Arama

                                                

İÇİNDEKİ SULTAN

Yazar Soner Atabek Yazdı: İÇİNDEKİ SULTAN

11/07/2026 13:31 | Son Güncelleme : 05/11/2026 14:36 | Soner Atabek


İÇİNDEKİ SULTAN
ad image
ad image

İÇİNDEKİ SULTAN

Şu an bu satırları nerede okuyorsun bilmiyorum. Belki kalabalık bir metrobüste o bitmek bilmeyen yorgunluğunla bir yerlere tutunmaya çalışırken, belki her şeyden sıkılıp köşene çekildiğin o sessiz odanda, belki de içindeki o dinmeyen gürültü yüzünden uykunun seni terk ettiği bir gece yarısında… Ama izin ver, sana o çok iyi bildiğin, canını acıtan o hissi hatırlatayım: Hani bazen dışarıdan bakıldığında her şeye sahipmişsin, her şeyi yoluna koymuşsun gibi görünür de, içindeki o derin, o dipsiz boşluğu bir türlü dolduramazsın ya… Hani o çok istediğin okulları bitirmiş, o hedeflediğin parayı cebine koymuş ya da hayatındaki insanlara bir şekilde sözünü geçirmeyi başarmışsındır ama gece kafanı yastığa koyduğun an, görünmez bir kafesin içinde çırpınan bir kuş gibi hissedersin ya… İşte tam oradayız seninle, o tenha ve dürüst köşedeyiz.

Çünkü bize gücü hep yanlış anlattılar be sevgili dostum. Bize dediler ki; güç, dünyaya kafa tutmak, yumruğunu masaya sertçe vurmak ya da iş yerinde, ailede herkesi dize getirmektir. Oysa ne büyük bir yalanın ortasında harcamışız ömrümüzü, farkında mısın? Gerçek güç; elindeki balyozla dünyayı yıkmak değil, o balyozu tutacak kudrete sahipken usulce yere bırakıp yürüyebilmektir. Bir şeyi yapabilme gücün varken, karşındakini tek bir kelimenle darmadağın edebilecek kozlar elindeyken; o büyüyü, o intikamı cebinde saklayıp usulce arkana bakmadan yürüyebilmektir asıl mesele. Herkesin hırslarının, anlık egolarının ve kırık kalplerinin esiri olduğu bu gürültülü dünyada, yapabilecekken yapmamayı seçebilmek en asil, en gizemli duruştur.

Sorarım sana, gel dürüst olalım; iş yerinde arkandan kuyunu kazan, seni yöneticilerine kötüleyen o insanın ipliğini pazara çıkarabilecekken, sırf onun seviyesine inmemek için yutkundun mu hiç? İçin intikam ateşiyle kavrulurken, seni en zayıf anında arkandan vuranı paramparça edebilecekken durup affetmek... İşte bu, bu dünyadaki en büyük güçtür. Hani o yüce kelamda, Kuran-ı Kerim’de, “Bir kötülüğün karşılığı, ona denk bir kötülüktür. Ama kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükafatı Allah’a aittir,” (Şûrâ, 40) der ya; bu ayet sadece uzak bir gelecekteki ödülü müjdeler sanıyorsun? Hayır, tam şu anda, o öfkeden delirdiğin, kalbinin göğsünü dövdüğü o saniyede sana içindeki o vahşi canavarı dizginleme gücünü, o asil krallığı fısıldar.

Herkes senin ağzının içine bakıyorken, masadaki en yetkili, en kudretli senken usulce geri çekilebilmek; haklıyken, kelimelerin bir ok gibi saplanıp can yakacağını bildiğin o hararetli tartışmada konuşabilecekken susabilmek... İbn-i Arabi’nin o derin sessizliğine kulak verelim mi birlikte? Ne diyordu o büyük arif: “Suskunluk, hikmet kapılarının anahtarıdır. Dilini kontrol edemeyen, kalbini koruyamaz.” Biz kalbimizi korumak, o ucuz haklılık yarışlarında ruhumuzu kirletmemek için bazen susmayı seçeriz. Acizliğimizden, korkaklığımızdan değil dostum, içimizdeki gücün büyüklüğünden... Hatta bazen sırf sevdiğin birinin kalbi kırılmasın, o akşamı zehir olmasın ya da daha büyük bir sevgiye, hakikate yer açılsın diye bile bile kaybetmeyi seçebilmektir güç. Kaçımız bunu canı yanmadan yapabiliyoruz?

Çünkü asıl mesele dışarıdaki o gürültülü, o menfaatçi dünyayı hizaya getirmek değil; insanın gece kafasını yastığa koyduğunda içindeki o fırtınayı dindirebilmesidir. Kendine hükmeden, kendi içine kök salmış bir insanı ne patronunun haksız bir azarı savurabilir, ne yarın ne olacağına dair o geçim korkusu gölgeleyebilir, ne de daha fazlasına sahip olma hırsı kör edebilir. Buda’nın binlerce yıl öteden gelip kalbimizin tam üzerine oturan o bilgece uyarısını hatırla: “Savaş alanında binlerce insanı bin kez yenen kişi yerine, sadece kendini yenen kişidir en büyük fatih.” İşte insan, bu içsel fethe ulaştığında başkalarının yazdığı o ucuz senaryolarda figüran olmaktan vazgeçer. "O bana bunu dedi, ben de ona şunu demeliyim" sığlığından kurtulur. Kendi seçtiği iradeyle, kendi kalbinin pusulasıyla yürümeye başlar. Özgürlük dediğimiz o büyülü kelime de, ruhun o sessiz olgunlaşması da hep bu sancılı eşikten sonra başlar.

Bize gücü hep yanlış anlattılar demiştik ya… İnan bana aynı oyunu özgürlük için de oynadılar. Daha fazla paraya sahip olmak, banka hesaplarını doldurmak, sosyal medyada binlerce hiç tanımadığın insandan beğeni almak, istediğin her yere savrulabilmek dediler adına. Oysa özgürlük, hiçbir şeyin ve hiçbir kimsenin seni yönetemediği o eşsiz, o hafif anlarda saklıdır. Trafiğin ortasında sıkışıp kalmışken, bir kuyrukta ömründen tüketirken bile içindeki o sığınağı huzurlu tutabildiğinde başlar. Korkuların, öfkelerin, insanların seni bir gün göklere çıkarıp ertesi gün yerin dibine sokması... Ya da o amansız kaybetme ihtimalinin soğuk nefesi... Bunların hiçbiri senin içindeki o dingin denizi dalgalandıramıyorsa, inan bana senden daha güçlüsü, senden daha özgürü yok bu yeryüzünde. Çünkü asıl kelepçeler bileklerimizi acıtmaz bizim; gerçek zincirler zihnimizdedir. Gece seni uyutmayan, "Acaba benim hakkımda ne düşündüler, beni sevdiler mi?" dedirten o görünmez bağlar koptuğunda, dışarıdaki dünya aynı kalır belki; sokaklar yine aynı gürültülü sokaktır, insanlar yine aynı bencil insanlardır... Ama o sokaklarda yürüyen sen, artık bambaşka birisindir. İçinde kimsenin basamayacağı, kimsenin yıkamayacağı bir saray inşa etmişsindir ve o sarayın sultanı sadece sensindir.

Büyük usta Osho, o sarsıcı üslubuyla sanki bugün telefon ekranlarına, başkalarının hayatlarına hapsolmuş bizleri anlatır gibi, “Zihnin seni yönettiği sürece kölesin. Zihnini izlemeye ve onun ötesine geçmeye başladığın an ise efendisin. Özgürlük, zihnin sunduğu illüzyonlardan uyanmaktır,” der. Uyanmak zorundayız sevgili dostum, kendimiz için uyanmak zorundayız. Havalı okullar bitirerek, kütüphaneler dolusu kitap okuyarak özgür olamazsın. Kütüphaneler dolusu bilgi biriktirebilirsin; fakat sana neyi seveceğini ve kimden korkacağını hala başkaları söylüyorsa, sen sadece diplomalı bir kölesin. Eğer okuduğun her şey, aldığın o parlak diplomalar seni sadece modern dünyanın bir bilgi hamalı yapıyorsa; ruhun hala başkalarının, sistemin, unvanların çizdiği sınırların içinde hapis demektir. Özgür insan, reklamların ona dayattığı o elbiseleri giymez, popüler kültürün sunduğu sahte hayatları "mutluluk" sanmaz; kendi gördüğü, kendi kalbiyle hissettiği o çıplak hakikate doğru yürür.

Düşünsene; sabah uyandığında neyi arzulayacağını, hangi markayı giyince değerli hissedeceğini, kimden nefret edip kimi seveceğini sana televizyonlar, sosyal medya algoritmaları ya da yan komşun söylüyorsa, unvanın ne kadar parlak, makamın ne kadar yüksek olursa olsun, sen hala başkasının hayatını yaşıyorsun demektir. Tam da bu yüzden İbn-i Arabi’nin o can alıcı, o sarsıcı uyarısı kulağında bir küpe gibi çınlasın isterim: “Kuru bilgi bir perdedir. Gerçek ilim, insanın kendi nefsini bilmesi ve o nefsin esaretinden kurtulmasıdır.”

Yani demem o ki içimin sesi, dert ortağım... Gerçek özgürlük, dışarıdaki o sahte, o pırıltılı ama içi bomboş dünyayı feda edip kendi aklınla, kendi kalbinle baş başa kalabildiğin o tenha, o sıcacık yerde başlar. Dünyayı fethetmek, herkesin takdirini ve alkışını toplamak inan çok kolay ve bir o kadar da gelip geçici. Asıl mucize, insanın o kalabalıkların, o sahte alkışların içinden sıyrılıp kendi içine giden o dar, o sessiz patika yolu bulması ve oradaki tahta hiç kimseye ihtiyaç duymadan, sessizce oturabilmesidir.

Şimdi gözlerimin içine bak ve sor kendinle baş başa kaldığında: Bugün o zihnindeki zincirlerden birini, sadece birini bile olsa kırmaya hazır mısın?

Kendi içine, evine hoş geldin...

 Yazar Soner Atabek

soneratabek@bilgigazetesi.org

Etiketler : SonerAtabek Yazar Makale SonDakika KöşeYazısı Haber Haberler Dünya Eğitim Bilim Sanat Kültür
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

22 saat önce
Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının batı kesimlerden başlayarak hissedilir derecede düşeceğini açıkladı.

22 saat önce
Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Yeni Zelanda’nın 2025/2026 sezonu süt üretimi verilerine ilişkin kapsamlı bir analiz paylaştı.

22 saat önce
Yorumlar

Hüseyin Gezer

Okudum, çok güzel tespitler♥️🌹👏

3 ay önce
Selim

Yine derinlerden vurdun bizi kalemin daim olsun

3 ay önce
Other Posts
23.10.2026 - Bütün Yollar Nereye Çıkıyor? 10.10.2026 - Tüm Kapılar Kapandığında Açılan O Tek Yol 26.09.2026 - Yorulmadın mı Her Şeyle Savaşmaktan? 19.09.2026 - Yol, Dua ve Şifa 13.09.2026 - Kendinden Kaçarken Kendine Varmak 29.08.2026 - Sahip Olduklarımızın Sahibi Midir İrademiz? 22.08.2026 - Kazandım Derken Ne Bıraktın Arkanda? 15.08.2026 - Kendi Kendine Geç Kalma 01.08.2026 - Kapılar Kapandığında Kimsin? 25.07.2026 - Kendi Yalnızlığına Hoş Geldin 18.07.2026 - Kapı Aslında Hiç Kapanmadı: Modern Zamanlarda Hakikate Uyanmak 11.07.2026 - İÇİNDEKİ SULTAN 04.07.2026 - İçerideki Kapıları Kapatmak: En Büyük Özgürlük 27.06.2026 - Hakikatin Soğuk Çıplaklığı: Bizi Ayakta Tutan O Sancılı Bağ 19.06.2026 - Kalabalıktan Uzak, Hakikate Yakın 13.06.2026 - Büyük Kapılardan Önce Geçilen Dar Yollar 06.06.2026 - Görünmeyen Güven ve Kalbin Evi 30.05.2026 - Ruhun Özgürlük Yürüyüşü 23.05.2026 - Karakteri Hür Olanı Hangi Korkuyla Yeneceksiniz? 16.05.2026 - Zamanın Sessiz Bilgisi ve Kaderle Yeniden Tanışmak 09.05.2026 - Korku Panayırında Uyanmak 01.05.2026 - Kaderin Kapısını Kalbiyle Çalanlar 06.02.2026 - Kaybederken Kendini Bulmak: En Güzel Yenilgi 24.01.2026 - Aynadaki Yüzümüz 09.01.2026 - Asanın Kırıldığı Yer 26.12.2025 - Aidiyetin Sessiz Çöküşü 06.12.2025 - Büyük Davaların Yuttuğu Vicdan 07.11.2025 - Kul Olanın Boyun Eğmezliği 26.10.2025 - AH BURSAM... GÖNLÜMÜN YARASI 17.10.2025 - Bizi Bize Bırakmıyorlar 03.10.2025 - Hani O Efendi, Namuslu Ülke Nerede? 24.09.2025 - Hizmetkâr Olması Gerekenler Efendi Oldu! 13.09.2025 - Vicdanın Enkazı 07.09.2025 - Kötülüğün Sıradanlığına Alışmak: Vicdanımız Nereye Gidiyor? 03.09.2025 - Ateş Çemberinin Kenarında 24.08.2025 - Liyakatsizliğin Acı Faturası 15.08.2025 - Kalbimiz Neden Sustu? 07.08.2025 - Kendimize Söylediğimiz Yalanlar 27.07.2025 - Hayat Filminde Sen Yönetmensin 22.07.2025 - Yaşamak Diye Bir Korku Var İçimizde... 12.07.2025 - Hayatımın En Zor Yazısı... 23.06.2025 - Uygarlığın Kanlı Çelişkisi 12.06.2025 - Suskunluğun Ferhanesi 31.05.2025 - Kötülere İyi Demenin Bedeli 25.05.2025 - Koltuk Mu İnsan Mı? Masanın İki Yüzü ve Onur Sınavı 21.05.2025 - Allah Bizi Duyuyor mu? Kalbin Sessiz Çığlıkları 17.05.2025 - Kalbi Kırık Aynalar: Kaybolan Güvenin Gölgesinde 09.05.2025 - Cenneti Cehennemde Aramak! 02.05.2025 - Yorgun Kalplerin Sessiz Çığlığı 25.04.2025 - Kalplerimiz Neden Çoraklaştı? 16.04.2025 - Ödünç Alınan Hayatlar 21.02.2025 - İyilerin Kenarda Kaldığı Türkiye 05.01.2025 - Sahte Dünya Oyunları 24.11.2024 - Asla Düşünme! 01.11.2024 - "Eğitim Sistemimiz: Bizi Hangi Hayvana Benzetiyor?" 17.10.2024 - Vur Vatandaşın Sırtına! 21.09.2024 - Gerçekten Din Kardeşi miyiz? 12.09.2024 - Bize Ne Oluyor? 24.08.2024 - Biz neden bu kadar beceriksiziz? 08.08.2024 - Öfkeli insanlar ülkesi! 18.07.2024 - Kaosu Ve Ölümü Kim Çağırıyor? 11.07.2024 - Çürümenin sonu hep aynıdır, yok olmaya mahkûmdur! 02.06.2024 - Harese 17.05.2024 - Bu Ülkeye Ne Oldu Böyle? 10.05.2024 - Kimse Unutamaz! 23.04.2024 - Türkiye'nin Trajikomik Hayatı 13.04.2024 - Çocuklarımızı Kim Ateşin İçine Atıyor? 04.04.2024 - Neden Öldürüyoruz? 24.03.2024 - Türkiye Yorgun mu? 15.03.2024 - ‘’İncinmişsin’’Dedi 09.03.2024 - Değerlerini Kaybeden Bir Toplum 17.02.2024 - DIŞ GÜÇLER 12.02.2024 - Aydınlık ile karanlığın kavgası 11.02.2024 - UMUTLA BAK 11.02.2024 - ÜLKEMİ ÖZLÜYORUM 11.02.2024 - SÜRÜDEN AYRILMAK 11.02.2024 - KÖLELERE İYİ DAVRANIN 11.02.2024 - İŞİ EHLİNE VERMEK 11.02.2024 - ÇAĞDAŞ KÖLELİK 11.02.2024 - BU YOL BİZİ KAVGAYA GÖTÜRÜR 11.02.2024 - BEN NE YAPIYORUM 11.02.2024 - BEN NE DERSEM O 11.02.2024 - BEDELİNİ ÖDEYENLER 11.02.2024 - AH BURSAM AH!
ad image
ad image