Arama

                                                

SİSLERİN İÇİNDEN GELEN

BİKE S. DEMİRKIZ'IN KALEMİNDEN (ÖYKÜ) : SİSLERİN İÇİNDEN GELEN

11/04/2025 08:01 | Son Güncelleme : 05/11/2026 14:29 | Bike S. Demirkız


SİSLERİN İÇİNDEN GELEN
ad image
ad image

SİSLERİN İÇİNDEN GELEN

YAZAN: BİKE S. DEMİRKIZ

 Picture13-i67f8cd2a9ccdd.jpg

Kar, sanki gökyüzünden değil de yerin altından yükseliyordu. Beyaz bir cehennem… Hakan, direksiyonu sımsıkı kavramış, gözlerini bir karaltıya çevirmişti: Bünyan tabelası. Sonunda.

Ama bu yolun başka bir anlamı vardı bu kez… Bu bir ziyaret değildi. Bu, bir veda gecesiydi. Büyükannesi vefat etmişti.

Uzunca bir süredir uğramadığı memleketine dönüyordu, hem de kışın tam ortasında. İşten izin alması zordu ama büyükannesi son sözlerinde onun adını anmıştı. Bu, kaçışı olmayan bir çağrıydı.

Hava buz kesiciydi. Tipi, geceyi daha karanlık yapıyor, far ışıkları bile sisin içinde boğuluyordu. Radyo çekmiyor, cep telefonu ise sinyal bulamıyordu. Tam bir yalnızlık…

Birden benzin ışığı yandı.

Az sonra karanlığın ortasında loş bir ışık süzüldü yolun kıyısından: Eski bir benzin istasyonu. Zamanın dışına sıkışmış gibiydi. Neon tabelası titreyerek yanıp sönüyordu.

Hakan arabayı yanaştırdı ancak görünürde pompacı yoktu. İçerisi, boş bir lokanta gibi görünen yapının kapısını araladı. Paslı bir çıngırak sesiyle karşılandı. İçeride sobanın çıtırtısı ve eski ahşap masalar vardı sadece.

Köşede oturan yaşlı bir adam gözlerini kaldırmadan konuştu:

“Evlat, bu gece yola çıkma. O yol bu gece açık değil…”

Hakan’ın içine bir ürperti yürüdü. “Bünyan’a gidiyorum,” dedi kısık bir sesle. “Büyükannem… Vefat etti.”

Yaşlı adam, bir an başını eğdi. Sonra bir şey mırıldandı, tam olarak duyamadı. “O ormanda yol kaybolur, bazen kendinle karşılaşırsın…”

Sonra benzin doldurmak için ağır adımlarla dışarı çıktı.

Hakan, teşekkür ederek arabaya bindi.  Göz gözü görmüyordu ama yola devam etmeliydi. Anahtar kontağa döndüğünde, motor zorlandı. Sanki araba bile gitmek istemiyordu.

Ve sonra… sis geldi.

Öyle bir sis ki, gerçeklikle hayal arasındaki perdeyi kaldırırdı.

Aracı düşük viteste yavaş hızda kullanıyordu o sırada bir silüet beliriverdi yolun kenarında. El kaldırıyordu.

Soğuğun ortasında sadece beyaz elbisesi ile, ince yapılı bir kadın… Üşüyor gibiydi.

Hakan, hemen aracı durdu.

Kadın başını eğerek kapıya yaklaştı.

“Lütfen… şu köy yoluna bırakabilir misiniz? Evim yakın.” Dedi.

Hakan bir an tereddüt etti, ama onu orada bırakıp gitmek içinden gelmedi. Kadın arabaya bindi. Cam buğulandı. İçerisi aniden soğudu.

Kadının sesi, çok uzak bir yerden geliyormuş gibiydi:

“Bu yol bazen insanın içine döner…”

Hakan bir an irkildi. Dönüp baktı, kadın camdan dışarı bakıyordu. Gözleri bomboştu. Ama… bir şey daha vardı. Gözlerinin altında su izleri gibi bir parıltı… Ya da… gözyaşı?

Sonra kadın aniden konuştu:

“Burada inebilirim.”

Hakan ani bir fren yaptı, farlar öndeki boşluğa vurdu. Gözlerini kırpıştırdı, çünkü yolun kenarında sadece sis vardı.

Kadına döndü.

Ama arkası boştu. Koltuk ıslaktı.

Sadece… koltuk. Kafasını yola doğru çevirdi ama sisin içinde hiç kimse veya hiçbir şey göremedi.

***

Hakan, kalbinin ritmini duyarak ilerliyordu. Gözleri aynaya kaydı defalarca… Ama kadın yoktu. Koltukta hâlâ ıslaklık vardı, sanki biraz önce oradaydı. Sanki o sisle birlikte vücudu buharlaşmış, sadece hatırası kalmıştı geriye.

Köye vardığında neredeyse sabah olmak üzereydi. Hiç uyumadan, sabah önce cenaze, sonra ziyaretler, dualar, taziye… Herkes zaten çoktan kabullenmişti olanı. Ama Hakan’ın kafası dalgındı. Zihninde, o kadının yüzü camdaki buğu gibi duruyordu.

Gözleri… Tanıdık mıydı?

O gece, büyükannenin evinde yalnız kalmayı teklif etti. Kimse kalmak istemedi zaten. Ev eskimiş, yılların yüküyle çökmüş gibiydi. Elektrik sık sık gidiyor, rüzgâr tahta duvarların içinden uğuldayarak geçiyordu.

Ve sonra… büyükannenin odasında eski bir sandık buldu.

Sandığın içinden sararmış bir gazete kupürü çıktı.

Tarihi: 17 Ocak 1973

Başlık:

“KÖY YOLUNDA GİZEMLİ ÖLÜM: GENÇ KADIN DONARAK CAN VERDİ”

“Sabaha karşı orman yolunda bulunan genç kadının cesedi, hâlâ gizemini koruyor. Kimse neden o saatte orada olduğunu bilmiyor.  Yıllar sonrasına ait başka bir gazetede ise aynı hikâye ama bu sefer Köylüler, ‘onu yıllardır yolda görenler var’ dedi…” yazıyordu.

Hakan ellerinin titrediğini hissetti.

Kupürdeki fotoğrafa bakarken, kalbinin ağzına geldiğini zannetti.

O kadındı.

Arabasına binen, gözleri cam gibi boş olan kadın. Aynı bakış. Aynı elbise.

Gazetenin köşesinde bir isim:

“Zeynep K. – 23 yaşında”

Gazete kupürlerini hızla yerine sandığa geri atıp kapağını sıkıca kapattı.

Ama tam o an içeriden bir kapı gıcırdadı. Rüzgâr yoktu. Camlar kapalıydı.

Sanki biri evin içindeydi.

Hakan feneri kaptı. Kalbini bastırarak ilerledi.

Ses, alt kattaki kilerden geliyordu.

Kiler… büyükannesinin hayatı boyunca kilitli tuttuğu yer. Hep “orası karanlıktır” derdi.

Kapının koluna dokunduğunda buz gibi bir ürperti yükseldi kolundan yukarı.

Kapı hafifçe açıldı.

Karanlık bir merdiven.

Ve derinlerden gelen bir fısıltı:

“Ben yolumu kaybettim…”

***

Kilerin kapısını açtığında Hakan’ın yüzüne nemli ve toprak kokulu bir hava vurdu. Merdivenler gıcırdayarak iniyor, her adımda çıtırtılar evin içinde yankılanıyordu. Fenerin ışığı zayıftı, sanki karanlık yutmak istiyordu onu.

Alt kata indiğinde, karşısında eski bir masa, paslı birkaç alet ve duvara dayanmış bir ayna vardı. Ama aynanın yansıttığı şey, odanın içi değildi.

Feneri aynaya tuttu.

Kendisini değil, bir odunluğun içinde yere çökmüş birini gördü.

Başında beyaz bir yazma. Üzerinde ince, 70’lerin modasına ait bir elbise.

Zeynep’ti bu.

Başını kaldırıp Hakan’a baktı aynanın içinden. Dudakları kıpırdadı:

“Beni orada bıraktılar…”

Hakan geri adım attı. Nefesi kesildi. Feneri aynadan çektiği anda görüntü kayboldu.

Ama kilerde bir ses yankılandı tekrar:

“Yalnız ölmedim.”

Masaya yöneldi. Üzerinde paslanmış bir madeni düğme, bir saç tokası ve cam bir kavanoz vardı. Kavanozun içinde ise… sarı bir kurdeleye bağlı not:

“Zeynep burada değil. Onu gömmedik. Kimse duymadı.”

Altında ise bir isim: H. K.

Zeynep’in soyadıyla aynı harfler.

Hakan kavanozu da yanına alıp hemen dışarı çıktı.

Arabasına binip havaya aldırmadan kasabaya indi. Kasabanın tek pansiyonunda bir oda tutup geceyi neredeyse hiç uyumadan, orada geçirdi. Sabah ilk işi karakola uğramak olacaktı.

Sabah olur olmaz elinde kavanozla karakola girdi.

Komiser yaşlıydı, gözlüğünü takıp kupüre baktı, klavyede bir Kaç tuşa dokunduktan sonra Hakan’a dönüp:

“Bu olay bizim dosyalarımızda var. Ama resmi kayıtlar eksik… Otopsi yok. Cenaze yeri belli değil. Kimi köylüler cesedi hiç görmemiş bile…”

Hakan başını salladı: “Bu kadın… hâlâ o yolda bekliyor.”

Komiser usulca ayağa kalktı. Pencereden dışarı baktı, sonra alçak bir sesle konuştu:

“Bazı şeyler gömülmediği zaman, toprağın bile huzuru kalmaz. Bu köyde bazı insanlar… bildiklerini mezara götürmeye niyetli.”

Hakan, kilerdeki aynayı, kavanozu ve o notu düşünerek geceyi karakoldan sonra büyükannesinin evinde geçirdi.

***

Ertesi sabah köyde dolaşmaya çıktı.

Hakan eski bir evin önünde sedirde oturan, büyükannesinin eski arkadaşlarından biriyle karşılaştı. Elindeki tespihi sessizce çekiyordu yaşlı kadın.

“Hakan oğlum sen misin, gel hele otur yanıma” diye davet etti kadın.

“Ah evladım ah senin baban bu köyden yıllar önce gittiğinde arkada kalanlara pek bakmadı evladım. Sen de öyle yapma sakın.

Hakan şaşkın gözlerle yaşlı kadını sessizce dinliyordu.

“Kardeşi Haluk…

Zavallı çocuk annesi ölünce iyice yalnız kaldı.”

“Biraz… içine kapandı tabii.

Çok da sağlam sayılmazdı aklı.”

“Ne oldu ona hiç bilen yok.

Hâlâ köyün dışında, o eski evde yaşıyor diyorlar.

Ama kapısını kimse çalmaz oldu.”

Hakan duraksadı.

“Benim… babamın kardeşi mi varmış?”

Yaşlı kadın şaşkınlıkla baktı:

“Demedi mi baban? Haluk… onun öz kardeşi.

Senin amcan.”

Bir an sessizlik oldu.

Hakan’ın başında yankılanan sorular gittikçe yoğunlaştı. Babası vefat edeli yıllar olmuştu, ama öncesinde ilişkileri yakındı.

Neden hiç bahsetmemişti ki?

Neden bu gizem?

O gece, büyükannesinin odasında gezinirken gözü eski bir çerçeveye takıldı.

Kumaş örtünün altına saklanmış gibiydi.

Tozlu camı sildiğinde altından çıkan şey…

Bir düğün fotoğrafıydı.

Damadın yanındakiler tanıdıktı. Babası ve büyükannesi.

Ve gelin…

Geçen gece arabasına aldığı genç kadın, Zeynep’ti.

***

Ertesi sabah Hakan erkenden, ormanın içindeki patikadan ilerleyerek, yaşlı kadının tarif ettiği o harabe eve ulaştı. Amcası ile tanışma zamanı gelmişti.

Bahçeyi yabani otlar sarmıştı. Kapıyı çaldı ama evde kimse yok gibiydi.

Kapıyı hafifçe ittiğinde kilitli olmadığını fark etti. “Amca, amca” diye birkaç kere seslendiyse de içeri adım attığında loş bir sessizlik karşıladı onu.

Evin salonunda, sobanın yanındaki duvarda eski çerçeveler vardı.

Kimi boş, kimisinin içindeki fotoğraf sararmıştı.

Bir tanesi…

Düğün resmiyle aynıydı.

Aynı yüzler.

Evin havası sanki yıllardır biriyle paylaşılmamış gibiydi.

Ama aynı zamanda… mutlu bir yuva gibiydi de.

Sanki bir kadın eli değmiş gibi her şey düzenliydi.

Toz yoktu. Bulaşık yoktu. Soba tütüyordu.

Murat adımlarını ağırlaştırdı.

Bir kapı dikkatini çekti.

Bodrum kapısı.

Kapı hafif aralıktı. Yukarı loş bir ışık sızıyor ve radyodan çalan bir türkü sesi duyuluyordu.

Aşağıdan gelen koku biraz ağırdı Rutubet ve küf kokusu gibiydi.

Ama tanıdık bir şey daha vardı:

Tütsü.

Ağır adımlarla aşağı inmeye başladı “Amca, amca” diye seslenerek...

Ve orada…

Gördü.

Koltukta bir kadın oturuyordu.

Beyazlar içinde.

Saçları düzgünce taranmış.

Elleri kucağında.

Başında ince bir yazma.

Başı öne eğik.

Tam merhaba diyecekti ki…

Hakan’ın içinden bir çığlık yükseldi ama dışarı çıkamadı.

Dondu kaldı.

O anda, yukarıdan bir ayak sesi duyuldu.

Biri eve girmişti.

Merdivenlerin başında duran siluet, Hakan’a baktı.

Yüzü gölgede kaldı.

“Amca… sen misin ben Hakan, abin Bayhan’ın oğlu?” diyebildi korkuyla.

Amcası tiz bir sesle “Bayhannn” diyebildi özlem dolu bir sesle ve içerideki odaya gidip oturdu.

***

Hakan, derin bir nefes aldı.

Kalbinin sesi kulaklarını dövüyordu ama bacakları titremesine rağmen adım attı.

Bodrumdan çıkıp, yavaşça üst kata yöneldi.

Haluk’un gözleri puslu, bakışları uzaklardaydı.

Ama yüzünde masum, çocukça bir gülümseme…

“Güzel olmuş değil mi? Gelinliğini ben yıkadım.

Saçlarını da taradım.

Zeynep… bana bakınca hep gülerdi.

Şimdi de gülümsüyor bazen. Geceleri konuşuyoruz.”

Hakan yutkundu.

Hiçbir şey söylemeden dinlemeye başladı.

“O gece…

Gitmek istedi.

‘Seni sevmiyorum’ dedi.

Yola doğru koşmaya başladı.

Ben… sadece üşümesin diye elimde paltosu “Zeynep üşüme” diyerek onu durdurmak istedim.

Korktu benden, korktu.

Tam tuttum ki ayağı takıldı ve düştü.

Kafasını taşa çarptı. Çok kan, çok çok kan vardı. Anneye gittim.

O temizledi beni. Sus dedi.

Herkes sandı ki Zeynebim ölmüş.

Gömdüler.

Ama ben biliyordum.

O sadece uyuyordu.

Gittim, onu aldım. Eve getirdim.

Temizledim.

Uyandırmaya çalıştım…

Annem yardım etti bana.

Abim, gitti o, uzaklara gitti.

Bayhan… o hep benden utanırdı zaten.

Sen onun oğlu musun?”

Hakan’ın yüzü buz kesmişti.

Sustu.

Bir yandan öfke, bir yandan acı yükseldi içinde.

Haluk’un sözleri…

Bir çocuğun oyuncak bebeğine bağlandığı gibi, saplantılı bir sevgiyle doluydu.

Ama işlenmiş bir suç vardı ortada.

Ve bir ceset…

O gece Hakan, jandarmayı aradı.

Ceset bulundu, Zeynep’in ölümüne dair gerçek gün yüzüne çıktı.

Olay yıllar sonra çözülmüştü ama izleri hâlâ tazeydi.

Köy halkı şoktaydı.

Kimi Haluk’a lanet okudu.

Ama bazıları, “Zaten çocukken de tuhaftı,” dedi sadece.

Zeynep’in cenazesi bu kez gerçekten yapıldı.

Köy mezarlığında, eski çınarın altında.

Bu defa sessizce gömülmedi, sevdiği bir türkü söylendi hep bir ağızdan.

Hakan dönüş yoluna çıkmadan son bir kez mezarı ziyarete gitti …

Bir anda yüzünde bir esinti hissetti.

Çevresine bakındı.

Ve o an…

Bir siluet belirdi.

Zeynep.

Beyazlar içinde, ince bir gülümsemeyle.

Sesi yoktu ama gözleri Hakan’a teşekkür eder gibi parladı.

Sonra…

Rüzgarla birlikte kayboldu.

***

Haluk, Hakan’ın da talebiyle ona yakın bir akıl hastanesine yatırıldı.

Doktorlar “ileri derecede dissosiyatif bozukluk” dediler.

Gerçekle hayal arasındaki çizgisi çoktan silinmişti.

Ama Hakan…

Her cumartesi onu ziyaret etmeye başladı.

Haluk, ziyaret saatlerinde hâlâ anlatıyordu.

Zeynep’in o gün ne giydiğini, saçlarını nasıl ördüğünü, nasıl güldüğünü…

Hakan her seferinde onu dinliyordu sessizce.

Bir çocuk gibi.

Bir sırdaş gibi.

Bir akraba gibi.

Çünkü bazen, en karanlık hikâyelerin içinde bile…

Bir parça merhamet, bir tutam insanlık vardır…

 

 

Etiketler : öykü bike s. demirkız sonsuzlukta bir kıvılcım gerilim kısa hikaye sislerin içinden
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

22 saat önce
Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının batı kesimlerden başlayarak hissedilir derecede düşeceğini açıkladı.

22 saat önce
Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Yeni Zelanda’nın 2025/2026 sezonu süt üretimi verilerine ilişkin kapsamlı bir analiz paylaştı.

22 saat önce
Yorumlar

Other Posts
20.10.2026 - SILO'DAN DERİNKUYU'YA: İNSANLIK BİR NÜKLEER KIYAMETTEN Mİ SAKLANDI? 05.10.2026 - Ölümün Ötesindeki Sır: Dan Brown'ın "Sırların Sırrı" Üzerine Bir Tahlil 18.09.2026 - TYPHON Göklerin Son Devi 22.07.2026 - Film Tahlili THE ODYSSEY: Christopher Nolan Homeros’u Yeniden mi Yazdı? 02.07.2026 - ATEŞİ KİM SÖNDÜRÜYOR? 25.06.2026 - Vampirlerin kökeni 14.06.2026 - FİLM TAHLİLİ İFŞA GÜNÜ (DISCLOSURE DAY): HOLLYWOOD’UN YENİ UFO MİTOLOJİSİ Mİ? 07.05.2026 - MELUSINE VE MENORAH (7 kollu Şamdan) 04.05.2026 - Kime Göre, Neye Göre Doğru? — Kuantumun Tokadı 04.05.2026 - Bir Çocuk Kitabından Taşan Gerçeklik: Baron Trump ve Zamanın Kırılması 05.02.2026 - Atlantis Kazandı, Lemurya Kaybetti 27.01.2026 - Parkinson’da Üç Cepheden Umut: İlaç, Hücre ve Gerçekler 27.01.2026 - Gerçek Savaş Nerede? Zihin, Ego ve Kötülük Yanılsaması 25.01.2026 - EŞİK 07.01.2026 - Tarih Yazıyla (mı?) Başlar 31.12.2025 - Uyanmış Olanlara Mektup 25.12.2025 - MÖDRANIHT (ANNELER GECESİ) 25 ARALIK 18.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ BÖLÜM 6,5: Luvice – Sümerce – Türkçe: Tesadüf mü, Derin Hafıza mı? 18.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ BÖLÜM 6: ANADOLU’NUN GİZLİ DAMARI_Luvice, Ural–Altay ve Türkçenin Derin Hafızası 18.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ_BÖLÜM 5: KUTSAL DİLLERİN KAVŞAĞINDA — Sami ve Hint-Avrupa Hatları 17.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ _BÖLÜM 4: Hint-Avrupa Dillerinin Kökeni Peşinde 16.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ_ BÖLÜM 3: Sami Dillerinin Kökeni: Proto-Sami’nin İzinde 15.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ _BÖLÜM 2: Dillerin Atası Var mı? 12.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ BÖLÜM 1: Gizemli Seslerin İzi: Dilin Kökeni 01.12.2025 - THEIA’NIN DÜŞÜŞÜ 20.11.2025 - İNSANIN UNUTTUĞU 12 SARMAL 15.11.2025 - Beşinci Boyutun İnsanları: Yeni Bilincin Eşiğinde 12.11.2025 - Sayıların Fısıltısı: Evrenin Seninle Konuşuyor 10.11.2025 - Evrenin Gizli Kodu: Hermetik Felsefenin Yedi Yasası 05.11.2025 - Kudüs: Kutsal Şehir mi, Yoksa Dünyanın Enerji Kalbi mi? 28.10.2025 - Kutsal Kâse: Tanrısal Bilincin Kapısı 25.10.2025 - Yüksek Farkındalık Çağında Serbest Enerji: İnsanlığın Bir Sonraki Sıçraması 20.10.2025 - Bir An Daha: Ölüleri Yaşatmanın Fotoğrafik Bilimi- Simile-Viventem 16.10.2025 - İlk Dondurulan Adam Yeniden Uyanırsa: Sadece Beden mi, Yoksa Ruh da mı Geri Dönecek? 13.10.2025 - Lyraan’ın Güncesi: Atlas’ın Kalbinden 13.10.2025 - 3I/ATLAS: GERÇEKTEN BİR KUYRUKLU YILDIZ MI, YOKSA KOZMİK BİR MESAJ MI? 07.10.2025 - Atlantisli Yıldız Tohumları Kozmik Rahimden Yankılanan Hatıralar 06.10.2025 - Yıldız Tohumları Gerçek mi? 05.10.2025 - 3 – 6 – 9: Kozmosun Gizli Anahtarı 03.10.2025 - Titreşimin Mimarisi: Om’un Ötesine Uzanan Yol 01.10.2025 - Kendime Öğütler 23.09.2025 - Geçmişi Değiştiren Deney: Kuantumun Tuhaf Zaman Oyunu 22.09.2025 - 500T’de bir Sürahi Nine 19.09.2025 - Astroloji Bilir 16.09.2025 - Cadının Aynasında: Işığın ve Gölgenin Hikâyesi 12.09.2025 - Kaç Adamla Oldun…? 11.09.2025 - Kız kısmı okuyup da ne yapacak? 10.09.2025 - 80 Kilo Daha Hafif 07.09.2025 - Rosalinda – Ahtapot’un gölgesinde Aşk 07.09.2025 - Walter Russell ve Kuantum Çağının Yankısı: Unutulmuş Geleceğin Hatırlanışı 05.09.2025 - Karanlıkta Bir Işık: Fatma ve Çocuk 04.09.2025 - Son Baharda Aşk 03.09.2025 - Eylül’ün Eşiğinde: Işığın ve Gölgelerin Dansı 02.09.2025 - Hatırlamanın Zamanı: Dünya’nın Unutulmuş Hikâyesi 02.09.2025 - Beyaz Cadılar: Işığın Kadim Muhafızları 01.09.2025 - Ayten’in Işıkla Sınavı 30.08.2025 - Evde Misafir Var: Tahliye Planı ve Acil Çıkış Haritası 29.08.2025 - Cenazeye Gitmedim 29.08.2025 - PEGASUS PROJESİ: ZAMANIN PERDELERİNİ ARALAYAN GİZLİ DENEYLER 28.08.2025 - Kozmik Hafıza: Akaşik Kayıtların Kapısını Aralamak 24.08.2025 - Kozmik Gizem: ASKAP J1832-0911 23.08.2025 - 3I/Atlas: Uzaydan Gelen Bir Ziyaretçi mi, Yoksa Kozmik Bir Sondaj Aracı mı? 22.08.2025 - PENCERENİN ARDINDA 17.08.2025 - Fedakârlık Nereye Kadar? 10.08.2025 - Çocuklarıma Hayat Dersleri 09.08.2025 - DUYMAYAN KİM? 03.08.2025 - Kadın Dilinden Anlama Sözlüğü – Damat adayına tavsiyeler 02.08.2025 - Erkek Manifestosu (Bir Anadolu Eri’nin Haykırışı) 29.07.2025 - Dino Mahallede 26.07.2025 - Hijyen Sanatı 23.07.2025 - Bir Şey Yapacaktım ama Ne? 20.07.2025 - Bir Kahve Alır mıydınız? 19.07.2025 - Mırnav’ın Açlık Savaşı 18.07.2025 - Gülbahar Teyze ve Üç Cingöz 17.07.2025 - Cinayet Kulübü 15.07.2025 - Ayın Karanlık Yüzü 14.07.2025 - Porselen Bebek 10.07.2025 - Karga Kardeşliği: Kanat Kanata İntikam 09.07.2025 - Kâmil ve Mahalle Savaşları 29.06.2025 - Son Fırça Darbesi 28.06.2025 - Bir Tutam Sır 26.06.2025 - Selahattin ve Sihirli Hoparlör 23.06.2025 - Karabıyık: Sucuğu kim yedi? 20.06.2025 - VIZBEY’İN BODRUM GÜNLÜKLERİ 19.06.2025 - BEYAZ ATLIYI BEKLERKEN 18.06.2025 - DELİ KİM? 16.06.2025 - Kozmik Dolmuş Günlükleri 3 Stardate-2 Yaş Krizi Galaksisi 14.06.2025 - Orda Bir Köy Var Uzakta 13.06.2025 - ARŞİV 11.06.2025 - Kozmik Dolmuş Günlükleri 2_Kaynanaların Gözü Üzerimde 10.06.2025 - Hayat Ağacı (Tree of Life) 09.06.2025 - Kim Bu Bebek! 07.06.2025 - Kali Yuga’dan Satya Yuga’ya Geçiş: Kozmik Döngüde İnsanlığın Uyanışı: Ezoterik, Kabalistik, Felsefik ve Tasavvufi Perspektiflerden Derinlemesine Bir İnceleme 05.06.2025 - KUTSAL KAN: TOMRİS 05.06.2025 - ERTESİ GÜN 05.06.2025 - UYUYOR GİBİ... 03.06.2025 - GÜNEŞTEN GELEN 02.06.2025 - Yalanın Kızı 30.05.2025 - YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE 25.05.2025 - 144.000: IŞIĞIN SON SAVAŞI 19.05.2025 - Karanlık Çağ - Deniz Kavimleri (MÖ 1200–800) 15.05.2025 - Gölge Mekân – Seçilmişlerin Kulübü 08.05.2025 - BAY KURT 02.05.2025 - YİTİK EŞİK 30.04.2025 - ADIMI KANLA YAZDIM 30.04.2025 - Kurt Mitolojisi: Kültürler Arası Bir Sembolün İzinde 25.04.2025 - SON DURAK 21.04.2025 - YUVAYA DÖNÜŞ 18.04.2025 - SAKLAMBAÇ 18.04.2025 - Süper Ruh: Evrensel Bilincin Uyanışı 17.04.2025 - LANETLİ YÜZÜK 15.04.2025 - KÖK 14.04.2025 - AYSU VE GÖLGELER KAPISI 11.04.2025 - SİSLERİN İÇİNDEN GELEN 09.04.2025 - ZAMANIN YANKISI 07.04.2025 - Beneath the Endless Waves 07.04.2025 - Arzın Merkezine Bir Bakış: Oyuk Dünya Teorisi 04.04.2025 - İLAHİ DÖNÜŞÜM 31.03.2025 - SAAT 3:12 31.03.2025 - YERALTININ GİZEMLİ DİYARLARI: KADİM MİTOLOJİLERDEN EZOTERİK SIRLARA 25.03.2025 - Sonsuz Dalgaların Altında (Denizkızlarının öyküsü) 25.03.2025 - Ejderhalar: Mitolojiden Gerçekliğe, Kültürler Arasında Bir Yansıma 20.03.2025 - Yıldızların Çocukları – Esmeralda’nın Hikâyesi 20.03.2025 - İSİS:KADİM TANRIÇANIN KÖKENİ VE DÜNYAYA YAYILIMI 15.03.2025 - Kediler, Sfenksler ve Kadim Medeniyetler: Bilim ve Ezoterizmin Kesişimi 10.03.2025 - Kaybolan Halkın Işığı 10.03.2025 - Megalitik Yapılar, Kristal Teknolojisi ve Kozmik Enerji: Atlantis’ten Göbeklitepe’ye Ulaşan İzler 07.03.2025 - Tarih Öncesi Nükleer Savaş: Mitolojiler, Arkeolojik Kanıtlar ve Alternatif Teoriler 04.03.2025 - Kadim Uçan Araçlar ve Gizli Teknolojiler: Vimanalar, Anunnaki ve NASA’nın Derin Uzay Sırları 02.03.2025 - AHİT SANDIĞI: KAYIP MİSTİK TEKNOLOJİ VE SAKLANAN SIRLAR 27.02.2025 - İNSANIN YARATILIŞI: MİTOLOJİ, BİLİM VE DNA’NIN SIRLARI 24.02.2025 - LİLİTH: UNUTULMUŞ TANRIÇADAN ŞEYTANİ DİŞİLE 20.02.2025 - YILAN İNSANLARIN SIRRI: DNA, İNSANIN YARATILIŞI VE EZOTERİK BİLGELİĞİN VE GİZLİ TARİHİN ŞİFRELERİ 17.02.2025 - Nefilimler: Yeryüzüne İnen Tanrılar mı, Uzaylı Hibrit Irk mı? 17.02.2025 - Peygamber Enok: Tanrı’nın Katına Yükselen Peygamber mi, Uzaylılarla Buluşan Bilge mi? 14.02.2025 - HZ. İBRAHİM: TARİH, MİTOLOJİ VE EZOTERİK GELENEKLERİN KESİŞİM NOKTASI 12.02.2025 - Tufan Efsaneleri: Nuh’un Gemisi ve Kadim Hafızanın İzleri 10.02.2025 - Bike’nin Kadim Sırlar Defteri 09.02.2025 - Ruhun Sonsuz Yolculuğu
ad image
ad image