Kendi Yalnızlığına Hoş Geldin
Yazar Soner Atabek Yazdı: Kendi Yalnızlığına Hoş Geldin
25/07/2026 12:45 | Son Güncelleme : 05/11/2026 17:58 | Soner Atabek
Kendi Yalnızlığına Hoş Geldin
Kendimize sormaya korktuğumuz o çıplak soru tam olarak burada duruyor: Yaşadığımız hayatı gerçekten kendimiz için mi sürdürüyoruz, yoksa başkalarının gözündeki kendimizi izlemek için mi? "Beni gör" çığlığı, ruhumuzu doyuran insani bir ihtiyaç mı yoksa bizi içten içe kemiren gizli bir bağımlılık mı?
Düşünsene, daha küçücük bir çocukken başlıyor bu hikaye. Çocuk yaptığı o eğri büğrü resmi gösterip gözlerinin içi parlayarak "Anne bak! Baba gör!" der ya... Orada çok masum, çok temel bir var olma arzusu var: Onaylanmak. Fakat ne zaman ki büyüyoruz, o masum görünme isteği ruhumuzu kelepçeleyen devasa bir hapishaneye, bitmek bilmeyen bir onay arayışına dönüşüyor.
Etrafına bir bak... İş yerinde sırf patron koridordan geçerken "çalışıyor" görülsün diye ekrana anlamsızca bakan, kendini kılıktan kılığa sokan insanlarla karşılaşıyorsun. Siyasette, bir genel başkanın gözüne girmek ve listede bir sıra yukarı çıkabilmek için kürsülerde kendi samimiyetini yakma pahasına atılan iddialı nutukları izliyorsun. İlişkilerde ise sevgiliye şirin görünmek, "ideal eş" rolünü oynamak adına kendi öz doğasına ihanet eden ruhlara şahit oluyorsun. Bütün bunlar aslında tek bir cümlenin kılıf değiştirmiş halidir: "Lütfen beni görün, beni alkışlayın, bana aferin deyin!"
Fakat kimsenin yüksek sesle konuşmadığı, o göz alıcı sahnelerin arkasında saklanan derin bir gerçek var: Beğenilme arzusuna ve onaylanma hırsına kapılan insan, hep daha fazlasını istemenin amansız döngüsüne girer. Bir alkış yetmez, ikincisini ister; bir takdir yetmez, daha büyüğünü arar. Ne acıdır ki, kalabalıkların tezahüratı dindiğinde ve gecenin karanlığında insan kendi iç dünyasıyla baş başa kaldığında, geriye devasa bir yalnızlık kalır. Dışarıya satılan o muazzam "beğenilen insan" imajı, içteki kimsesizliğin üzerini örtmeye yetmez. Şunu hiç unutmamak gerekir: İnsan başkalarının gözünde büyüdükçe, kendi içindeki saraylar yıkılır.
İşte tam da bu yüzden; insanın kendini birilerine kanıtlama telaşını bıraktığı an, gerçek yolculuğu başlar. Nitekim tarihin ve hikmetin derinliklerine baktığımızda, bu "beni gör" tiyatrosunun perdesinin nasıl kapandığını net bir şekilde görürüz.
Öyle ki, çalışanın patrona ya da siyasetçinin liderine şirin görünmek için yaptığı o gösterileri Kur'an-ı Kerim tam kalbinden yakalar ve buna "riya" der. Yani içi başka, dışı başka olmak; sırf başkası görsün diye sahne almak... Mâ'ûn Suresi’nde son derece sarsıcı bir uyarı vardır: İbadetini bile "insanlar görsün" diye yapanların hali anlatılır. En kutsal anı bile bir gösteriye çevirme sığlığıdır bu. Oysa mesaj nettir: Bırak başkalarının gözünde büyümeyi; hakiki özgürlük ihlastadır. Yani bir eylemi, bir iyiliği veya bir duruşu, hiçbir alkış hesabı yapmadan, sadece kendi hakikatin için sergileyebilmekte... Peygamberler de arkalarında kendilerini alkışlayacak kalabalıklar yokken, hatta bütün bir toplum onlara sırtını dönmüşken bile adımlarını geri çekmediler. Çünkü onların davası görünmek değil, kendi hakikatlerine sadık kalmaktı.
İlişkilerde rol yapanları ya da çocukluktaki o "aferin" beklentisini yetişkinlikte her gün herkesten dilenen halimizi düşündüğümüzde, Hz. İsa elimizden tutar ve bizi o yorucu alkış pazarından çekip çıkarır. Çağının "Beni görün, ne kadar dindarım, ne kadar güçlüyüm!" diyen insanlarına radikal bir ölçü koyar: "Sağ elinin verdiğini sol elin bilmesin." (Matta 6:3). Bırak patronu, sevgiliyi ya da kalabalıkları... Kendi sol elin bile duymasın, alkışlamasın seni. Hz. İsa bize ilahi krallığın dışarıdaki unvanlarda veya takdir mesajlarında değil, insanın kendi içinde olduğunu hatırlatır. Alkış peşinde koşan dışarıdaki krallıkların kölesi olur; onay aramayı bırakan ise kendi içindeki krallığa adım atar.
Hz. Musa’nın hikayesi de bundan farklı değildir. O, Sarayda Firavun’un "beni gör" şaşaası içinde de büyüyebilirdi. Ancak konforlu bir onaylanmayı değil, çölde kendi hakikatiyle baş başa kalmayı seçti. Çünkü gerçek güç, bir otoritenin gözüne girmek değil; kendi içindeki çağrıya kulak vermekti.
Peki ya sosyal medyada "ben buradayım, en mutlu benim" diye bağıran fotoğraflar ya da kendini sürekli kanıtlama telaşı? İbnü'l-Arabî bu yaraya derinlemesine dokunur. Arabî’ye göre insan, kendi içindeki o eşsiz ilahi tecelliyi —yani kendi öz varlığını— fark edemediğinde, başkalarının aynasına muhtaç kalır. Başkalarının kıyas ölçüleriyle kendimize değer biçtiğimiz an, kendi özümüzü unuturuz. Çünkü kendi değerini başkasının alkışıyla ölçmeye başladığın an, kendi aynanı karartırsın.
Şimdi gözlerini kapat ve bir an düşün: Hayatındaki bütün "aferin" beklentilerini çıkardığında geriye ne kalıyor? Gecenin sonunda o kalabalıklar çekildiğinde, maskelerin düştüğü o sessizlikte gerçekten kimsin sen?
İşte hakiki yolculuk tam burada başlar. İnsan başkalarının gözünde büyüme çabasını bıraktığı an, sahte kalabalıklarından sıyrılır ve o can yakıcı yalnızlığı derin bir huzura dönüştürür. Bir eylemi sırf kimse görmese de "doğru olduğu için" yaptığında, bir iyiliği kimse bilmese de "içinden geldiği için" sakladığında alkışın hükmü biter, gürültü susar. Nereye varacağını değil, nihayet kim olduğunu anlamaya başlarsın.
Sahi, senin hayatında en çok yorulduğun, "Lütfen beni görün!" diye farkında olmadan çabaladığın ve günün sonunda seni en çok yalnız bırakan o sahne neresi?
Kendi sahnenden inip o sessizliğe adım atmaktan korkma. Unutma; ancak başkalarının gözünde kaybolmayı göze aldığında, kendi içinde bulunabilirsin.
Yazar Soner Atabek
Bunlar da ilginizi çekebilir
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 2026 ABD ara seçim sonuçlarını tarım ekonomisi ve kırsal seçmen dinamikleri üzerinden analiz etti.
1 saat önceFenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Fenerbahçe, iki kez geriye düştüğü karşılaşmada İngiliz devi Liverpool'u 3-2 mağlup ederek unutulmaz bir geri dönüşe imza attı. Sarı-lacivertlilerin bu tarihi zaferi, başta İngiltere olmak üzere İspanya ve İtalya basınında geniş yankı buldu.
2 saat önceSON DURAĞIN AYNASI
Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI
1 gün önce


