Arama

                                                

YOL VE AZIK

Sümeyye Öztaş

28/08/2026 17:25 | Son Güncelleme : 16/09/2026 15:55 | Sümeyye Öztaş


YOL VE AZIK
ad image
ad image

YOL VE AZIK

Menzile Taşınanlar

Yola çıkan insan çoğu zaman yanına çok şey alır. Lazım olur diye biriktirdikleri, vazgeçilmez sandıkları, onsuz yürüyemeyeceğini düşündükleri…

Fakat yolun kıvrımları arttıkça ve yolcu yolun çetinliğiyle baş başa kaldıkça yanına aldığı şeylerin aslında yük olduğunu anlamaya başlar. Yüklerin her biri başka yönüyle ağırdır. Bazısı sırtta taşınır, bazısı gönülde ağırlık olur. Bazısı boğazda düğüm; bazısı dilde suskunluk olur.

İnsan bunları taşımaya devam ettikçe yol uzar, omuzlar çöker, nefes daralır; bakış bulanır. İlk başta onu çok zorlamayan yükler, zaman da üstüne ağırlığını attıkça taşınmaz hâle gelir. İki büklüm adım atmaya çalışan insan artık yükleri sırtından atma zamanı geldiğini anlar.

Bu yüzden yol, yolcuya önce bırakmayı öğretir. Fakat yolculuğun hikmeti yalnızca yüklerden kurtulmak değildir. Çünkü insan her şeyi bırakarak yürüyemez. Yol boşalmayı istediği kadar dolmayı da ister. Yükler bırakıldıkça heybede yer açılır. Lazım olmayanlar atıldıkça ihtiyaçlar kendini gösterir. İşte burada insanın karşısına başka bir soru çıkar:

‘’Bu boşalan yere ne koyacağım?’’

Çünkü menzile sadece hafiflemiş olarak da varılmaz. Menzile aynı zamanda azıkla varılır. Azık yolun ve yolcunun en gerekli varlığıdır.

Uzun yolların azığı sabırdır.

Sabır çoğu zaman yanlış anlaşılır. İnsan onu durup beklemek zanneder. Oysa sabır, beklerken dağılmamak, ümidi ekmeğine katık yapmaktır. Yağmurun gecikmesine rağmen tohumu toprağa küstürmemektir. Yol uzadığında yönünü ve niyetini kaybetmeden yürüyebilmektir. Çünkü bazı menziller acele edenlere değil, beklemeyi bilenlere açılır. Sabırla yürüyene dağlar bile kolay aşılır.

Ayağı yolda sabit tutan azık sebattır.

Birçok insan yola çıkabilir; fakat herkes yolda kalamaz. İlk heyecan geçtikten, ilk zorluklar ortaya çıktıktan sonra insanı yürütmeye devam eden şey sebat olur. Sebat, aynı hakikate her gün yeni bir güçle yönelmektir. Yorulsa da vazgeçmemek, düştüğünde ayağa kalkabilmektir. Her dem yeniden başlama cesaretini kendinde bulabilmektir. Çünkü menzile ulaşanları çoğu zaman hızları değil, yolda kalabilme iradeleri taşır.

Gecenin koyu karanlığında insana kandil olan azık tevekküldür.

İnsan her yolu önceden göremez. Bazen önündeki birkaç adımdan fazlası karanlıkta kalır. İşte tevekkül, görülmeyen kısmın korkusuna teslim olmamaktır. Çünkü insan yolun tamamını değil; yalnızca kendisine düşen adımı taşımakla mükelleftir. Tevekkül, insana düşeni yaptıktan sonra geri kalanını yolun sahibine emanet edebilmektir.

Yolun inişine de yokuşuna da razı olabilmek rızadır.

İnsan çoğu zaman yolunun düz olmasını ister. Yokuşa talip olur; ama önüne bir uçurumun çıkmasına razı olmaz. İnişler, uçurumlar, engebelerden şikâyet eder. Oysa yol sadece istediğimiz duraklardan oluşmaz. Rıza, hayatın her hâlini sevmek değil; her hâlin içinde sonsuz bir hikmet olabileceğini kabul etmektir. Gönlün olanla ve olacakla kavga etmeyi bırakması; anda huzur bulmasıdır. Dikenin de gülün de aynı bahçenin parçası olduğunu idrak edebilmektir.

İnsanı kendine yük olmaktan kurtaran azık tevazudur.

Kibir insanı olduğundan daha büyük gösterirken; tevazu ise insana nereden geldiğini ve nereye gideceğini hatırlatır. Toprağın üzerinde yürüdüğünü, toprağa döneceğini ve her nimetin taşınması gereken emanet olduğunu fısıldar. Böylece tevazu insana hafiflik veren bir sükûnet olur. Yüksekliğin yükünden insan ancak tevazu ile kurtulur.

Kalbi katılaşmaktan koruyan azık merhamettir.

Yol yalnızca insanın tek başına yürüdüğü bir yer değildir. Karşısına yaralı insanlar, eksikliği olan ruhlar ve hataya meyyal insanlar çıkar. Merhamet, onların kusurlarına değil; insan oluşlarına bakabilmektir. Çünkü merhamet başkasını iyileştirmeden önce insanın kendi kalbini yumuşatır. Merhamet çoğu zaman dokunduğu kişiden önce sahibini güzelleştirir.

Elindekini fark ettiren azık şükürdür.

Şükür nimetin artmasından ziyade fark edilmesidir. İnsan çoğu zaman olmayanın peşinde ömrünü heba ederken, sahip olduklarını göremez. Oysa şükür, gözü eksikten ve başkasının fazlasından çekip elde olana çevirmektir. Nimetin büyüklüğünü değil, vereni hatırlayabilmektir. Her nefes alış verişte hayatı bağışlayana minnettar olabilmektir.

Yolcunun yalnızlığını hafifleten azık duadır.

İnsan her yolu bir yoldaşla yürüyemez. Bazı menziller vardır ki insan kalabalıkların ortasında bile kendini yalnız hisseder. İşte dua, yolcunun görünmeyen yoldaşı olur. İnsan konuşacak, derdini dökecek, hâliyle hâldaş olacak kimse bulamadığında içini dökecek bir kapı bulur onda. Sığınacak bir yuva olur insana dua. Yalnızca istemek değildir dua; yönelmektir. Gücünün yetmediği yerde başını semaya çevirebilmektir. Acizliğini fark edip güçlü olanın merhametiyle gönle su serpmektir. Çünkü bazı yollar ayakla yürünür; bazı yollar ise duayla aşılır.

Yol arkadaşlığını mümkün kılan azık hoşgörüdür.

Her yolcu aynı hızda yürümez. Herkes aynı yerden bakmaz hayata. Hoşgörü, farklılıkları yok etmeye çalışmak değil; onlarla birlikte yürüyebilmektir. İnsanları bir kalıba sığdırmaya çalışmadan kabul edebilmektir. Çünkü yolları güzelleştiren şey yalnızca manzara değil, yol arkadaşlarıdır. Hoşgörü, herkesin aynı menzile aynı yoldan gitmeyeceğini kabul edebilmektir.

İnsanın kendi zincirlerini çözmesini sağlayan azık ise affetmektir.

Affetmek olanı yok saymak değildir. Yaşananı inkâr etmek de değildir. Affetmek, geçmişin elindeki anahtarı geri almaktır. Kalbi yıllarca aynı yaranın etrafında dolandırmaktan vazgeçmektir. Çünkü affedilmeyen her kırgınlık biraz daha yük olur; affedilen her kırgınlık ise yolcunun omzundan sessizce iner. Böylece menzile sükûnetle varılır.

Bu azıkların hiçbiri insanı yolun dışına çıkarmaz. Aksine yolun sertliğini yumuşatır.

Çünkü bazı insanlar aynı yollardan geçer; fakat aynı şekilde yürüyemez.

Kimisi elindeki yükler yüzünden yorulur.

Kimisi yanındaki azıklar sayesinde güç bulur.

Çünkü yol, insanı taşıdıklarıyla imtihan eder. Ve çoğu zaman menzile varanlar, en çok yük toplayanlar değil; en doğru azığı seçenlerdir.

Yolun sonunda insan şunu anlar:

Mesele ne kadar şey taşıdığı değildir. Mesele neyi taşıdığıdır.

Nice ağır yükler vardır ki insanı olduğu yerde bırakır.

Nice hafif azıklar vardır ki insanı menziline ulaştırır.

Yolun başında heybesi doludur.

Yolun sonunda ise daha az şey taşır.

Fakat menzile yaklaştıkça fark eder ki yükü azalmış, azığı çoğalmıştır. Çünkü hikmet, yolda her şeyi toplamakta değil; neyi bırakacağını ve neyi yanında taşıyacağını öğrenmektedir.

Ve bütün bu azıkları kıymetli kılan şey, onları gösteriş için değil; hakikat için taşıyabilmektir.

Yol boyunca yüklerden arınırken azığını da eksiltmeden yürüyebilmek dileğiyle…

Sümeyye Öztaş

Etiketler : Yol ve Azık Menzile Taşınanlar sabır-sebat tevazu-rıza şükür-dua hoşgörü-affetmek deneme Bilgi Gazetesi Sümeyye Öztaş
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin 2026 yılında yeniden açılan soruşturma, kapsamını genişleterek devam ediyor.

11 dakika önce
OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki devlet okullarında her öğrenciye bir dijital cihaz dağıtılmasıyla başlayan "dijital dönüşüm", beklenenin aksine akademik başarıyı olumsuz etkiliyor.

22 saat önce
SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

Samsunspor Kulübü, şehir ile kulüp arasındaki bağları güçlendirmek ve yeni nesillere Samsunspor sevgisini aşılamak amacıyla başlattığı "Bu Şehrin Çocukları Samsunsporludur" projesinde mutlu sona ulaştı.

22 saat önce
Yorumlar

Other Posts
11.09.2026 - YOL VE GÖLGE 04.09.2026 - YOL VE YAREN 28.08.2026 - YOL VE AZIK 21.08.2026 - YOL VE BEKLENTİ 14.08.2026 - YOL VE KONTROL 07.08.2026 - YOL VE ÖFFFKE 31.07.2026 - YOL VE ACELE 24.07.2026 - YOL VE YÜK-SEKLİK 17.07.2026 - YOL VE YÜK 10.07.2026 - YOL VE RÜZGÂR 03.07.2026 - YOL VE YOLCU 26.06.2026 - EŞİĞİN ÖTESİ 19.06.2026 - GECİKMENİN RAHMETİ 12.06.2026 - ASKIDA KALMAK 05.06.2026 - ZAMANIN KIYISINDA 29.05.2026 - UÇURTMAYA KÜSMEK 22.05.2026 - SEN UÇUŞU HATIRLA 15.05.2026 - KUTSAL ARAYIŞ 08.05.2026 - KENDİ OLMA CESARETİ 06.02.2026 - KI-RIL-MA 30.01.2026 - BALTANIN DEĞDİĞİ YER 23.01.2026 - HİÇ 16.01.2026 - HZ. İNSAN 09.01.2026 - ALGI KAFESİ 02.01.2026 - DAMLANIN SADAKATİ 26.12.2025 - AFTAN ÖTE: FAİLİN SİLİNDİĞİ YER 19.12.2025 - NOKSAN DA OLUR 12.12.2025 - ÖZE YOLCULUK 05.12.2025 - KOŞMADAN VARMAK 28.11.2025 - KABUĞUN ÇATLADIĞI YER 21.11.2025 - İNCİNME ÂŞIK 14.11.2025 - KADERİN DANTELASI 07.11.2025 - TEVEKKÜL VE ‘’BU BÖYLEDİR’’ KONFORU 31.10.2025 - YOL AYRIMI 24.10.2025 - EL DEĞMEMİŞ SEVDALAR 17.10.2025 - ARAYIŞ VE İÇİMİZDEKİ PUTLARI KIRMAK 10.10.2025 - YA TAHAMMÜL YA SABIR 03.10.2025 - YETİM KALMIŞ DUYGULAR 26.09.2025 - Nefsin Uzun Soluklu Yolu 19.09.2025 - AŞKIN ELİNDEN 12.09.2025 - YAZININ TANIKLIĞI 04.09.2025 - YALNIZLIKLA BARIŞMAK 20.08.2025 - YARIM KALANLAR 27.12.2024 - ASLA DÜŞÜNME! 21.09.2024 - SÖZÜN BÜYÜSÜ 12.09.2024 - En ‘’NARİN’’ Yerimizden Kırdılar 25.08.2024 - YAŞAMAK SANCISI 09.03.2024 - SU KASİDESİ'NDEN SEÇME BEYİTLER 17.02.2024 - İÇİMDEKİ GURBET 12.02.2024 - BİR NEFES SIHHAT 11.02.2024 - ZAMANIN ÇARKLARI 11.02.2024 - UMUDA TUTUNMAK 11.02.2024 - YİTİK MONA’YA AĞIT 11.02.2024 - SEVGİ İKLİMİNİN NEVBAHARI 11.02.2024 - KÖR KUYU 11.02.2024 - KOR ATEŞ 11.02.2024 - GÖNÜL ŞAİRİ
ad image
ad image