Arama

                                                

FAYDANIN GÖLGESİNDE İNSANLIĞIN İNFAZI

Yazar Amine Demir Yazdı: FAYDANIN GÖLGESİNDE İNSANLIĞIN İNFAZI

25/12/2025 17:01 | Son Güncelleme : 16/09/2026 18:28 | Amine Demir


FAYDANIN GÖLGESİNDE İNSANLIĞIN İNFAZI
ad image
ad image

FAYDANIN GÖLGESİNDE İNSANLIĞIN İNFAZI

Merhaba değerli okuyucum, bugün size hepimizi içine alan devasa bir yanılsamadan bahsetmek istiyorum. Biliyor musunuz, bazen etrafıma baktığımda kocaman bir illüzyonun içinde yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Adına "uygarlık" dediğimiz o ışıltılı vitrin; aslında binlerce yıldır ilmek ilmek işlediğimiz rafine bir "barbarlığı" gizliyor. Hepimiz bir ilerleme masalına inanmış durumdayız; ama gökdelenlerimiz yükseldikçe ruhlarımızın aynı hızla sığılaştığını görmezden geliyoruz. Teknolojide devleşirken, herhangi birine karşılıksız el uzatacak kadar bile büyümediğimiz o acı çelişkiyle yaşıyoruz.

Her şeyin fayda ve verimlilik terazisinde tartıldığı bu düzende, insan olmanın bedeli ne kadar da ağırlaştı. Bir arkadaşımız aradığında bile "Bir çıkarı mı var?" diye şüphelenir duruyoruz mesela. Eskiden mahallemizdeki bakkalın hal hatır sorması samimiyetti; şimdi ise marketlerdeki o sahte gülümsemeler sadece birer pazarlama taktiği. İnsan artık canlı değil; algoritmaların peşinden koştuğu bir tüketici verisi. Sevgi ve merhamet gibi erdemler, bu rasyonel dünyada gereksiz birer maliyetten ibaret. Kalabalıkların içinde bu kadar yalnız hissetmemiz, dostlukların yerini iş ağlarının alması gerçekten her biri tesadüf mü?

En kötüsü de bu barbarlığın artık kılık değiştirmiş olması; eskinin mızrakları yerini şık kıyafetlere, soğuk bürokrasilere ve şirket politikalarına bıraktı. Örneğin; bir çalışanı, performans tablosundaki bir rakam düşük diye kapının önüne koyan sistem, bunu "stratejik bir küçülme" olarak sunabiliyor. Sosyal medyada bir yandan lüks yemeğimizi paylaşıp diğer yandan ekranı kaydırarak açlık haberlerini yok sayıyoruz. Modern dünya sadece bizi zincire vurmuyor; borçlarla, ruhu tüketen mesailerle ve "stratejik kararlarla" köşeye sıkıştırıyor. Ekranlarımızın başında dünyanın öbür ucundaki vahşeti bir film izler gibi seyrederken vicdanlarımızın nasıl felç olduğunu fark etmiyoruz bile.

Belki de bu uygarlık; barbarların faydacılık uğruna, medeni bir dünyanın kötülüğünü anında fark edeceği o daha büyük acımasızlığın ta kendisi. Devletler ve sistemler bize konfor vaat ederken aslında bizi kendi ışıltılı hücrelerimize hapsediyor. Ancak bu barbarlığın maskesinin en kanlı şekilde düştüğü yer şüphesiz savaşlardır. Eskinin kılıçlarla yapılan vahşeti, bugün uzaktan kumanda edilen dronlarla, bir bilgisayar oyunu soğukkanlılığıyla yürütülüyor. Şık diplomatik masalarda "barış" ve "demokrasi" nutukları atılırken arka planda sadece kaynaklar ve güç için şehirler yerle bir ediliyor.

Binlerce çocuğun geleceği kararırken "uygarlık" dediğimiz mekanizma; bunu kağıt üzerinde sadece "stratejik bir kayıp" veya "istatistik" olarak raporluyor. Ekranlarımızın başında bu yıkımları izlerken ölenlerin coğrafyasına göre üzülüp üzülmeyeceğimize karar veren seçici bir vicdana hapsolmuş durumdayız. Asıl yıkım şehirlerde değil; istatistiklerin gölgesinde can çekişen insanlığımızın tam kalbinde yaşanıyor. Zira maskeler düştüğünde geriye kalan ileri bir uygarlık değil; sadece katliamı dijital ekranlara sığdıracak kadar evrimleşmiş bir barbarlıktır. Belki de en büyük trajedi bombaların öldürdüğü çocuklar değil, hangi çocuğun ölümüne üzüleceğimizi seçen o paslanmış vicdanlarımızdır. Ancak unutmamalıyız ki; faydanın gölgesinde insanların infazı sürerken dahi ayağa kalkan her vicdan, bu karanlığı yırtacak güce sahiptir.

Peki, bu illüzyon içinde kaybolup gitmeye mahkum muyuz? Ruhlarımızın sığılaştığı bu çağda derinliğe talip olanlar yine bizleriz. Bir insanın elini samimiyetle tuttuğumuzda, bir canlının yarasına dokunduğumuzda ya da ekranların pırıltısından başımızı kaldırıp gökyüzündeki gerçek sonsuzluğa baktığımızda o vitrin çatlamaya başlar. Uygarlık dediğimiz şey binaların boyuyla değil, içimizdeki şefkatin boyu ile ölçülür. Geç olmadığını biliyorum; masallara inanmayı bırakıp gerçeği, yani kalbimizdeki o saf iyiliği yeniden keşfedelim.

Evet değerli okurum, okuduklarınızın içinizi ferahlatmadığının farkındayım; ancak bazen gerçekler iyileşmeden önce sarsılmayı gerektirir.

Esen kalın, sağlıcakla kalın. Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle...

Yazar: Amine Demir

Etiketler : Amine Demir Yazar KöşeYazısı SonDakika İnsan Toplum
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin 2026 yılında yeniden açılan soruşturma, kapsamını genişleterek devam ediyor.

2 saat önce
OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki devlet okullarında her öğrenciye bir dijital cihaz dağıtılmasıyla başlayan "dijital dönüşüm", beklenenin aksine akademik başarıyı olumsuz etkiliyor.

1 gün önce
SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

Samsunspor Kulübü, şehir ile kulüp arasındaki bağları güçlendirmek ve yeni nesillere Samsunspor sevgisini aşılamak amacıyla başlattığı "Bu Şehrin Çocukları Samsunsporludur" projesinde mutlu sona ulaştı.

1 gün önce
Yorumlar

Tayfun

"Modern dünyanın konforuna o kadar alıştık ki, bu konforun neyin pahasına sağlandığını görmez olduk. 'Seçici vicdan' tespiti gerçekten çok sarsıcı ve bir o kadar doğru. Kaleminize sağlık Amine Hanım."

8 ay önce
Azra

"Algoritmaların bizi sadece birer 'tüketici verisi' olarak gördüğü bu çağda, insanlığın kalbine dair böyle bir yazı okumak ilaç gibi geldi. Vitrini çatlatmak zorundayız, başka yolumuz yok."

8 ay önce
Filiz

"Özellikle 'hangi çocuğun ölümüne üzüleceğimizi seçen paslanmış vicdanlar' cümlesi boğazımı düğümledi. Teknolojide devleşirken ruhen bu kadar küçülmemiz hepimizin ortak ayıbı. Muazzam bir özeleştiri."

8 ay önce
Ensar

"Uygarlığın binalarla değil, şefkatle ölçüldüğünü hatırlatan harika bir yazı. Gerçeklerle yüzleşmek can yaksa da iyileşmek için şart. Teşekkürler Bilgi Gazetesi."

8 ay önce
Hakan

"Faydacılık uğruna neleri feda ettiğimizi o kadar net anlatmışsınız ki... Peki, acaba bu dijital hücrelerden kaçış gerçekten mümkün mü yoksa sadece maskeleri düşürmekle mi yetineceğiz? Düşüncelerinize sağlık."

8 ay önce
ad image
ad image