Arama

                                                

Bizi Bize Bırakmıyorlar

Yazar Soner Atabek Yazdı: Bizi Bize Bırakmıyorlar

17/10/2025 20:11 | Son Güncelleme : 16/09/2026 23:49 | Soner Atabek


Bizi Bize Bırakmıyorlar
ad image
ad image

Bizi Bize Bırakmıyorlar

Canım Okurlarım,

Bazen düşünüyorum da, bu topraklarda kalbimiz hep başkaları için atıyor sanki. Yaşadığımız ev, sürdüğümüz araba... Bunlardan aldığımız o kısacık haz, aslında o eve ve arabaya bakıp da başkalarının içini burkulmasından, bizi kıskanmasından aldığımız zevkin yanında ne ki? Servet sahiplerinin her gün ekranlarda boy göstermesi, o derin, yorgun ruhlarının bir feryadı değil de nedir?

Makamlar, mevkiler... Ah, o koltuk sevdası! O, başkalarına hükmetme, onlardan bir adım yukarıda durma arzusu... Makamı ele geçirmenin verdiği o kısa süreli sarhoşluk, ne kadar da acı bir tat bırakıyor geride. O siyasetçilerin ekrandaki "zevk kasılmaları" dediğimiz şey, aslında ne kadar da çıplak bir ruh halini yansıtıyor, değil mi?

456-i68f2a3b0a1f9d.jpg

Değerli dostlarım,

Şöyle bir etrafınıza bakın; dünyada birbirine bizim kadar çok çiçek gönderen, ama o çiçeklerin çoğunu kalpten değil, gösterişten yollayan başka bir toplum var mı? Çelenkler devasa olmalı, isminiz kilometrelerce öteden okunmalı. Cenaze, düğün, çiğköfteci açılışı... fark etmez. Önemli olan o "ben buradayım, beni görün" feryadı! Düğünlerde son ses açılan müzik, o havaya sıkılan kurşunlar, sokakları inleten asker uğurlamaları... Hepsi, içimizdeki o bastırılamayan, "bizi fark edin" çığlığının bir yansıması.

Oysa büyük düşünür Sigmund Freud'un da işaret ettiği gibi, insanlar özgürlüğü gerçekten istemekte zorlanırlar. Çünkü özgürlük, beraberinde ağır bir sorumluluk getirir ve çoğu insan bu sorumluluğun yükünden korkar.

Bu yüzden, bu ülkede bir birey olarak kendi içimize dönüp, kendi varoluşumuzun o derin, metafizik sorularıyla baş başa kalamıyoruz. Ne kadar kabuğumuza çekilsek de, dışarıdaki o gürültü, o deli saçması siyaset, o bitmeyen kur hesabı, o akıl dışı söylemler gelip bizi buluyor. Huzur vermiyorlar.

Burası dedikodunun en çok üretildiği yer. Çünkü buna bayılıyoruz. İçimizdeki boşluğu, başkasının hayatının dedikodusuyla dolduruyoruz. Zaten Aristo da boşuna dememiş: "Akıllı insan, düşündüğü her şeyi söylemez; ama her söylediğini düşünür" diye. Oysa bizde düşünmeden, sadece rivayetle konuşmak adetten. Bu yüzden bireysel olan hiçbir şey ne filizlenebiliyor, ne de kök salabiliyor. İnsanlar o derin iç hesaplaşmaya dalamadan, olgunlaşamadan kalıyor. Her şey bir söylentiye, bir rivayete bağlı. Bir olayın gerçekleşmesinden çok, o olayın dedikodusunun çıkması korkutuyor bizi.

Böylesi bir ortamda, yöneticilerin eleştiriye tahammül edememesi de şaşırtıcı değil. Sorunu çözmektense, yok saymayı tercih ediyoruz. Sonra biri çıkıp eleştirdiğinde, sanki sorunun kaynağı eleştiren kişiymiş gibi topa tutuluyor. Ne acı bir döngü...

Eleanor Roosevelt'in dediği gibi: Büyük zihinler fikirleri konuşurken, küçük zihinler sadece insanları tartışır. Biz, fikirler yerine sürekli başkalarının dedikodusuyla meşgulüz.

Ortega y Gasset’in o meşhur sözü geliyor aklıma: "Ben kendimin ve çevremin toplamıyım." Hangi erdemleri taşırsanız taşıyın, hangi ilkelere inanırsanız inanın, o toplumun akıp gittiği çamurlu dere yatağından kaçamıyorsunuz. O çamur gelip size de bulaşıyor.

Sizi de kendisi gibi yapmak için inanılmaz bir çaba sarf ediyor bu düzen. Milyonlarca yazı, haber, video... Hepsi üzerinize saldırıyor. Gözünüzü, beyninizi hırpalayan o televizyon imgeleri... Hepsi size, "bizim gibi ol" diye bağırıyor.

Türkiye’de bireyin ömrü, 'Beni gör!' diyenlerin gürültüsü ile 'Bizim gibi ol!' diyenlerin çamurlu nehrine karşı direnmekle geçer.

Unutmamalıyız ki, Nisa Suresi 79. ayet bize, "Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Kötülük olarak sana ne isabet ederse, o da nefsindendir" diyerek bireysel sorumluluğumuzu hatırlatıyor. Dışarıdaki suçluları aramadan önce, kendi içimize dönüp kendi tercihlerimizi sorgulamamızı istiyor.

Zaten Mustafa Kemal Atatürk de devlet işlerinde bile bireysel gösterişe karşı çıkmış, "Millet ve devlet işlerinde herkes, herkese yardım edecek ve hiç kimse bundan iftihar payı çıkarmayacak. Düstur budur" diyerek tevazu ve ortak akla vurgu yapmıştır.

Hele bağımsız, özgür, vicdanlı bireylere... Asla!

Büyük filozof Friedrich Nietzsche'nin uyarısı ne kadar yerinde: Kolay yaşamak istiyorsan, sürüde kal ve sürü sevgisi uğruna kendini unut! Bu, konforlu bir esarettir.

Oysa Carl Gustav Jung'un da dediği gibi, bilinçdışımızı bilinç haline getirmediğimiz sürece, o bizim hayatımızı yönlendirecek ve buna kader diyeceğiz. Gerçek özgürlük, o iç hesaplaşmayı yapmaktan geçiyor.

İşte bu yüzden, bu ülkede bireyselliğini korumak isteyenlerin ömrü, o bitmek bilmeyen "sürüleştirme" çabalarına karşı dimdik durmakla, direnç göstermekle geçiyor... Ne yorucu, ne onurlu bir yalnızlık bu.

Yazar Soner Atabek

soneratabek@bilgigazetesi.org

 

 

Etiketler : Soner Atabek Yazar KöşeYazısı KöşeYazarı SonDakika Haber Haberler SonDakiaHaberler Eğitim İnsan Toplum
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin 2026 yılında yeniden açılan soruşturma, kapsamını genişleterek devam ediyor.

8 saat önce
OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki devlet okullarında her öğrenciye bir dijital cihaz dağıtılmasıyla başlayan "dijital dönüşüm", beklenenin aksine akademik başarıyı olumsuz etkiliyor.

1 gün önce
SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

Samsunspor Kulübü, şehir ile kulüp arasındaki bağları güçlendirmek ve yeni nesillere Samsunspor sevgisini aşılamak amacıyla başlattığı "Bu Şehrin Çocukları Samsunsporludur" projesinde mutlu sona ulaştı.

1 gün önce
Yorumlar

Huseyin Gezer

Güzel yazı!... Tamamını okudum. İsra suresi 13. ayet: "Kaderimizi sizin çabanıza bağlı kıldım..."

10 ay önce
Salih

Çok güzel bir yazı olmuş

10 ay önce
Şadiye Neşe

Harika konulara değinmişsiniz gene Başkanım, elinize emeğinize sağlık.

10 ay önce
Other Posts
13.09.2026 - Kendinden Kaçarken Kendine Varmak 29.08.2026 - Sahip Olduklarımızın Sahibi Midir İrademiz? 22.08.2026 - Kazandım Derken Ne Bıraktın Arkanda? 15.08.2026 - Kendi Kendine Geç Kalma 01.08.2026 - Kapılar Kapandığında Kimsin? 25.07.2026 - Kendi Yalnızlığına Hoş Geldin 18.07.2026 - Kapı Aslında Hiç Kapanmadı: Modern Zamanlarda Hakikate Uyanmak 11.07.2026 - İÇİNDEKİ SULTAN 04.07.2026 - İçerideki Kapıları Kapatmak: En Büyük Özgürlük 27.06.2026 - Hakikatin Soğuk Çıplaklığı: Bizi Ayakta Tutan O Sancılı Bağ 19.06.2026 - Kalabalıktan Uzak, Hakikate Yakın 13.06.2026 - Büyük Kapılardan Önce Geçilen Dar Yollar 06.06.2026 - Görünmeyen Güven ve Kalbin Evi 30.05.2026 - Ruhun Özgürlük Yürüyüşü 23.05.2026 - Karakteri Hür Olanı Hangi Korkuyla Yeneceksiniz? 16.05.2026 - Zamanın Sessiz Bilgisi ve Kaderle Yeniden Tanışmak 09.05.2026 - Korku Panayırında Uyanmak 01.05.2026 - Kaderin Kapısını Kalbiyle Çalanlar 06.02.2026 - Kaybederken Kendini Bulmak: En Güzel Yenilgi 24.01.2026 - Aynadaki Yüzümüz 09.01.2026 - Asanın Kırıldığı Yer 26.12.2025 - Aidiyetin Sessiz Çöküşü 06.12.2025 - Büyük Davaların Yuttuğu Vicdan 07.11.2025 - Kul Olanın Boyun Eğmezliği 26.10.2025 - AH BURSAM... GÖNLÜMÜN YARASI 17.10.2025 - Bizi Bize Bırakmıyorlar 03.10.2025 - Hani O Efendi, Namuslu Ülke Nerede? 24.09.2025 - Hizmetkâr Olması Gerekenler Efendi Oldu! 13.09.2025 - Vicdanın Enkazı 07.09.2025 - Kötülüğün Sıradanlığına Alışmak: Vicdanımız Nereye Gidiyor? 03.09.2025 - Ateş Çemberinin Kenarında 24.08.2025 - Liyakatsizliğin Acı Faturası 15.08.2025 - Kalbimiz Neden Sustu? 07.08.2025 - Kendimize Söylediğimiz Yalanlar 27.07.2025 - Hayat Filminde Sen Yönetmensin 22.07.2025 - Yaşamak Diye Bir Korku Var İçimizde... 12.07.2025 - Hayatımın En Zor Yazısı... 23.06.2025 - Uygarlığın Kanlı Çelişkisi 12.06.2025 - Suskunluğun Ferhanesi 31.05.2025 - Kötülere İyi Demenin Bedeli 25.05.2025 - Koltuk Mu İnsan Mı? Masanın İki Yüzü ve Onur Sınavı 21.05.2025 - Allah Bizi Duyuyor mu? Kalbin Sessiz Çığlıkları 17.05.2025 - Kalbi Kırık Aynalar: Kaybolan Güvenin Gölgesinde 09.05.2025 - Cenneti Cehennemde Aramak! 02.05.2025 - Yorgun Kalplerin Sessiz Çığlığı 25.04.2025 - Kalplerimiz Neden Çoraklaştı? 16.04.2025 - Ödünç Alınan Hayatlar 21.02.2025 - İyilerin Kenarda Kaldığı Türkiye 05.01.2025 - Sahte Dünya Oyunları 24.11.2024 - Asla Düşünme! 01.11.2024 - "Eğitim Sistemimiz: Bizi Hangi Hayvana Benzetiyor?" 17.10.2024 - Vur Vatandaşın Sırtına! 21.09.2024 - Gerçekten Din Kardeşi miyiz? 12.09.2024 - Bize Ne Oluyor? 24.08.2024 - Biz neden bu kadar beceriksiziz? 08.08.2024 - Öfkeli insanlar ülkesi! 18.07.2024 - Kaosu Ve Ölümü Kim Çağırıyor? 11.07.2024 - Çürümenin sonu hep aynıdır, yok olmaya mahkûmdur! 02.06.2024 - Harese 17.05.2024 - Bu Ülkeye Ne Oldu Böyle? 10.05.2024 - Kimse Unutamaz! 23.04.2024 - Türkiye'nin Trajikomik Hayatı 13.04.2024 - Çocuklarımızı Kim Ateşin İçine Atıyor? 04.04.2024 - Neden Öldürüyoruz? 24.03.2024 - Türkiye Yorgun mu? 15.03.2024 - ‘’İncinmişsin’’Dedi 09.03.2024 - Değerlerini Kaybeden Bir Toplum 17.02.2024 - DIŞ GÜÇLER 12.02.2024 - Aydınlık ile karanlığın kavgası 11.02.2024 - UMUTLA BAK 11.02.2024 - ÜLKEMİ ÖZLÜYORUM 11.02.2024 - SÜRÜDEN AYRILMAK 11.02.2024 - KÖLELERE İYİ DAVRANIN 11.02.2024 - İŞİ EHLİNE VERMEK 11.02.2024 - ÇAĞDAŞ KÖLELİK 11.02.2024 - BU YOL BİZİ KAVGAYA GÖTÜRÜR 11.02.2024 - BEN NE YAPIYORUM 11.02.2024 - BEN NE DERSEM O 11.02.2024 - BEDELİNİ ÖDEYENLER 11.02.2024 - AH BURSAM AH!
ad image
ad image