Arama

                                                

Kötülere İyi Demenin Bedeli

Yazar Soner Atabek Yazdı: Kötülere İyi Demenin Bedeli

31/05/2025 18:55 | Son Güncelleme : 05/11/2026 20:01 | Soner Atabek


Kötülere İyi Demenin Bedeli
ad image
ad image

Kötülere İyi Demenin Bedeli: Bir Kalp Meselesi ve Yaşadıklarımız

Can kardeşlerim, aziz milletim... Yüreğimizi yakan, uykularımızı kaçıran bir mesele var ki, bugün onu en samimi halimizle konuşalım istiyorum. Şöyle bir dönüp bakalım etrafımıza, "çalıyor ama çalışıyor", "namussuz ama faydalı" diyen dilleri işitmiyor muyuz? Ne acı ki, bu sözler bizden, bizden sanılanlardan çıkıyor. İşte tam da burada, kalbimizin ve aklımızın pusulası şaşmaya başlıyor.

Şöyle bir düşünelim: "Falan adam devlete zarar veriyor, gitsin!" derken, aslında o adamın faydalı olması halinde kalmasına rıza göstermiş olmaz mıyız? Bu, doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü, "fayda" gibi eğri bir ölçüyle tartmaya başlamaktır. Namussuz ama faydası var, ahlaksız ama işe yarıyor, karaktersiz ama katkısı çok. Bu ifadeler, aslında ruhumuzda açılan derin bir yaradır. Unutmayalım ki, bu düşünce bizi öyle bir yere sürükler ki, iyi ve doğru olanı sırf bize eleştirdiği için hor görmeye, kötü ve yanlış olanı ise sırf bizim davamıza yanak yaptığı için sevmeye başlarız.

Rabbimiz, Kitab-ı Kerim'inde bizlere apaçık buyuruyor: "Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik edenler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." (Maide Suresi, 8. Ayet)

Bu ayet, bize fısıldıyor ki, adaleti ve doğruluğu, kişilerin bize fayda verip vermediğine göre değil, Allah'ın emrettiği üzere tesis etmeliyiz. Bir insan ne kadar bize yardımcı olursa olsun, eğer ahlaksızsa, namussuzsa, kalbinde hakikat sevgisi yoksa, onu nasıl "iyi" diye anabiliriz? Kötülere bizim davamızın amigoluğunu yapıyor diye iyi dedikçe, rüşvetle işlerimizi hallettirenleri "kral" ilan ettikçe, bize biat etmeyeni "kötü" diye yaftaladıkça, ortada ne adaletten eser kalır ne de güzellikten bir haber. Mevlana ne güzel söylemiş: "Her doğru, her yerde söylenmez ama her söylenilen doğru olmalıdır." Biz, doğrunun ta kendisi olmaktan vazgeçtikçe, yanlışlar bizi çepeçevre sarar.

İş bu noktaya geldi mi, "filan güzel adam niçin hiçbir gazetede yazamıyor?" diye sorma hakkımız da kalmaz, "falanca kişi bunca namussuzluğuna rağmen nasıl o koltukta oturuyor?" diye sorgulama hakkımız da! Çünkü biz, doğru referansı kaybetmiş, hakikat derdini unutmuş bir topluluk haline gelmiş oluruz.

Bazen bir makamda, bazen bir köşe yazısında, bazen bir mikrofonda karşımıza çıkan tipler var... Bunlar, rüzgâr nereden eserse oraya yönelen, menfaat umdukları kişilerin küçük bir göz işaretiyle duruşlarını değiştiren fırıldak misali kişilerdir. Dün sövdüklerini bugün sever, sabah sevdiklerine akşam söverler. "Şahsiyetli ama itaat etmiyor" diye dışladığımız iyi insanların yerini, "methettiği için iyi ilan edilen kötüler" doldurursa, seyreyleyin gümbürtüyü! Bir bakarsınız elinde şarap şişesiyle size din satıyor, başında takkesiyle demokrasi nutku atıyor, babası kim olduğu belli olmayan size tarih üzerinden gündem yorumluyor...

Rabbimiz, Münafikun Suresi'nde münafıkların vasıflarını şöyle tarif eder: "Onlar, inananların arasına girdikleri zaman 'İnandık' derler. Fakat şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise 'Şüphesiz biz sizinle beraberiz, biz ancak alay edenleriz' derler." (Münafikun Suresi, 11. Ayet)

İşte bu tipler de böyledir; menfaatleri gereği her kılığa girebilir, her doğruya yanlış, her yanlışa doğru diyebilirler. O kadar samimiyetsiz bir tonları vardır ki, sizin doğrunuzu savunsalar bile "bende bir yanlışlık mı var?" diye şüpheye düşersiniz. Hepimizin çevresinde vardır böyleleri. Geçenlerde bir dostum anlattı: Yıllarca bir davanın bayraktarlığını yapmış, kürsülerde gürlemiş bir adam, menfaati değişince bir anda 180 derece dönmüş. Hatta en yakın arkadaşına sırt çevirmiş, kendi söylediği sözleri inkâr etmiş. Şaşırdık mı? Maalesef, artık şaşıramaz olduk. Çünkü bu, "kötülere iyi demenin" bizi getirdiği noktalardan sadece biri. Goethe'nin dediği gibi: "En tehlikeli yalan, gerçeğin yarısıdır." Bizim yaşadıklarımız da bu yarı gerçeklerle dolu, bizi aldatan sahte iyiliklerle.

Canım kardeşlerim, bize düşen, o kaleler yıkılmadan evvel, oraları mesken eyleyen kötülere kötü, yaptıkları yanlışlara yanlış, çirkinliklere çirkinlik diyebilmektir. Bunu yaparken de, tüccar gibi fayda-zarar hesabı yapmak yerine, gerçek bir Müslüman’ın hasbiliği içinde, faydadan feragat edip zararı göze alarak yapabilmektir. Çünkü Allah katında doğru ve yanlış bellidir. Fayda ölçüsü değil, takva ölçüsü esastır.

Unutmayın ki, "İman edenler için Allah yolunda savaşanlar vardır. Kâfirler için de şeytan yolunda savaşanlar vardır. Öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Şeytanın hilesi gerçekten zayıftır." (Nisa Suresi, 76. Ayet)

Bayrağımızı sallıyor diye iyi zannettiğimiz bütün kötüler, aslında elindeki bayrağı çöpe atacak kuytu bulamadığı için sallamaya devam ediyor olabilirler. Savunulamayacak kadar büyük bir cürüm işleyeceği güne kadar bu tiplere iyi muamelesi yapmaya devam edeceksek, biz de bu hale müstahakız demektir.

Haydi diyelim ki kötüye "kötü" diyecek kadar cesaretimiz yok, hiç olmazsa yanlışa "doğru" demeyecek kadar kendimize saygımız olsun! Bu, en azından vicdanımızın sesini kısmamak, kalbimizin paslanmasına izin vermemektir. Aksi takdirde, yaşadığımız bu vebal, hepimizin omuzlarında bir yük olarak kalır. Yunus Emre'nin dediği gibi: "Doğruluk sana yeter; ne diye eğri durursun?" Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözü de yolumuzu aydınlatmalı: "Adalet mülkün temelidir." Bir milletin ayakta kalabilmesi, ancak adaletle mümkündür. Fayda ve menfaat, adaletin önüne geçtiği an, temel sarsılır.

"Fayda gözlüğüyle baktıkça doğrular eğrilir, hakikat pusulamız şaşar; çünkü adalet, menfaatin değil, vicdanın sesidir."

Peki, bu yolda bize düşen nedir? Kalplerimizi arındırmak, hakikate sarılmak ve adaletten asla taviz vermemektir. Bu ağır yükü taşımaya ve doğru bildiğimiz yolda yürümeye hazır mıyız?

Etiketler : Soner Atabek Yazar KöşeYazarı KöşeYazısı SonDakika Haber Haberler Kitap
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 2026 ABD ara seçim sonuçlarını tarım ekonomisi ve kırsal seçmen dinamikleri üzerinden analiz etti.

3 saat önce
Fenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı

Fenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Fenerbahçe, iki kez geriye düştüğü karşılaşmada İngiliz devi Liverpool'u 3-2 mağlup ederek unutulmaz bir geri dönüşe imza attı. Sarı-lacivertlilerin bu tarihi zaferi, başta İngiltere olmak üzere İspanya ve İtalya basınında geniş yankı buldu.

4 saat önce
SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

1 gün önce
Yorumlar

Other Posts
23.10.2026 - Bütün Yollar Nereye Çıkıyor? 10.10.2026 - Tüm Kapılar Kapandığında Açılan O Tek Yol 26.09.2026 - Yorulmadın mı Her Şeyle Savaşmaktan? 19.09.2026 - Yol, Dua ve Şifa 13.09.2026 - Kendinden Kaçarken Kendine Varmak 29.08.2026 - Sahip Olduklarımızın Sahibi Midir İrademiz? 22.08.2026 - Kazandım Derken Ne Bıraktın Arkanda? 15.08.2026 - Kendi Kendine Geç Kalma 01.08.2026 - Kapılar Kapandığında Kimsin? 25.07.2026 - Kendi Yalnızlığına Hoş Geldin 18.07.2026 - Kapı Aslında Hiç Kapanmadı: Modern Zamanlarda Hakikate Uyanmak 11.07.2026 - İÇİNDEKİ SULTAN 04.07.2026 - İçerideki Kapıları Kapatmak: En Büyük Özgürlük 27.06.2026 - Hakikatin Soğuk Çıplaklığı: Bizi Ayakta Tutan O Sancılı Bağ 19.06.2026 - Kalabalıktan Uzak, Hakikate Yakın 13.06.2026 - Büyük Kapılardan Önce Geçilen Dar Yollar 06.06.2026 - Görünmeyen Güven ve Kalbin Evi 30.05.2026 - Ruhun Özgürlük Yürüyüşü 23.05.2026 - Karakteri Hür Olanı Hangi Korkuyla Yeneceksiniz? 16.05.2026 - Zamanın Sessiz Bilgisi ve Kaderle Yeniden Tanışmak 09.05.2026 - Korku Panayırında Uyanmak 01.05.2026 - Kaderin Kapısını Kalbiyle Çalanlar 06.02.2026 - Kaybederken Kendini Bulmak: En Güzel Yenilgi 24.01.2026 - Aynadaki Yüzümüz 09.01.2026 - Asanın Kırıldığı Yer 26.12.2025 - Aidiyetin Sessiz Çöküşü 06.12.2025 - Büyük Davaların Yuttuğu Vicdan 07.11.2025 - Kul Olanın Boyun Eğmezliği 26.10.2025 - AH BURSAM... GÖNLÜMÜN YARASI 17.10.2025 - Bizi Bize Bırakmıyorlar 03.10.2025 - Hani O Efendi, Namuslu Ülke Nerede? 24.09.2025 - Hizmetkâr Olması Gerekenler Efendi Oldu! 13.09.2025 - Vicdanın Enkazı 07.09.2025 - Kötülüğün Sıradanlığına Alışmak: Vicdanımız Nereye Gidiyor? 03.09.2025 - Ateş Çemberinin Kenarında 24.08.2025 - Liyakatsizliğin Acı Faturası 15.08.2025 - Kalbimiz Neden Sustu? 07.08.2025 - Kendimize Söylediğimiz Yalanlar 27.07.2025 - Hayat Filminde Sen Yönetmensin 22.07.2025 - Yaşamak Diye Bir Korku Var İçimizde... 12.07.2025 - Hayatımın En Zor Yazısı... 23.06.2025 - Uygarlığın Kanlı Çelişkisi 12.06.2025 - Suskunluğun Ferhanesi 31.05.2025 - Kötülere İyi Demenin Bedeli 25.05.2025 - Koltuk Mu İnsan Mı? Masanın İki Yüzü ve Onur Sınavı 21.05.2025 - Allah Bizi Duyuyor mu? Kalbin Sessiz Çığlıkları 17.05.2025 - Kalbi Kırık Aynalar: Kaybolan Güvenin Gölgesinde 09.05.2025 - Cenneti Cehennemde Aramak! 02.05.2025 - Yorgun Kalplerin Sessiz Çığlığı 25.04.2025 - Kalplerimiz Neden Çoraklaştı? 16.04.2025 - Ödünç Alınan Hayatlar 21.02.2025 - İyilerin Kenarda Kaldığı Türkiye 05.01.2025 - Sahte Dünya Oyunları 24.11.2024 - Asla Düşünme! 01.11.2024 - "Eğitim Sistemimiz: Bizi Hangi Hayvana Benzetiyor?" 17.10.2024 - Vur Vatandaşın Sırtına! 21.09.2024 - Gerçekten Din Kardeşi miyiz? 12.09.2024 - Bize Ne Oluyor? 24.08.2024 - Biz neden bu kadar beceriksiziz? 08.08.2024 - Öfkeli insanlar ülkesi! 18.07.2024 - Kaosu Ve Ölümü Kim Çağırıyor? 11.07.2024 - Çürümenin sonu hep aynıdır, yok olmaya mahkûmdur! 02.06.2024 - Harese 17.05.2024 - Bu Ülkeye Ne Oldu Böyle? 10.05.2024 - Kimse Unutamaz! 23.04.2024 - Türkiye'nin Trajikomik Hayatı 13.04.2024 - Çocuklarımızı Kim Ateşin İçine Atıyor? 04.04.2024 - Neden Öldürüyoruz? 24.03.2024 - Türkiye Yorgun mu? 15.03.2024 - ‘’İncinmişsin’’Dedi 09.03.2024 - Değerlerini Kaybeden Bir Toplum 17.02.2024 - DIŞ GÜÇLER 12.02.2024 - Aydınlık ile karanlığın kavgası 11.02.2024 - UMUTLA BAK 11.02.2024 - ÜLKEMİ ÖZLÜYORUM 11.02.2024 - SÜRÜDEN AYRILMAK 11.02.2024 - KÖLELERE İYİ DAVRANIN 11.02.2024 - İŞİ EHLİNE VERMEK 11.02.2024 - ÇAĞDAŞ KÖLELİK 11.02.2024 - BU YOL BİZİ KAVGAYA GÖTÜRÜR 11.02.2024 - BEN NE YAPIYORUM 11.02.2024 - BEN NE DERSEM O 11.02.2024 - BEDELİNİ ÖDEYENLER 11.02.2024 - AH BURSAM AH!
ad image
ad image