Arama

                                                

Porselen Bebek

Bike S. Demirkız'ın köşesi: (Öykü) Porselen Bebek

14/07/2025 12:54 | Son Güncelleme : 16/09/2026 18:26 | Bike S. Demirkız


Porselen Bebek
ad image
ad image

Porselen Bebek

Yazan: Bike S. Demirkız

IMG-20250714-WA0021[1]-i6874fedb91342.jpg

Zeynep, anneannesini kaybettiğinde 11 yaşındaydı. Miras olarak ona bir sandık dolusu eski eşya kalmıştı. Oyuncaklar, eski albümler, annesinin eski kıyafetleri, takılar… Ve bir de porselen bir bebek.

Pek sevimli bir bebek sayılmazdı. Yüzü çatlak içindeydi, camdan gözlerinin biri hafif kaymıştı, kirpikleri seyrekti ve ensesinde siyah, yanığa benzer bir leke vardı.

Zeynep bebeği eline aldığında annesi bir anda dona kaldı. Yüzü sertleşti.

— Bu da ne? Kim koydu bunu sandığa?

— Anneannemin eşyaları arasındaydı, ben koymadım.

Annesi bir süre sessiz kaldı. Sonra gözlerini kaçırarak mırıldandı:

— Bu bebek… Feride’nindi.

— Feride kim?

— Boş ver. At gitsin onu.

Ama Zeynep atmadı.  Atamadı.  O bebekte bir şey vardı. Anlatılamayan bir ağırlık, bir varlık hissi. Bir enerji.

Zeynep onu temizledi, saçlarını ördü, Oyuncak dolabında diğer oyuncakların ortasına yerleştirdi.

Zeynep’in pek arkadaşı yoktu, doğduğu şehirden çok uzakta arkadaşlarından, ailelerinden ayrı yaşıyorlardı. Hayal gücü kuvvetliydi. Saatlerce odasında yalnız oturur, oyuncakları ile konuşurdu.   Annesi ve babası hastanede şark hizmetinde doktor olarak çalıştıkları için çoğu akşam evde yalnız yemek yerdi. Giderek bebeğe daha çok konuşmaya başladı.

— Bugün okulda kimse yanıma oturmadı. Teneffüste kitap okudum bende.

— Annem yine işten yorgun geldi, hemen yattı.  Babam bu gece de nöbetçiymiş.

— İyi ki sen varsın?

Bir akşam, saçlarını tararken fısıldadı:

— Sana Feride ismini vereceğim.

Tam o anda, içinden buz gibi bir ürperti geçti ama anlam veremedi.

O gece rüyasında siyah saçı iki yandan örgü yapılmış kendi yaşlarında bir kız gördü. Kapısız, camsız bir odadaydı kollarında aynı porselen bebeği tutuyordu, bir farkla bebek yepyeni sapasağlamdı.

Zeynep değişmeye başlamıştı. Yemek yemiyor, okula gitmek istemiyordu. Tüm gün odasında, bebekle kalıyordu.  Bazen fısıldıyor, bazen kahkahalar atıyor, bazen de ağlıyordu.

Sonunda bir gece annesi odasına geldi.

— Kiminle konuşuyordun?

— Teyzemle.

— Hangi teyzen?

— Feride’yle. O size kırgın onu orada unutmuşsunuz ama artık ben varım yalnız değil.

Annesinin dizlerinin bağı çözüldü. Kimse Zeynep’e Feride’den bahsetmemişti. Onun 11 yaşında bir gün ansızın kaybolduğunu, cesedinin asla bulunamadığını kimse konuşmazdı. Aile bu olayı sanki Feride hiç yaşamamış gibi sessizce gömmüştü. Anneanne sustu. Baba yok saydı. Annesi ise… küçük kız Halide ile avunmaya çalıştı.

— Kim söyledi sana Feride’yi?

— Kendisi anlattı.

Halide korkuyla hastanedeki çocuk psikiyatristine başvurdu.

Doktor, görüşmenin ardından Halide ile baş başa konuşmak istemişti.

— Kızınız, Feride’yi daha önce tanıyor muydu?

— Hayır, asla anlatmadım.

— Eski bir evden ve bir Bodrum’dan bahsetti. Orayı biliyor musunuz?

— Gitmedi.  O evde sadece Feride’yle ben büyüdüm. Zeynep doğmadan çok önce satıldı, ben küçükken.  Ben bile pek hatırlamıyorum.

Doktor, notlarına baktı.

— Zeynep, küçük bir odadan bahsetti. Tavanda kırık bir lamba, paslı bir masa, rutubet kokusu… Ve orada “Feride’nin ilk kez kanadığını” söyledi.

Annenin yüzü bembeyaz oldu.

— O… o bodrumdu… Feride kaybolduğunda en son orası aranmıştı. Orada sadece saç tokası bulunmuştu. Cesedi asla bulunamadı…

***

Doktora gitmeye devam ettiler ancak bundan iki hafta sonra Zeynep aniden ortadan kayboldu.

Gece evin kapıları içeriden kilitliydi. Camlar kapalıydı. Annesi babası da kendi odalarında uyuyordu. Sabah uyandıklarında Zeynep odasında yoktu. Yatağı dümdüz yapılıydı, sanki hiç kullanılmamış gibi örtülmüştü.

Yalnızca yatağın ortasında… porselen bebek oturuyordu.

Annesi ve babası çığlık atarak tüm evi aradı. Ev zaten küçüktü.

— Zeynep! Neredesin! Ses ver kızım!

Ne var ki ev sessizliğini korudu.

Polis hiçbir iz bulamadı. Dosya “delil yok, bilinmeyen kaybolma” olarak kapandı.

Günler geçti. Kadın işine dönemedi. Yemek bile yiyemiyordu.

Komşulardan biri yemek getirdiğinde ona şunları fısıldadı, kucağındaki porselen bebeğe sıkıca sarılmıştı:

— Kızım hâlâ burada. Her gece bana sesleniyor. Feride’yle beraber olduğunu söylüyor.

— Feride kim?

— Yıllar önce kaybolan ablam. 

Bu sırada bebeğe daha sıkı sarılmıştı.

Artık o da bebeğe ninniler söylüyor, onunla yatıyor onunla kalkıyordu.

— Az kaldı kızım… bekleyin beni…

Bir gece evden çığlıklar yükseldi. Komşular koşarak geldiklerinde, babayı kapıda kanla kaplı konuşamaz halde, kadını da banyoda kanlar içinde buldular. Kollarında kesikler vardı. Ve ayaklarının ucunda… porselen bebek.

Aynaya rujla yazılmış tek bir cümle vardı:

“Yeniden Kavuştuk.”

Polis babayı tutukladı ama o gece işten eve döndüğünde olayın çoktan gerçekleşmiş olduğu ortaya çıktı, başka da delil bulunamadı.

Oyuncak Bebek, isimsiz eşyaların konulduğu bir depoya götürüldü, etiketsiz, tozlu bir kutunun içinde.  Gece vardiyasında çalışanlar aynı şeyi söylüyordu: her gece saat 3’te o depoda bir ağlama sesi duyuluyor. Kutuya yaklaşanlarsa bir fısıltı duyuyor:

“Artık yalnız değilim…”

***

Zeynep’in kaybının üzerinden iki yıl geçmişti.

Kasabanın rutini yeniden rayına oturmuş, Acılı baba memleketine geri dönmüş, komşular olan biteni önce konu edip sonra unutmuş, dosya “delil yok” gerekçesiyle rafa kaldırılmıştı.

Gel gör ki, biri vardı ki unutmamıştı. Unutamamıştı.

Dr. Cihan Erdem, çocuk psikiyatrı.

Zeynep’in son seansında söylediklerini hâlâ geceleri duyuyordu:

“Feride bana yerini gösterecek.”

“Artık yalnız değilim.”

Annesinin kanla yazdığı son cümle ise zihninin duvarına kazınmıştı:

“Yeniden kavuştuk.”

Bu bir fantezi olamazdı. Bu, saklanmış bir şeydi.  Belki de… gömülmüş.

***

Kasaba emniyetinin deposunda, etiketsiz bir kutunun içinde, hâlâ bekliyordu.

O gün, gece nöbetinde olan polis memuru Murat, bir başka kutuyu rafa yerleştirmek isterken, yanlışlıkla isimsiz kutuyu yere düşürdü. Kutunun kapağı kendiliğinden açılmıştı.  

İçinden çıkan şeyi görünce gülümsedi.

— “Antika gibi bu… Melis bayılacak.”

Ertesi sabah, porselen bebek, Murat’ın sekiz yaşındaki kızının odasında, rafta yerini almıştı.

Melis, tüm gün o bebekle konuştu, gözlerini ondan ayırmadan, fısıltıyla.  Sanki biri ona bir şeyler anlatıyormuş gibiydi...

Akşam annesi yanına geldiğinde, Melis dönüp bakmadı bile.

— “Adı ne?” diye sordu kadın, kızının ilgisini çekmek için.

Melis, gözlerini ayırmadan cevapladı:

— “Feride.”

— Nereden buldun bu ismi?

Kızın sesi inceldi:

— “O söyledi.” diye bebeği gösterdi.

***

Dr. Cihan, uzun süren bir araştırmadan sonra, dosyada bahsedilen eski adresi bulmayı başarmıştı.  Zeynep’in annesinin çocukluğunu geçirdiği o ev artık harabe hâlindeydi. Camlar kırıktı. Duvarlar yosun tutmuştu. Kapısı zincirlenmişti, kilit paslanmıştı. Tedirgin adımlarla içeri girdi.

Ev sessizdi. Ama bu sessizlik huzurdan değil, bir şeyin yıllardır konuşmamasından kaynaklanıyor gibiydi.

Bodrumun kapısını buldu. Demir kulpu çevirdi ve elinde telefonun ışığı ile yılların tozuna adımını attı.

Basamakları inerken boğazına kesif bir rutubet oturdu. Havadaki pas kokusu burnunu yaktı.  Tam orada, kırık lambanın altındaki köşede, duvarda farklı renkte bir beton yığını duruyordu.

Beton, taze değildi. Ama diğer duvarlarla aynı yaşı taşımadığı belli oluyordu.

Orada bir şey vardı.

***

Bu sırada Kasabada Melis, her gün türlü türlü bahanelerle okula gitmek istemediğini söylüyordu.

Geceleri kendi kendine konuşuyor, bazen kendi kendine gülüyor, bazen yatağında ağlıyordu. Hatta bir gece uyur vaziyeteyken, kalkıp dış kapıya doğru yürümüş annesi zor yatağına götürebilmişti.

Bir sabah, annesi onun defterinde karalanmış bir çizim buldu.

Pneceresiz ve kapısın bir oda. Tavanda asılı kırık bir lamba. Paslı bir masa. Duvardaysa üç kelime:

“Feride hâlâ burada.”

Melis’in elinden bebeği kaptığı gibi yere fırlattı. Porselen çatlarken, içinden ince bir ses duyuldu. Kulağa çocuk kahkahası gibi gelen, ama içinde boğuk bir çığlık taşıyan bir sesti bu.

Kızını hemen hastanedeki çocuk psikiyatri servisine götürdü. Bu şekilde Dr. Cihan ve Polis Murat’ın yolları kesişmiş oldu.

***

Cihan, polisin de desteğini almıştı artık. O adrese, o bodruma yeniden döndü. Bu kez yalnız değildi.  Murat da yanındaydı.

Kendi kızının da Zeynep gibi kaybolmasından korkuyordu artık. Bunun gerçek olduğunu biliyordu.

Kazma ve kürekle beton dikkatlice kırıldı. Dışarı rengi kaçmış kırmızı bir kurdele uçtu ilk. Sonra betonun yığının altında, bir çocuk cesedinin kalıntılarına ulaşıldı. Üzerinde okul forması, yanında paslı bir toka…ve her nasılsa Zeynep’in taktığı küçük bileklik.

Feride bulunmuştu. Kendini duyurmuştu.

Zeynep’se… onun sesini duyan ilk çocuk olmuştu, ama o da yoktu artık.

***

Melis, aynı saatlerde hastane yatağında gözlerini açtı.

Gözleri nemliydi ama sesi sakindi.

— “Feride gitti…” dedi.

— “Artık yalnızım.”

O gece, porselen bebek, karakolun emanet odasına bir kutu içinde yeniden bırakıldı. Kırılmış, çatlamış, paramparça hâlde.

Feride’nin naaşı sonunda dualar eşliğinde toprağa verildi.  Zeynep’in anısına da bir çiçek dikildi. Melis yeniden gülmeye başlamıştı.

***

Porselen parçalarıysa karakolun ardiye odasında bekliyordu. Üzeri örtülmüş bir masa, çürümeye terk edilmiş dosyalar ve bir kutunun içindeki o kırık parçalar.

Ne var ki gece olunca…

O şey yeniden hareket etmeye başladı.

Kırık bir göz, çatlamış yanak parçası ve minik bir ayak…

İpe dizilen boncuklar gibi çıt sesleriyle yer değiştiriyor birleşmek istiyordu.

Aynı gece saat 03:00’ü gösterdiğinde, karakolda nöbetçi memur:

— “Ne garip… Çocuk ağlaması gibi bir ses duydum sanki…” dedi.

***

Feride henüz bir gün önce defnedilmişti.

Gelgelelim mezarın başına bağlanan kırmızı kurdele, ertesi sabah ortadan kaybolmuştu.

Tüm olay medyaya yankı bulmuştu. Gece gündüz televizyonlarda bu hikâye yayınlanıyordu. Görevli mezarcı, yapılan röportajda geceyi şöyle anlattı:

“Bir ara mezarlığın çitleri rüzgâr olmadan sallandı. Sonra biri kulağıma ‘ben gitmedim’ diye fısıldadı.

Dönüp baktım… etrafta kimse yoktu.”

***

Olayların ardından aylar geçmişti.

Polis memuru Murat, görev yerinden alınmış, başka bir kasabaya atanmıştı.

Yeni bir ev, yeni bir başlangıç.

Kızı Melis ise aralıklarla Dr. Cihan ile terapilere devam ediyordu.

Bir sabah Melis odasından dışarı çıkmadı.  Annesi içeri girdiğinde, kızı pencere önünde durmuş, dalgınca dışarıyı izliyordu.

Avucunda… bir şeyi sıkıca tutuyordu.

— “Melis, elindeki ne?”

Kız ellerini yavaşça açtı.

Feride’nin kırmızı kurdelesiydi.

***

Bu sırada, Dr. Cihan, Zeynep’in ailesinin eski evinde yeniden araştırma yaparken, bodrum duvarlarının arasında küçük bir oyuk fark etmişti. Orada, tuğlaların arasına sıkıştırılmış, zamana direnmiş bir deftere ulaştı.

Halide’nin günlüğü, yani Zeynep’in annesinin…

Sayfalar arasında şu cümle dikkatini çekti:

“Babam o gece Feride’yi, okuldan kaçtığı için ceza olark bodruma kilitlemişti. Annem duymadı. Ya da karışmak istemedi. Feride o karanlık bodrumdan hep korkardı.  Neyse ki Oyuncağı Zeynep bebek hep onunlaydı.

Sonra gece yatağımda uyurken yeniden bağrışlar duydum, çıplak ayak aşağıya gizlice indiğimde babam Feride’nin başında ağlıyordu. Ferideyse babamın tokadı sonucu düşmüş başını demir masaya çarpmış başından sızan kanla, yerde boynu kırık oyuncak bir bebek gibi öylece yatıyordu. Annem köşede elini ağzına bastırmış nefessiz dona kalmıştı. Ben her şeyi gördüm ama onlar beni görmedi sanıyor.”

Son sayfaysa şunla bitiyordu:

“Korkumdan sesimi çıkaramadım, ama hepsini lanetliyorum.”

***

Dr. Cihan, kurdeleyi görünce Melis’in hâlâ Feride’yle bağlantıda olduğunu anladı. Ancak bu sefer Feride’nin öfkesi değil, yarası kalmıştı. Bir çocuğun susturulmuş hikâyesi gibi, artık sadece anlatılmak istiyordu.

Melis son seanslarında Cihan’a şunları söyledi:

“Beni gömdüler. Ama lanet halen duruyor.

Bu defteri ablamın mezarına bırakın. O zaman tamamlanacak.”

Cihan, Halide’nin, yani Zeynep’in annesinin mezarını biliyordu, cenazesinde bulunmuştu. Ertesi sabah ilk iş götürüp dualar eşliğinde günlüğü mezara gömdü.

O gece rüyasında Zeynep’i ve annesini gördü elele.

Zeynep elinde kırmızı kurdeleyi tutuyordu.

— “Annesine bakıp gülümseyerek artık başka çocuklar gitmeyecek dedi ve kurdeleyi rüzgarın kollarına bırktı?”

Cihan gözleri dolarak başını salladı.

— “Hayır, söz veriyorum.”

***

O günden sonra Melis bir daha Feride’den söz etmedi. Kâbuslar bitti. Okul başarısı yükseldi, yeni okulunda yeni arkadaşlar edindi.

Porselen parçalar ise, karakoldaki kutunun içinde tozlandı. Gece 3’te artık kimse ağlama sesi duymuyor.

“Bedenler susar ama ruhlar asla”

 

 

Etiketler : Bike S. Demirkız öykü
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin 2026 yılında yeniden açılan soruşturma, kapsamını genişleterek devam ediyor.

2 saat önce
OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki devlet okullarında her öğrenciye bir dijital cihaz dağıtılmasıyla başlayan "dijital dönüşüm", beklenenin aksine akademik başarıyı olumsuz etkiliyor.

1 gün önce
SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

Samsunspor Kulübü, şehir ile kulüp arasındaki bağları güçlendirmek ve yeni nesillere Samsunspor sevgisini aşılamak amacıyla başlattığı "Bu Şehrin Çocukları Samsunsporludur" projesinde mutlu sona ulaştı.

1 gün önce
Yorumlar

Other Posts
22.07.2026 - Film Tahlili THE ODYSSEY: Christopher Nolan Homeros’u Yeniden mi Yazdı? 02.07.2026 - ATEŞİ KİM SÖNDÜRÜYOR? 25.06.2026 - Vampirlerin kökeni 14.06.2026 - FİLM TAHLİLİ İFŞA GÜNÜ (DISCLOSURE DAY): HOLLYWOOD’UN YENİ UFO MİTOLOJİSİ Mİ? 07.05.2026 - MELUSINE VE MENORAH (7 kollu Şamdan) 04.05.2026 - Kime Göre, Neye Göre Doğru? — Kuantumun Tokadı 04.05.2026 - Bir Çocuk Kitabından Taşan Gerçeklik: Baron Trump ve Zamanın Kırılması 05.02.2026 - Atlantis Kazandı, Lemurya Kaybetti 27.01.2026 - Parkinson’da Üç Cepheden Umut: İlaç, Hücre ve Gerçekler 27.01.2026 - Gerçek Savaş Nerede? Zihin, Ego ve Kötülük Yanılsaması 25.01.2026 - EŞİK 07.01.2026 - Tarih Yazıyla (mı?) Başlar 31.12.2025 - Uyanmış Olanlara Mektup 25.12.2025 - MÖDRANIHT (ANNELER GECESİ) 25 ARALIK 18.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ BÖLÜM 6,5: Luvice – Sümerce – Türkçe: Tesadüf mü, Derin Hafıza mı? 18.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ BÖLÜM 6: ANADOLU’NUN GİZLİ DAMARI_Luvice, Ural–Altay ve Türkçenin Derin Hafızası 18.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ_BÖLÜM 5: KUTSAL DİLLERİN KAVŞAĞINDA — Sami ve Hint-Avrupa Hatları 17.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ _BÖLÜM 4: Hint-Avrupa Dillerinin Kökeni Peşinde 16.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ_ BÖLÜM 3: Sami Dillerinin Kökeni: Proto-Sami’nin İzinde 15.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ _BÖLÜM 2: Dillerin Atası Var mı? 12.12.2025 - DOSYA: DİLLERİN KÖKENİ BÖLÜM 1: Gizemli Seslerin İzi: Dilin Kökeni 01.12.2025 - THEIA’NIN DÜŞÜŞÜ 20.11.2025 - İNSANIN UNUTTUĞU 12 SARMAL 15.11.2025 - Beşinci Boyutun İnsanları: Yeni Bilincin Eşiğinde 12.11.2025 - Sayıların Fısıltısı: Evrenin Seninle Konuşuyor 10.11.2025 - Evrenin Gizli Kodu: Hermetik Felsefenin Yedi Yasası 05.11.2025 - Kudüs: Kutsal Şehir mi, Yoksa Dünyanın Enerji Kalbi mi? 28.10.2025 - Kutsal Kâse: Tanrısal Bilincin Kapısı 25.10.2025 - Yüksek Farkındalık Çağında Serbest Enerji: İnsanlığın Bir Sonraki Sıçraması 20.10.2025 - Bir An Daha: Ölüleri Yaşatmanın Fotoğrafik Bilimi- Simile-Viventem 16.10.2025 - İlk Dondurulan Adam Yeniden Uyanırsa: Sadece Beden mi, Yoksa Ruh da mı Geri Dönecek? 13.10.2025 - Lyraan’ın Güncesi: Atlas’ın Kalbinden 13.10.2025 - 3I/ATLAS: GERÇEKTEN BİR KUYRUKLU YILDIZ MI, YOKSA KOZMİK BİR MESAJ MI? 07.10.2025 - Atlantisli Yıldız Tohumları Kozmik Rahimden Yankılanan Hatıralar 06.10.2025 - Yıldız Tohumları Gerçek mi? 05.10.2025 - 3 – 6 – 9: Kozmosun Gizli Anahtarı 03.10.2025 - Titreşimin Mimarisi: Om’un Ötesine Uzanan Yol 01.10.2025 - Kendime Öğütler 23.09.2025 - Geçmişi Değiştiren Deney: Kuantumun Tuhaf Zaman Oyunu 22.09.2025 - 500T’de bir Sürahi Nine 19.09.2025 - Astroloji Bilir 16.09.2025 - Cadının Aynasında: Işığın ve Gölgenin Hikâyesi 12.09.2025 - Kaç Adamla Oldun…? 11.09.2025 - Kız kısmı okuyup da ne yapacak? 10.09.2025 - 80 Kilo Daha Hafif 07.09.2025 - Rosalinda – Ahtapot’un gölgesinde Aşk 07.09.2025 - Walter Russell ve Kuantum Çağının Yankısı: Unutulmuş Geleceğin Hatırlanışı 05.09.2025 - Karanlıkta Bir Işık: Fatma ve Çocuk 04.09.2025 - Son Baharda Aşk 03.09.2025 - Eylül’ün Eşiğinde: Işığın ve Gölgelerin Dansı 02.09.2025 - Hatırlamanın Zamanı: Dünya’nın Unutulmuş Hikâyesi 02.09.2025 - Beyaz Cadılar: Işığın Kadim Muhafızları 01.09.2025 - Ayten’in Işıkla Sınavı 30.08.2025 - Evde Misafir Var: Tahliye Planı ve Acil Çıkış Haritası 29.08.2025 - Cenazeye Gitmedim 29.08.2025 - PEGASUS PROJESİ: ZAMANIN PERDELERİNİ ARALAYAN GİZLİ DENEYLER 28.08.2025 - Kozmik Hafıza: Akaşik Kayıtların Kapısını Aralamak 24.08.2025 - Kozmik Gizem: ASKAP J1832-0911 23.08.2025 - 3I/Atlas: Uzaydan Gelen Bir Ziyaretçi mi, Yoksa Kozmik Bir Sondaj Aracı mı? 22.08.2025 - PENCERENİN ARDINDA 17.08.2025 - Fedakârlık Nereye Kadar? 10.08.2025 - Çocuklarıma Hayat Dersleri 09.08.2025 - DUYMAYAN KİM? 03.08.2025 - Kadın Dilinden Anlama Sözlüğü – Damat adayına tavsiyeler 02.08.2025 - Erkek Manifestosu (Bir Anadolu Eri’nin Haykırışı) 29.07.2025 - Dino Mahallede 26.07.2025 - Hijyen Sanatı 23.07.2025 - Bir Şey Yapacaktım ama Ne? 20.07.2025 - Bir Kahve Alır mıydınız? 19.07.2025 - Mırnav’ın Açlık Savaşı 18.07.2025 - Gülbahar Teyze ve Üç Cingöz 17.07.2025 - Cinayet Kulübü 15.07.2025 - Ayın Karanlık Yüzü 14.07.2025 - Porselen Bebek 10.07.2025 - Karga Kardeşliği: Kanat Kanata İntikam 09.07.2025 - Kâmil ve Mahalle Savaşları 29.06.2025 - Son Fırça Darbesi 28.06.2025 - Bir Tutam Sır 26.06.2025 - Selahattin ve Sihirli Hoparlör 23.06.2025 - Karabıyık: Sucuğu kim yedi? 20.06.2025 - VIZBEY’İN BODRUM GÜNLÜKLERİ 19.06.2025 - BEYAZ ATLIYI BEKLERKEN 18.06.2025 - DELİ KİM? 16.06.2025 - Kozmik Dolmuş Günlükleri 3 Stardate-2 Yaş Krizi Galaksisi 14.06.2025 - Orda Bir Köy Var Uzakta 13.06.2025 - ARŞİV 11.06.2025 - Kozmik Dolmuş Günlükleri 2_Kaynanaların Gözü Üzerimde 10.06.2025 - Hayat Ağacı (Tree of Life) 09.06.2025 - Kim Bu Bebek! 07.06.2025 - Kali Yuga’dan Satya Yuga’ya Geçiş: Kozmik Döngüde İnsanlığın Uyanışı: Ezoterik, Kabalistik, Felsefik ve Tasavvufi Perspektiflerden Derinlemesine Bir İnceleme 05.06.2025 - KUTSAL KAN: TOMRİS 05.06.2025 - ERTESİ GÜN 05.06.2025 - UYUYOR GİBİ... 03.06.2025 - GÜNEŞTEN GELEN 02.06.2025 - Yalanın Kızı 30.05.2025 - YENİ BİR ÇAĞIN EŞİĞİNDE 25.05.2025 - 144.000: IŞIĞIN SON SAVAŞI 19.05.2025 - Karanlık Çağ - Deniz Kavimleri (MÖ 1200–800) 15.05.2025 - Gölge Mekân – Seçilmişlerin Kulübü 08.05.2025 - BAY KURT 02.05.2025 - YİTİK EŞİK 30.04.2025 - ADIMI KANLA YAZDIM 30.04.2025 - Kurt Mitolojisi: Kültürler Arası Bir Sembolün İzinde 25.04.2025 - SON DURAK 21.04.2025 - YUVAYA DÖNÜŞ 18.04.2025 - SAKLAMBAÇ 18.04.2025 - Süper Ruh: Evrensel Bilincin Uyanışı 17.04.2025 - LANETLİ YÜZÜK 15.04.2025 - KÖK 14.04.2025 - AYSU VE GÖLGELER KAPISI 11.04.2025 - SİSLERİN İÇİNDEN GELEN 09.04.2025 - ZAMANIN YANKISI 07.04.2025 - Beneath the Endless Waves 07.04.2025 - Arzın Merkezine Bir Bakış: Oyuk Dünya Teorisi 04.04.2025 - İLAHİ DÖNÜŞÜM 31.03.2025 - SAAT 3:12 31.03.2025 - YERALTININ GİZEMLİ DİYARLARI: KADİM MİTOLOJİLERDEN EZOTERİK SIRLARA 25.03.2025 - Sonsuz Dalgaların Altında (Denizkızlarının öyküsü) 25.03.2025 - Ejderhalar: Mitolojiden Gerçekliğe, Kültürler Arasında Bir Yansıma 20.03.2025 - Yıldızların Çocukları – Esmeralda’nın Hikâyesi 20.03.2025 - İSİS:KADİM TANRIÇANIN KÖKENİ VE DÜNYAYA YAYILIMI 15.03.2025 - Kediler, Sfenksler ve Kadim Medeniyetler: Bilim ve Ezoterizmin Kesişimi 10.03.2025 - Kaybolan Halkın Işığı 10.03.2025 - Megalitik Yapılar, Kristal Teknolojisi ve Kozmik Enerji: Atlantis’ten Göbeklitepe’ye Ulaşan İzler 07.03.2025 - Tarih Öncesi Nükleer Savaş: Mitolojiler, Arkeolojik Kanıtlar ve Alternatif Teoriler 04.03.2025 - Kadim Uçan Araçlar ve Gizli Teknolojiler: Vimanalar, Anunnaki ve NASA’nın Derin Uzay Sırları 02.03.2025 - AHİT SANDIĞI: KAYIP MİSTİK TEKNOLOJİ VE SAKLANAN SIRLAR 27.02.2025 - İNSANIN YARATILIŞI: MİTOLOJİ, BİLİM VE DNA’NIN SIRLARI 24.02.2025 - LİLİTH: UNUTULMUŞ TANRIÇADAN ŞEYTANİ DİŞİLE 20.02.2025 - YILAN İNSANLARIN SIRRI: DNA, İNSANIN YARATILIŞI VE EZOTERİK BİLGELİĞİN VE GİZLİ TARİHİN ŞİFRELERİ 17.02.2025 - Nefilimler: Yeryüzüne İnen Tanrılar mı, Uzaylı Hibrit Irk mı? 17.02.2025 - Peygamber Enok: Tanrı’nın Katına Yükselen Peygamber mi, Uzaylılarla Buluşan Bilge mi? 14.02.2025 - HZ. İBRAHİM: TARİH, MİTOLOJİ VE EZOTERİK GELENEKLERİN KESİŞİM NOKTASI 12.02.2025 - Tufan Efsaneleri: Nuh’un Gemisi ve Kadim Hafızanın İzleri 10.02.2025 - Bike’nin Kadim Sırlar Defteri 09.02.2025 - Ruhun Sonsuz Yolculuğu
ad image
ad image