Asla Düşünme!
"Asla Düşünme!" yazarın, toplumun uykudan uyanması için yaptığı bir çağrı niteliğinde. Yazıda, bireylerin ve toplumun düşünerek hareket etmesi gerektiği, aksi takdirde geleceğin karanlık olacağı vurgulanıyor.
24/11/2024 12:37 | Son Güncelleme : 05/11/2026 19:58 | Soner Atabek
Asla Düşünme!
Ülkemiz, iç gözlem yeteneğini yitirmiş ve düşünmeyi neredeyse tamamen bırakmış bir hale geldi.Benim gibi bir yazarla fikir tartışması yapmak kolay; çünkü ben kendi söylediğimin tek doğru olduğunu asla iddia etmem. Gel gör ki bizim patates aydınlar, klavye yazarları söylediklerinin asla tartışılamaz olduğu ve herkesin bu doğruya uyması gerektiği gibi bir algıya kapılıyorlar. Bu algının sonucu olarak biz düşünmeyi aklına getirmeyen bir toplum olmaya devam ediyoruz.
Benimle tartışmaya girmeye çalışanlara açıkça ifade ediyorum ben ne yazarsam yazayım doğru yada yanlış olabileceğini söylerim. Her zaman fikirlerimin şerh edilebilme imkanını saklı tutarım. Ben fikirlerimin sahibiyim; çünkü onların esiri değil. Bunun için zihni tartışma yapmamız, farklı sonuçlara varmamız mümkün. Tüm istediğim bu ülkede biraz iç gözlem, biraz fikir tartışması, biraz diyalogun olduğu bir iklim yaşanması; tek arzum bu. Fakat mümkün olmuyor nedense. Tartışan, fikir alışverişinde bulunan bir toplum hayal ediyorum; ne yazık ki bu, bizim için hayal olmaktan öteye gidemiyor.
Yanlış giden bir şeyi eleştirdiğimde, diğer taraftan bir yaftalama ve kötüye kullanma fırtınası esiyor. Yazdığımın doğru yada yanlışlığını görüşmek yerine benim yazdıklarım bir kenara konuluyor ve tamamen yazı dışı yön çiziliyor. Bu ülkemizin geleceği için son derece talihsiz ve zarar verici, öyle ki nasıl zararlı olduğunu telaffuz etmek dahi zor. Birbirimizi dinlemediğimiz, anlamadığımız bir ortamda yaşıyoruz. Okuduğumuzdan anlamıyoruz, sadece eleştiriyoruz. Düşünce ve diyaloğun yokluğu, freni patlamış bir yokuş aşağı giden kamyon gibi. Eninde sonunda akıbet belli...
Toplumun en temel meselelerine dair düşündüğümüzü söylemek bizim için bir cesaret meselesi haline geldi. Sayısız yazı kaleme aldım. Siyasetten, din’etarımdan, eğitime, ekonomiden hayata dair ne varsa araştırarak yanlış olanları nasıl düzeltiriz diye bir fikir ortaya koyuyorum. Bu fikir mutlak doğrudur ve herkes bu fikre uyacak gibi bir kanım asla olamaz. Benim amacım beyin fırtınası yapalım, tartışalım, görüşelim ve en doğrusunu uygulayalım. Bana sürekli sen şu partinin düşmanı mısın gibi sorular soruyorlar. Ben kimsenin düşmanı değilim; hasımlığa elverişsizim, bir hasım olamam, bu sebeple zihnimdekileri net ve açık bir biçimde yazıyorum. En azından ülkemizdeki kendi insanlarımız hakkında açık ve dürüst davranabiliyorum. Bu da insanlarımızın faydasına olduğunu düşündüğüm için. Oysa biz nasıl korku kapanına kıstırıldıysak, kendi insanlarımız hakkında bile açıkça ve içtenlikle konuşamıyoruz.
Benim en başından beri savunduğum ve istediğim olmadı olamadı. Başka bir sürü şey oldu, bir sürü yazı yazıldı, konuşmalar yapıldı fakat insanları harekete geçiren düşünce süreci kazanılmadı. Hatta düşünceler yok edildi. Ülkemiz düşünce kapasitesini kaybetti. İnsanlar benim yazılarım halkı uyandırmasın diye şikâyet bile ettiler. Şu partiye zarar veriyor bile dediler. Şu partili, bu partili dediler. Ben bütün idollere, halka faydası olmayan partilere karşıyım; neden kendimi onlardan birinin sütun direğine yerleştireyim? Bir insanı kendi konumundan edip de orada kendine yer açmak mümkün mü? Ülkemizde öyle çok boş yer var ki istediğin yere gidebilir ve kendi idolünü oluşturabilirsin. Neden başka birinin idolünü yıkmak için uğraşayım? Ya da o idolün peşinden gideyim? Dünyada bu kadar çok ahmak insan varken, bir tanesi bile yer değiştirse bu sapkın idollere tapanların sayısında bir azalma olmaz. Hemen onun yerini alacak başkaları bulunur. Bugüne değin bir sürü partiye tapıldı, hiç kıtlık yaşandı mı? Dünyada neredeyse üç yüz din var ve hiç kimse de her birinin kaç tanrısı ya da tanrıçası olduğunu bilmiyor. Sadece Hindistan’da otuz üç milyon tanrı ve tanrıça var, neredeyse herkese bir tanrı düşüyor! Böyle bir ortamda idolünüzü ilahlaştıracak kişi bulma sorununuz olur mu? Ya ülkemizde kaç tanrı var? Hangi tanrılara tapıyoruz? Hangi tanrıların peşinden gidiyoruz? Ya da kimleri tanrılaştırıyoruz? Ülkede herkes başka bir idolü, bir lideri yüceltme peşinde. Adeta bir idol bulma yarışındayız ama o kadar çok idol var ki, hangisine tapacağımızı bilemiyoruz.
Oysaki benim arzum, insanların düşünmesini sağlamak. Bu ülkenin uyanmasını ve düşünmeye başlamasını istiyorum. Düşünmek ise bir devrimci sürecin ilk adımıdır. Benim kendime bir yer yapma arzum yok; bir sekt kurma ya da müritlere sahip olma, beni taparcasına sevenlere sahip olma arzum yok. Benim tüm istediğim bu ülkenin uyanması, düşünmeye başlaması. İnsanlar düşünmeye, fikir tartışması yapmaya başlamalı, farkına varmalı. Ancak görünüşe bakılırsa şuursuz kalmaya yeminliyiz. Bizi uyandırmak isteyen biri olursa da hemen sinirleniyoruz. ‘’Niye uykumuzu bölüyorsun? Huzur içinde uyuyup güzel hayaller görürken sen bizi rahatsız ediyorsun.’’
İnsanlara düşünmesini söylediğimde, yazılarımda vurguladığımda onları kendime düşman ettiğimi hissetmeye başlıyorum. O yazımı okuyan hemen öfkeleniyor. Düşünmek rahatlatıcı değil, düşünmek beraberinde rahatsızlık getirir. Çünkü düşünmeye başladığınız andan itibaren hayattaki bazı şeyler yanlış görünmeye başlar ve bir değişim oluşur. Eğer bir insan kendisi hakkında düşünmeye başlarsa, kendini değiştirme ihtiyacı da hisseder. Eğer düşünce dış dünya ile ilgiliyse o zaman da toplumun değişmesi gerekir. Düşünmek devrimci bir sürecin ilk adımıdır. Düşünce başladığı an, dönüşüm kaçınılmaz olur. Dolayısıyla kendini değişim külfetinden kurtarmak istiyorsan ilk şudur: Asla düşünme.Bu basit gerçeği hatırla. Asla düşünme! Soner Atabek’in yazılarını asla okuma. Büyük rahatlık. Bir adam derin bir uykuda olabilir, hayatla mücadele etmesi de gerekmez. Hayatı öylesine yarı- ölü olarak yaşar, en nihayetinde de ölür. Bizim yüzlerce yıldır yazgımız bu. Bu bizim altyapı taşımız. Asla düşünme. Her zaman bizim yerimize biz demin daha iyisini düşünenler vardır çünkü...Bu yüzden seni düşünmeye zorlayan biri olduğunda mutlu, minnettar, müteşekkir olmazsın; bu seni sadece öfkelendirir. Biri ya da bir durum seni düşünmeye sevk ettiğinde aslında ona müteşekkir olman gerektiği halde sinirlenirsin. Teşekkürün, seni öylece uykuda bırakan, sana o afyonu sunup hiç kaygılanmadan alıp uykuya dalmanı söyleyene olur. Sizi sürekli kandıran partilerinize olur. Sizi afyonlayan tarikatlarınıza olur. Sana afyon haplarını verdiği için ona minnettar olursun. O zaman huzur içinde uyuyabilirsin.
Düşünmek, konfor alanımızdan çıkmayı gerektirir. Er geç, herkesin karşısına çıkar ve yaşamındaki bazı şeylerin yanlış olduğunu görmesine sebep olur. Bir kişi bilinçlenirse, kendi değişimini de hissetmeye başlar. Ama biz, değişimden korkuyoruz. Çünkü düşünmek, hayatımızdaki bazen acı verici olabilecek gerçeklerle yüzleşmek demektir. Bu gerçeklerle yüzleşebilmek de büyük cesaret gerekir. Sana sadece şunu hatırlatmalıyım:
Lütfen asla düşünme! Hayatı öylesine yaşamak, derin bir uykuda kalmak belki de en kolay olanı. Ama bırakın, belki de düşünmek, uyanmanın tam zamanıdır.
İyi uykular Türkiye’m; belki bir gün, hep birlikte uyanmayı başarabiliriz.
Soner Atabek
Bunlar da ilginizi çekebilir
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 2026 ABD ara seçim sonuçlarını tarım ekonomisi ve kırsal seçmen dinamikleri üzerinden analiz etti.
3 saat önceFenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Fenerbahçe, iki kez geriye düştüğü karşılaşmada İngiliz devi Liverpool'u 3-2 mağlup ederek unutulmaz bir geri dönüşe imza attı. Sarı-lacivertlilerin bu tarihi zaferi, başta İngiltere olmak üzere İspanya ve İtalya basınında geniş yankı buldu.
4 saat önceSON DURAĞIN AYNASI
Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI
1 gün önce


