Arama

                                                

Yol, Dua ve Şifa

Yazar Soner Atabek Yazdı: Yol, Dua ve Şifa

19/09/2026 17:09 | Son Güncelleme : 05/11/2026 14:35 | Soner Atabek


Yol, Dua ve Şifa
ad image
ad image

Yol, Dua ve Şifa

Gel biraz dertleşelim seninle... Şöyle karşılıklı oturmuş, sıcak bir kahve yudumluyormuşuz gibi, kalpten kalbe konuşalım.

Etrafına bir baksana; hepimiz delice bir koşuşturmanın içindeyiz. Sabahları uykulu gözlerle yetişmeye çalıştığımız o mesailer, plazalardaki bitmek bilmeyen rekabetler, sosyal medyada birkaç beğeni uğruna büründüğümüz o sahte neşeler... Hep bir şeylerin peşindeyiz, değil mi? Ama ne garip, koştukça yoruluyor, kazandıkça eksiliyoruz. Bir buhranın, derin bir tatminsizliğin tam ortasındayız.

Sence neden böyle oldu? Ben söyleyeyim: Çünkü bizi en zayıf yerimizden yakaladılar. Bir insanı ele geçirmek, ona zor kullanmakla başlamaz ki... Onun vazgeçemediği şeyi bulmakla başlar. Para, makam, takdir edilme arzusu, o hiç bitmeyen gelecek korkusu, intikam ya da körü körü bağlandığımız aşklar... Şu hayatta hangisine en çok bağlandıysan, bil ki en büyük prangan da odur. Kartvizitlerimiz büyüdükçe ruhumuzun daralması, cüzdanlarımız doldukça içimizdeki o dipsiz kuyunun derinleşmesi bundandır.

Bak, asırlar öncesinden ruhumuza dokunan Gautama Buddha tam da bu yaraya parmak basıyor:

"Acı, arzudan doğar. Tutkulardan vazgeçtiğin an, en büyük güç ve özgürlük senindir."

Peki, bu çıkmazın, bu ruh daralmasının şifası nerede? İlacı aslında çok uzakta aramaya gerek yok; kalbimizin tam içinde, unuttuğumuz o güven duygusunda. İnsan Rabbine gerçekten güvendikçe, henüz o çok istediği şeye kavuşmadan da mutlu olabileceğini öğreniyor. O an fark ediyorsun ki gerçek mutluluk, varılacak o lüks menzilde, o zirve koltuğunda değil; güvenle yürüyebildiğin yolun ta kendisinde. Çünkü huzur, hep daha fazlasını elde ettiğin sonucun içinde değil; kadere teslimiyetin o sıcacık kollarındadır.

Bak, Kur'ân-ı Kerim her gün binbir kaygıyla sarsılan kalbimize nasıl bir şifa üflüyor:

“Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra'd Suresi, 28)

Biz hep mutluluğu "bir sonraki" istasyonda arıyoruz. "Şu okul bitsin, şu kadar maaşım olsun, şu evi alayım, o zaman mutlu olacağım" diyoruz. Hayat biter, o "o zaman" hiç gelmez. Oysa kim dua ederse, mutluluğu öyle uzak ve belirsiz bir gelecekte aramaz. Onu daha yolun üzerinde, tam da "şimdi" bulur. Çünkü dua, sadece bir dilek listesi verip sonucu beklemek değildir sevgili dostum; dua, yürürken kalbini O’nun huzuruyla doldurmaktır. Yalnız olmadığını bilmektir.

Hani geceleri uykunu kaçıran, "Yarın ne olacağım?" dedirten o hırsların var ya... Hz. İsa (a.s.) sanki bugün seninle konuşuyormuş gibi ne güzel fısıldıyor kulağımıza:

"Yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter."

Modern zamanların o baş döndüren hızına karşı Osho da aynı ilacı önümüze koyuyor aslında:

"Yolculuğun kendisi hedeftir. Varılacak bir yer yok, sadece kutlanacak bir an var."

Bu ilacı ruhuna bir kez içirdiğinde, içinde mucizevi bir şey olmaya başlayacak. Bakışın genişleyecek. O zaman o her gün canını sıkan iş yeri dedikoduları, Linkedln’deki o sahte övgü yarışları, küçük hesaplar, makam kavgaları sana o kadar yabancı, o kadar boş gelecek ki... Çünkü insanın ufku büyüdükçe, eskiden hayatın merkezi sandığı o devasa dertler gözünde küçülür, erir gider. Şuurun yükseldikçe artık ilgilendiğin şeyler değişir. Bir zamanlar zihnini felç eden o anlamsız kavgalar artık seni yormaya başlar. Neden biliyor musun? Çünkü kalp, daha büyük hakikatlere, sonsuzluğa yöneldiğinde artık dünyanın o daracık kalıplarına sığamaz.

Büyük mutasavvıf İbn-i Arabî, kalbin bu muazzam genişliğini ne güzel anlatır:

"Kalbim her surete bürünme yeteneğine sahip oldu: Ceylanların otlağı, rahiplerin manastırı, putların tapınağı ve Kabe..."

Sonsuz deryaları tatmış bir ruh, bir makam koltuğu için başkalarının üstüne basar mı hiç? Bak, koca şair Fuzûlî de dünyayı yutmak isteyen ama ruhu hep aç kalan insana gerçeği nasıl gösteriyor:

"Cihan bağında insan bir şecerdir, meyvesi irfan, Gönül mülkünü mamur eyleyen, dünyayı terk eyler."

Belki fark etmişsindir; insan olgunlaştıkça, içsel buhranlarını teslimiyetle aştıkça biraz yalnızlaşıyor. Pek çok konuda kabuğuna çekiliyor, insanlardan uzaklaşıyor, daha az konuşuyor. Seni böyle görenler "kibirli" diyebilir, aldırma. Bu daralma kibirden değil; gözlerinin artık o ucuz vitrinlere, ekran sahteliklerine değil, başka bir ufka, kalıcı olana alışmış olmasındandır.

Hani Hz. Musa (a.s.) Tur Dağı’na çıkıp o ilahi kelamı duyduğunda, aşağıda kalan kavminin altın buzağı (yani para ve güç) peşindeki kavgalarını görünce ne kadar üzülmüştü... Dünyanın bu geçici bir illüzyon olduğunu anlayan insanın, artık bu hırslarla davası biter.

Sözü, kalbimizi ferahlatacak o büyük deha Farabi’nin cümlesiyle bağlayalım istersen:

"Erdemlerin en büyüğü, insanın kendi zihnini ve ruhunu en yüksek hakikate ulaştırmasıdır. Bu mertebeye ulaşan unvanlara, alkışlara ve küçük menfaatlere ihtiyaç duymaz."

İşte böyle dostum... İlaç elimizde. Adına dünya denen bu gürültülü panayırda kaybolmak istemiyorsan; hırsı, doymak bilmeyen arzuları o gürültünün içinde bırak. Yönünü Yaradan’a dön, duana tutun ve kaderine güvenle teslim ol. Huzur tam da o teslimiyetin başladığı yerde seni bekliyor.

"Dünya ne kadar gürültülü olursa olsun; insan, hırslarını kıyıya bıraktığı an kendi içindeki o derin sessizliği ve asıl zenginliği bulur. Unutma; menzil bir illüzyondur, şifa ise sadece yoldadır."

 Yazar Soner Atabek

soneratabek@bilgigazetesi.org

Etiketler : SonerAtabek Yazar SonDakika KöşeYazısı Haber Haberler Makale Eğitim
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

22 saat önce
Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının batı kesimlerden başlayarak hissedilir derecede düşeceğini açıkladı.

22 saat önce
Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Yeni Zelanda’nın 2025/2026 sezonu süt üretimi verilerine ilişkin kapsamlı bir analiz paylaştı.

22 saat önce
Yorumlar

Other Posts
23.10.2026 - Bütün Yollar Nereye Çıkıyor? 10.10.2026 - Tüm Kapılar Kapandığında Açılan O Tek Yol 26.09.2026 - Yorulmadın mı Her Şeyle Savaşmaktan? 19.09.2026 - Yol, Dua ve Şifa 13.09.2026 - Kendinden Kaçarken Kendine Varmak 29.08.2026 - Sahip Olduklarımızın Sahibi Midir İrademiz? 22.08.2026 - Kazandım Derken Ne Bıraktın Arkanda? 15.08.2026 - Kendi Kendine Geç Kalma 01.08.2026 - Kapılar Kapandığında Kimsin? 25.07.2026 - Kendi Yalnızlığına Hoş Geldin 18.07.2026 - Kapı Aslında Hiç Kapanmadı: Modern Zamanlarda Hakikate Uyanmak 11.07.2026 - İÇİNDEKİ SULTAN 04.07.2026 - İçerideki Kapıları Kapatmak: En Büyük Özgürlük 27.06.2026 - Hakikatin Soğuk Çıplaklığı: Bizi Ayakta Tutan O Sancılı Bağ 19.06.2026 - Kalabalıktan Uzak, Hakikate Yakın 13.06.2026 - Büyük Kapılardan Önce Geçilen Dar Yollar 06.06.2026 - Görünmeyen Güven ve Kalbin Evi 30.05.2026 - Ruhun Özgürlük Yürüyüşü 23.05.2026 - Karakteri Hür Olanı Hangi Korkuyla Yeneceksiniz? 16.05.2026 - Zamanın Sessiz Bilgisi ve Kaderle Yeniden Tanışmak 09.05.2026 - Korku Panayırında Uyanmak 01.05.2026 - Kaderin Kapısını Kalbiyle Çalanlar 06.02.2026 - Kaybederken Kendini Bulmak: En Güzel Yenilgi 24.01.2026 - Aynadaki Yüzümüz 09.01.2026 - Asanın Kırıldığı Yer 26.12.2025 - Aidiyetin Sessiz Çöküşü 06.12.2025 - Büyük Davaların Yuttuğu Vicdan 07.11.2025 - Kul Olanın Boyun Eğmezliği 26.10.2025 - AH BURSAM... GÖNLÜMÜN YARASI 17.10.2025 - Bizi Bize Bırakmıyorlar 03.10.2025 - Hani O Efendi, Namuslu Ülke Nerede? 24.09.2025 - Hizmetkâr Olması Gerekenler Efendi Oldu! 13.09.2025 - Vicdanın Enkazı 07.09.2025 - Kötülüğün Sıradanlığına Alışmak: Vicdanımız Nereye Gidiyor? 03.09.2025 - Ateş Çemberinin Kenarında 24.08.2025 - Liyakatsizliğin Acı Faturası 15.08.2025 - Kalbimiz Neden Sustu? 07.08.2025 - Kendimize Söylediğimiz Yalanlar 27.07.2025 - Hayat Filminde Sen Yönetmensin 22.07.2025 - Yaşamak Diye Bir Korku Var İçimizde... 12.07.2025 - Hayatımın En Zor Yazısı... 23.06.2025 - Uygarlığın Kanlı Çelişkisi 12.06.2025 - Suskunluğun Ferhanesi 31.05.2025 - Kötülere İyi Demenin Bedeli 25.05.2025 - Koltuk Mu İnsan Mı? Masanın İki Yüzü ve Onur Sınavı 21.05.2025 - Allah Bizi Duyuyor mu? Kalbin Sessiz Çığlıkları 17.05.2025 - Kalbi Kırık Aynalar: Kaybolan Güvenin Gölgesinde 09.05.2025 - Cenneti Cehennemde Aramak! 02.05.2025 - Yorgun Kalplerin Sessiz Çığlığı 25.04.2025 - Kalplerimiz Neden Çoraklaştı? 16.04.2025 - Ödünç Alınan Hayatlar 21.02.2025 - İyilerin Kenarda Kaldığı Türkiye 05.01.2025 - Sahte Dünya Oyunları 24.11.2024 - Asla Düşünme! 01.11.2024 - "Eğitim Sistemimiz: Bizi Hangi Hayvana Benzetiyor?" 17.10.2024 - Vur Vatandaşın Sırtına! 21.09.2024 - Gerçekten Din Kardeşi miyiz? 12.09.2024 - Bize Ne Oluyor? 24.08.2024 - Biz neden bu kadar beceriksiziz? 08.08.2024 - Öfkeli insanlar ülkesi! 18.07.2024 - Kaosu Ve Ölümü Kim Çağırıyor? 11.07.2024 - Çürümenin sonu hep aynıdır, yok olmaya mahkûmdur! 02.06.2024 - Harese 17.05.2024 - Bu Ülkeye Ne Oldu Böyle? 10.05.2024 - Kimse Unutamaz! 23.04.2024 - Türkiye'nin Trajikomik Hayatı 13.04.2024 - Çocuklarımızı Kim Ateşin İçine Atıyor? 04.04.2024 - Neden Öldürüyoruz? 24.03.2024 - Türkiye Yorgun mu? 15.03.2024 - ‘’İncinmişsin’’Dedi 09.03.2024 - Değerlerini Kaybeden Bir Toplum 17.02.2024 - DIŞ GÜÇLER 12.02.2024 - Aydınlık ile karanlığın kavgası 11.02.2024 - UMUTLA BAK 11.02.2024 - ÜLKEMİ ÖZLÜYORUM 11.02.2024 - SÜRÜDEN AYRILMAK 11.02.2024 - KÖLELERE İYİ DAVRANIN 11.02.2024 - İŞİ EHLİNE VERMEK 11.02.2024 - ÇAĞDAŞ KÖLELİK 11.02.2024 - BU YOL BİZİ KAVGAYA GÖTÜRÜR 11.02.2024 - BEN NE YAPIYORUM 11.02.2024 - BEN NE DERSEM O 11.02.2024 - BEDELİNİ ÖDEYENLER 11.02.2024 - AH BURSAM AH!
ad image
ad image