hissediyorum.

Peki ya siz? Randevu bulamadığınızda ne yapıyorsunuz? Özel hastaneye yönlendirildiğinizde, kota gerekçesi ile tekrar ödeme istendiğinde içinizden ne geçiyor?

Sorun ne, tam olarak bilmiyorum. Zaten bilmek zorunda da değilim. Vatandaşın görevi sistem kurmak değil; vergisini ödemek, sigorta primini yatırmak, belirlenen kurallara uymak. Devletin görevi ise o sistemin adil ve ulaşılabilir işlemesini sağlamak.

Belki ilk adım, bu kota meselesinin şeffaflaştırılması olabilir. Hangi hastanede, hangi branşta, hangi saat aralıklarında sınır var? Bu sınır neye göre belirleniyor? Vatandaş bunu önceden nasıl öğrenecek? Randevu sisteminde yaşanan tıkanma için ortak akılla bir çözüm üretilecekse, bu soruların cevabı açıkça verilmek zorunda.

Sağlık, ertelenebilen bir konu değildir. Çocuk ateşlenmişken, ağrı kendini iyice göstermişken “on beş gün sonra tekrar arayın” cümlesi, kâğıt üzerinde bir prosedür gibi durabilir. Vatandaş için ise “senin derdin, sıranı bekle” anlamına gelir.

İşte tam bu yüzden, yaşadığım sıkıntıyı yalnız bir bireyin serzenişi olarak değil, sistemin aynası olarak görüyorum. Gazete sayfalarından soruyu buraya bırakıyorum: Sağlık hizmetine ulaşmak neden bu kadar zorlaştı ve bu sorunun bedelini neden yine vatandaş ödüyor?

Yazar Aylin Bayrakdarlar

aylinbayrakdarlar@bilgigazetesi.org

 

Etiketler : Yazar Aylin Bayrakdarlar Sağlık İnsan Toplum SonDakika Haber
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 2026 ABD ara seçim sonuçlarını tarım ekonomisi ve kırsal seçmen dinamikleri üzerinden analiz etti.

3 saat önce
Fenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı

Fenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Fenerbahçe, iki kez geriye düştüğü karşılaşmada İngiliz devi Liverpool'u 3-2 mağlup ederek unutulmaz bir geri dönüşe imza attı. Sarı-lacivertlilerin bu tarihi zaferi, başta İngiltere olmak üzere İspanya ve İtalya basınında geniş yankı buldu.

4 saat önce
SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

1 gün önce
ad image
ad image