Arama

                                                

GÜVENDE OLMADAN AĞLAYAMAZSIN

Yazar Amine Demir Yazdı: GÜVENDE OLMADAN AĞLAYAMAZSIN

19/10/2026 14:56 | Son Güncelleme : 05/11/2026 14:27 | Amine Demir


GÜVENDE OLMADAN AĞLAYAMAZSIN
ad image
ad image

GÜVENDE OLMADAN AĞLAYAMAZSIN

Sevgili okuyucum,

Sana da olur mu bazen? Hani tam da fırtınanın en şiddetli estiği, ortalığın toz duman olduğu o anda kaskatı kesilirsin de her şey bitip sular durulduğunda birdenbire gözyaşlarına boğulursun...

İçinde bir şeyler avaz avaz bağırır, canın fena halde yanar ama gözünden tek bir damla yaş gelmez. Bir yakınının ölüm haberini alırsın, donup kalırsın. Yıllardır emek verdiğin bir ilişki biter, tepkisizce bakarsın. En çok değer verdiğin insanın söylediği o ağır söz gelir, kalbinin ortasına oturur; yine ağlayamazsın.

Hatta tam o sırada çevrendekiler halini görüp "Bak ne kadar da güçlü duruyor" derler. Ya da daha beteri, için kan ağlarken duygunu dışarı vurmadın diye seni duyarsız sanırlar. Biliyorsun değil mi o hissi? İnsanlara bazen dert beğendirmek zorunda kalırsın ya... Bir acını, bir kırgınlığını paylaşacak olursun; "Aman, bunda ağlayacak ne var? Bu da dert mi şimdi?" deyip tek kalemde silip atarlar. Sen de o küçümseyen bakışları görmemek için iyice kapanırsın içine.

O an ağlamayı falan bir kenara bırakır, yapılması elzem olan ne varsa robot gibi sırayla yaparsın. Telefona sarılıp aranması gereken yerleri ararsın, çocuğunun yemeğini ocağa koyarsın, giyinip işe gidersin, akşam eve gelirsin. Yolda karşılaştığın bir tanıdık "Nasiılsın?" diye sorduğunda, yüzüne sahte bir tebessüm yerleştirip "İyiyim, uğraşıyoruz işte" dersin. Gece yatağa uzanıp karanlıkta tavana baktığında bile tek bir damla dökülmez gözünden.

Sen belki buna "Güçlü duruyorum" dersin, belki de etrafındakiler öyle bilsin istersin. Oysa biraz daha derinlere indiğimizde, çocukluğundan beri zihnine kazınan o eski ezberler çıkar ortaya.

Düşünsene bir; çocukken ne zaman ağlasan "Ağlama, sus bakayım!" diye uyarıldın belki. Ne zaman bir şeyden korksan "Korkacak ne var bunda!" denilerek bastırıldın. Üzüldüğünde "Aman geçer nasılsa, uzatma" denip konu kapatıldı. Annen zaten gergindi, üzülmesin diye sesini çıkarmadın. Evde zaten yeterince sorun vardı, bir kriz de ben çıkarmayayım diye kendi kendini bastırdın. Birinin gelip sana sarılmasını, seni teselli etmesini beklemek yerine, yaranı kendi imkânlarınla sarmayı öğrendin. Yıllar geçse de ruhun hep aynı refleksi verdi: Ne olursa olsun, hemen toparlan!

Peki, işin aslı ne biliyor musun? Bu durumun psikolojide ve nörolojide çok net bir karşılığı var.

Bunu biraz kazıdığımızda karşılaştığımız şey; sinir sistemimizin çalışma prensibi. Sinir sistemimiz büyük bir tehdit, kayıp veya kriz anında doğrudan koruma moduna geçer. Zihin o an duyguya izin vermez; çünkü öncelik hayatta kalmaktır, o krizden sağ çıkmaktır. Kararlar verirsin, sorumluluk alırsın, etrafındakileri düşünürsün. Bedenin ve ruhun tam anlamıyla yüksek bir alarma geçmiştir.

İşte tam da bu yüzden, ağlamak için bir insanın önce kendini güvende hissetmesi gerekir.

Bir gün gelir... Belki biri sana sebepsizce, sıcacık sarılır. Belki ilk kez yanında güçlü görünmek, maske takmak zorunda kalmadığın bir insanın yanında oturursun. Belki de sadece odanın kapısını kapatır, kulaklığı takar ve kimseden hiçbir beklentinin olmadığı o tenha ana sığınırsın.

Ve işte o an, gözyaşların ansızın boşalmaya başlar.

Şaşırırsın, "Şimdi ne oldu ki? Bana ne oluyor böyle?" dersin. O koca felaketler yaşanırken tek damla akıtmayan gözlerin; ufacık bir cümleye, bir sarılmaya ya da radyoda çalan bir şarkının melodisine hıçkırıklara boğulur. Annam veremezsin.

Ama artık biliyorsun: Sen duygusuz değildin. Hissetmiyor hiç değildin. Çaresiz veya zayıf da değildin.

Canın gerçekten çok yanmıştı. Sadece sinir sistemin ancak o an "Tehlike geçti, artık emniyettesin" mesajını alabildi. Fırtına koparken senden beklenen ağlayıp rahatlaman değil, sadece dayanmandı. Ruhun, ağlamak için kendini güvende hissedeceği o sakin limanı bekledi, hepsi bu.

Sana küçük bir önerim var:

Bir daha böylesi bir çözülme yaşadığında kendine yüklenme, "Neden şimdi?" diye kendini sorgulama. Aksine, o an nerede ve kimin yanındaysan oraya şükret. Çünkü ruhun sana sessizce şunu fısıldıyordur: "Artık emniyettesin, gardını indirebilirsin." Kendine ağlamak için güvenli alanlar yaratmaktan ve fırtına sonrası o şifalı yaşların akmasına izin vermekten korkma.

Esen kalın, sağlıcakla kalın.😊

Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle...

Yazar: Amine Demir

aminedemir@bilgigazetesi.org

 

Etiketler : Amine Demir Yazar Makale Bilim Eğitim KöşeYazarı SonDakika İnsan Toplum
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

22 saat önce
Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının batı kesimlerden başlayarak hissedilir derecede düşeceğini açıkladı.

22 saat önce
Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Yeni Zelanda’nın 2025/2026 sezonu süt üretimi verilerine ilişkin kapsamlı bir analiz paylaştı.

22 saat önce
Yorumlar

Other Posts
04.11.2026 - SON DURAĞIN AYNASI 19.10.2026 - GÜVENDE OLMADAN AĞLAYAMAZSIN 13.10.2026 - ODAK HIRSIZLIĞI: Cevabı Verilmiş Bir Soruyu Bile Yanıtlayamamak 04.10.2026 - Farkındalığın Laneti 26.09.2026 - RUHUN DİNLENME DURAĞI 19.09.2026 - İSİM ERKEKTEN, SOY KADINDAN GEÇER 12.09.2026 - TEBLİGAT ADRESİ BULUNAMAYAN SUÇLU 01.09.2026 - ERKEK EVİNDE KONUŞULAN DİL KADININ SESİ MİDİR? 21.08.2026 - Aptalın Cüreti, Zekanın Felci 10.08.2026 - SABRETME Kİ GEÇSİN!!! 22.07.2026 - PARDON, MASKENİZ DÜŞTÜ! 08.07.2026 - TARİHİN İLK VE EN "YORUCU" FLASH MOB'U: 1518 DANS VEBASI 01.07.2026 - Hakikati Arayan İnsan, Hakikati Yaşayan Ruhlar: Beş Kadim Mühür 23.06.2026 - HER İNSANIN KULAĞIMIZA İLK FISILDADIĞI MELODİ 21.06.2026 - Ne Zaman Bu Kadar Tahammülsüz Olduk? 17.06.2026 - 24 SAATLİK SONSUZLUK: Sayıların Sınırında Bir Ölüm 05.06.2026 - LEYLEKLER VE KARTALLARIN SAVAŞI 27.05.2026 - BAYRAMIN GÖRÜNMEYEN ODALARI 20.05.2026 - "Git ve Al" Saldırganlığı: Modern Zaman Büyücülerine Bir Çift Sözüm Var 04.05.2026 - YALNIZKEN HERKES HAKLIYKEN KALABALIKTA KAYBOLAN DOĞRULARIMIZ? 03.02.2026 - IŞIĞI SEN SÖNDÜRMEDİN: Zihnine Sızan O Sese "Dur" De! 23.01.2026 - NEZAKET BİR ZIRH MI YOKSA BİR PARANGA MI? 13.01.2026 - MUTSUZLUK ÜZERİNE 06.01.2026 - KURBANIN VEDASI, İNSANIN DOĞUŞU 25.12.2025 - FAYDANIN GÖLGESİNDE İNSANLIĞIN İNFAZI 12.12.2025 - BİTMEYEN YORGUNLUK: MODERN HAYATIN EN SİNSİ HASTALIĞI 21.11.2025 - Duygusal Çöp Kutusu 18.11.2025 - Kadının Değersizleştirilen Emeği 08.11.2025 - BEN FRANKLİN ETKİSİ 06.11.2025 - Athena: Kıskançlık mı, Otorite mi? 01.11.2025 - İnsanlar Uykudadır, Ölünce Uyanırlar
ad image
ad image