Arama

                                                

YOL VE ÖFFFKE

Sümeyye Öztaş

07/08/2026 18:48 | Son Güncelleme : 05/11/2026 19:58 | Sümeyye Öztaş


YOL VE ÖFFFKE
ad image
ad image

 

YOL VE ÖFFFKE

İçte Yanan Ateş

İnsan yola revan olduğunda, yalnızca sırtındaki yüklerle değil; içinde taşıdığı ateşle de yürür. Kimi zaman bu ateş fark edilmez. Sessiz bir kor gibi içten içe yanmaya devam eder. Kimi zaman ise alev alır; yakar, yıkar, yönünü şaşırtır. Geriye sadece külünü bırakır. İşte öfke, insanın içinde taşıdığı bu ateşin adıdır.

Her ateş gibi öfke de tek bir hâlde kalmaz. Bazen sönmeye yüz tutmuş közdür; dokunulmasa bile içte yanmaya devam eder. Bazen küçük bir kıvılcımdır; rüzgâr bulduğu anda büyür. Bazen de önüne çıkan her şeyi yok eden bir yangına dönüşür.

İnsan çoğu zaman öfkesini dışarıdan gelen bir şey zanneder. Sanki biri onu kızdırmış, bir olay onu yakmış, bir söz onu tutuşturmuştur. Oysa öfke çoğu zaman dışarıdan gelmez. Sadece içeride bekleyen ateşe temas eder.

Çünkü insan, en çok dokunulan yerinden yanar.

İnsanı taşıran şey yaşadığı son olay değildir. Öfke anlık bir tepkiden değil birikmiş bir hikâyeden meydana gelir. Bastırdığı duygular içten içe ağırlaşır. İnsan her şeyi sonuna kadar içinde tutabileceğini sanır. Fakat içte biriken her duygu, çoğalmaya devam eder ve bir tortu bırakır. Tıpkı ateş üstünde unutulmuş tencere gibi… İçten içe kaynar, yoğunlaşır. Ve bazen tek bir damla, hepsini taşırmaya yeter. Bu yüzden insanın tepkisi en son söze, olaya ya da duruma değildir; biriken bütün sessizliklerin acısını o son damlada çıkarır.

Tasavvuf ehline göre öfke, nefsin en hararetli yansımalarından biridir. Nefis, kendini merkeze almak isteyen bir yapıdır. İstediği olmadığı zaman ise ateşe sarılır. Bu yüzden öfke çoğu zaman bir karşı koyma hâlidir. Kabullenmeyen nefsin o hararetle ortalığı ateşe vermesidir. Olana değil, olmasını istediğine tutunup, ona yapışan nefsin iç çırpınışıdır.

İnsan öfkelendiğinde kendini güçlü olarak vehmeder. Yüksek sesini, coşup taşmayı ve haddini aşmayı bir kudret zanneder. Oysa hakiki güç dizginleri nefsin eline vermekte değil; içindeki taşkınlığa dur diyebilmektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurduğu gibi:

‘’Gerçek pehlivan, güreşte rakibini yenen değil; öfke anında nefsine hâkim olabilendir.’’ Çünkü aslında insanın asıl savaşı nefsiyle olandır.

İnsan ‘’neden böyle oldu?’’ diye sormaz da ‘’neden istediğim gibi olmadı?’’ diye yanar. İşte kor olan ateş tam da burada harlanır. Oysa hakikat, insanın arzusuna göre eğilip bükülmez. İnsan hakikate yaklaşmak için eğilmedikçe, içindeki ateş sönmez.

Öfke, çoğu zaman içteki kırılmış yerden sızan ateştir. Duyulmayan bir sözün, görülmeyen bir emeğin, anlaşılmayan bir hâlin içte birikmesidir. İnsan anlatamadığı şeyleri içinde tutar; içinde tuttukları zamanla harlanır ve sonunda öfkeye dönüşür. İşte insanın içinde büyüttüğü her öfke, ateşin tabiatını taşır.

Ateş de böyledir. Yerinde olduğunda ısıtır, aydınlatır, hayatı kolaylaştırır. Ama sınırını aştığında yakar, yıkar, geriye sadece küllerini bırakır.

İnsan öfkesini tanımadığında ve onun yol açabileceği durumları fark edemediğinde ateş onun yolunu aydınlatmaz; sadece yolunu karartır.

Çünkü ateşin gölgesi olmaz. İnsanın içi yandığında dışarıyı göremez. Öfke anında bakışı bulanır. Haklılık duygusuyla nefsi kabarır. Böylece nazarında hakikat küçülür; kendi gördüğünü tek gerçek zanneder. Artık karşısındakini değil; kendi zihnindeki sureti görmeye başlar. Oysa o anda gördüğü şey, hakikat değil; nefsin ateşle sarmaş dolaş olmuş hâlidir.

Ve insan o hâliyle yürümeye devam edemez; yalnızca yerinde sayar.

Çünkü öfke, insanı bulunduğu ana değil; çoğu zaman geçmişe bağlar. Eski bir kırgınlığa, eski bir incinmeye, kapanmamış bir yaraya. İnsan o anı yaşamaz; geçmişin karanlıklarında takılı kalmış bir duygusunu tekrar eder. Zihinde devam eden bu hesaplaşma hâli içte kin birikmesine sebebiyet verir. Bu da yeniden öfkeye neden olur. Böylece bir kısır döngünün kucağında ne yapacağını bilemez insan. O anı yaşayamayan insan öfkesiyle, en sıcak yükü sırtlanmaya devam eder.

Bu yüzden öfke, yolda taşınması en zor yüklerden biridir. Çünkü diğer yükler gibi omuzda durmaz. İnsanı dışarıdan değil, en içerden tüketir.

Fakat öfke tamamen yok edilmesi gereken bir şey de değildir. Çünkü öfke, doğru yerde tutulduğunda insana yol da gösterebilir. Haksızlığa karşı bir duruş olabilir. Nefsin taşkınlıklarına karşı bir uyanış da olabilir. Adaletin terazisini dengeleyen bir hassasiyet olabilir.

Mesele, ateşi söndürmek değil; onu terbiye etmektir. Nitekim terbiyeden geçmemiş bir ateş yakar; terbiye edilmiş ateş ise pişirir, olgunlaştırır.

İnsan öfkesini tanıdığında, onun altında yatan asıl duyguyu da görmeye başlar. Kırgınlığını, korkusunu, acziyetini…

İşte o an, nefsin sesi azalır; kalbin sesine yer açılır. Kalp duyuldukça, ateş yön değiştirir. Yakmaktan vazgeçer, ısıtmaya başlar. Ayetin ifadesiyle artık gönülde başka bir teslimiyet belirir:

‘’O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler.’’ (Al-i İmran, 134)

İnsan öfkesinin üstünü örtmeye çalıştığında değil; onu anlayabildiğinde dönüşmeye başlar. Çünkü bastırılan ateş sönmez; sadece derine iner. Ve zamanı geldiğinde daha büyük bir alevle geri döner. Yıllarca içte biriken mağmanın volkanlarını salması gibi…

Ateş yalnızca öfkenin değil, insan içindeki pek çok hâlin de suretidir.

Kimi kibriyle tutuşur; tıpkı kendini üstün tuttuğu varlığa secde etmeyi kendine yediremeyen şeytan gibi…

Kimi gücüyle yanar; Nemrut misali ateşi harladıkça kendini daha kudretli sayar. Öfkesinden ve hükmetme arzusundan tutuşturur ateşi…

Kimi de o harlanan ateşe İbrahim misali teslimiyetle yürür…

Ateş aynı ateştir belki, ama insanın içindeki hâl onun neyi yakacağını belirler.

Öfke sadece yakmaz; zamanla insanın içini de sertleştirir. İnsan içte öfkeyi büyütmeye devam ettikçe kalbi de bundan nasibini alır ve katılaşmaya başlar. Çünkü sürekli hararetle hemhal olan gönül bir süre sonra sükûnetin dinginliğini unutur. Şefkat azalır, tahammül daralır, insan kendi öfkesinin katılığından başkasını göremez hale gelir. Bu yüzden denilir ki: ‘’Öfke gelir göz kararır; öfke gider öz kararır.’’ İnsan bazen bir anlık öfkenin hararetiyle yalnızca karşısındakini değil; kendi içindeki yumuşaklığı da ateşe verir.

Öfke geçtiğinde geriye çoğu zaman ateşten arda kalan bir küldür. İnsan hararet anında sarf ettiği sözlerin, kırdığı kalplerin, savurduğu sert bakışların içinden sessizce geçmeye başlar. Ateş diner; ama geride kesif bir is kokusu kalır. Çünkü atılan okun geri dönmediği gibi söylenen söz de menzile erince dönüşü olmaz. Bazı kırılışlar tamir edilmeye çalışılsa da derin bir iz bırakır geride. İnsan o an anlar: Bir anlık öfkeyle ateşe verdiği şey, uzun yıllar emekle kurduğu bir gönüldür. Bu yüzden öfke sadece anı değil; sonrasında yaşanacak pişmanlığı da büyütür. Ve insana taşınması ağır bir yük daha ekler.

Ama idrak edilen ateş, sahibini yakmaz. İnsan kendi ateşini tanımaya başladığında, artık onun esiri olmaktan da kurtulur.

Yol, insanı sadece yürütmez; aynı zamanda içteki ateşi terbiye eder. İnsan yürüdükçe fark eder ki, asıl mesele ateşi yok etmek değildir. Onunla yanmadan durabilmektir. Bu da ancak kendi ateşini tanımakla mümkündür.

Bir gün dönüp baktığında şunu anlar:

Onu yoran şey yolun zorluğu değil; içinde taşıdığı ve yönünü bilmediği ateştir.

Ve insan, o ateşi tanımayı öğrendiğinde… Artık neyi yakacağını değil, neyi ısıtacağını bilir.

İçindeki ateşini tanıyıp, yanmadan ve yakmadan yolda serin ve selametle yürüyebilmek dileğiyle…

Sümeyye Öztaş

Etiketler : deneme Bilgi Gazetesi Sümeyye Öztaş Yol ve Öfffke ateş Hz. Muhammed (s.a.v) nefis
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 2026 ABD ara seçim sonuçlarını tarım ekonomisi ve kırsal seçmen dinamikleri üzerinden analiz etti.

3 saat önce
Fenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı

Fenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Fenerbahçe, iki kez geriye düştüğü karşılaşmada İngiliz devi Liverpool'u 3-2 mağlup ederek unutulmaz bir geri dönüşe imza attı. Sarı-lacivertlilerin bu tarihi zaferi, başta İngiltere olmak üzere İspanya ve İtalya basınında geniş yankı buldu.

4 saat önce
SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

1 gün önce
Yorumlar

Other Posts
06.11.2026 - KENDİNDEN KAÇARKEN KENDİNE YAKLAŞMAK 30.10.2026 - YOLUMUZ GURBETE DÜŞTÜ 23.10.2026 - YOL VE VUSLAT 16.10.2026 - YOL VE MENZİL 09.10.2026 - YOL VE HİKÂYE 02.10.2026 - YOL VE İSTİKAMET 25.09.2026 - YOL VE KÖR NOKTA 18.09.2026 - YOL VE ÇİLE 11.09.2026 - YOL VE GÖLGE 04.09.2026 - YOL VE YAREN 28.08.2026 - YOL VE AZIK 21.08.2026 - YOL VE BEKLENTİ 14.08.2026 - YOL VE KONTROL 07.08.2026 - YOL VE ÖFFFKE 31.07.2026 - YOL VE ACELE 24.07.2026 - YOL VE YÜK-SEKLİK 17.07.2026 - YOL VE YÜK 10.07.2026 - YOL VE RÜZGÂR 03.07.2026 - YOL VE YOLCU 26.06.2026 - EŞİĞİN ÖTESİ 19.06.2026 - GECİKMENİN RAHMETİ 12.06.2026 - ASKIDA KALMAK 05.06.2026 - ZAMANIN KIYISINDA 29.05.2026 - UÇURTMAYA KÜSMEK 22.05.2026 - SEN UÇUŞU HATIRLA 15.05.2026 - KUTSAL ARAYIŞ 08.05.2026 - KENDİ OLMA CESARETİ 06.02.2026 - KI-RIL-MA 30.01.2026 - BALTANIN DEĞDİĞİ YER 23.01.2026 - HİÇ 16.01.2026 - HZ. İNSAN 09.01.2026 - ALGI KAFESİ 02.01.2026 - DAMLANIN SADAKATİ 26.12.2025 - AFTAN ÖTE: FAİLİN SİLİNDİĞİ YER 19.12.2025 - NOKSAN DA OLUR 12.12.2025 - ÖZE YOLCULUK 05.12.2025 - KOŞMADAN VARMAK 28.11.2025 - KABUĞUN ÇATLADIĞI YER 21.11.2025 - İNCİNME ÂŞIK 14.11.2025 - KADERİN DANTELASI 07.11.2025 - TEVEKKÜL VE ‘’BU BÖYLEDİR’’ KONFORU 31.10.2025 - YOL AYRIMI 24.10.2025 - EL DEĞMEMİŞ SEVDALAR 17.10.2025 - ARAYIŞ VE İÇİMİZDEKİ PUTLARI KIRMAK 10.10.2025 - YA TAHAMMÜL YA SABIR 03.10.2025 - YETİM KALMIŞ DUYGULAR 26.09.2025 - Nefsin Uzun Soluklu Yolu 19.09.2025 - AŞKIN ELİNDEN 12.09.2025 - YAZININ TANIKLIĞI 04.09.2025 - YALNIZLIKLA BARIŞMAK 20.08.2025 - YARIM KALANLAR 27.12.2024 - ASLA DÜŞÜNME! 21.09.2024 - SÖZÜN BÜYÜSÜ 12.09.2024 - En ‘’NARİN’’ Yerimizden Kırdılar 25.08.2024 - YAŞAMAK SANCISI 09.03.2024 - SU KASİDESİ'NDEN SEÇME BEYİTLER 17.02.2024 - İÇİMDEKİ GURBET 12.02.2024 - BİR NEFES SIHHAT 11.02.2024 - ZAMANIN ÇARKLARI 11.02.2024 - UMUDA TUTUNMAK 11.02.2024 - YİTİK MONA’YA AĞIT 11.02.2024 - SEVGİ İKLİMİNİN NEVBAHARI 11.02.2024 - KÖR KUYU 11.02.2024 - KOR ATEŞ 11.02.2024 - GÖNÜL ŞAİRİ
ad image
ad image