En ‘’NARİN’’ Yerimizden Kırdılar
En ‘’NARİN’’ Yerimizden Kırdılar
12/09/2024 13:19 | Son Güncelleme : 05/11/2026 20:01 | Sümeyye Öztaş
En ‘’NARİN’’ Yerimizden Kırdılar
Günlerdir yüzüne bakılmaya kıyılmayacak kadar saf, temiz, masum bir yavrunun katli gündemde… Bu cinayet ülkemizde ne ilk ne de son olacak. Her geçen gün yeni bir can yakıcı haberle uyanmak hepimiz için sıradan bir durum haline geldi. Haberler hiç de iyi değil ve bu gidişata bir dur demezsek bundan sonra da hiç iyi olmayacak. Cinayetlerin bu kadar sıradanlaşması, bu kadar hayatın içinde kendine yer bulması, bu kadar kanıksanması hiç de hayra alamet değil. Yitirdiğimiz canların hesabını soramadan bu vahşetlere hep yenileri ekleniyor. Çocuklarının gözü önünde öldürülen anneler, annelerinin kucaklarından koparılan yavrular, sokaktaki dilsiz canlılar hepsi bu vahşetin kurbanı. Bu şartlar altında yaşam mücadelesi vermek hepimiz açısından daha zor bir hale geldi.
Vicdan yükümüze küçük bir çocuğun daha katledilişini eklemek hepimiz için tarifi imkansız bir suçluluk duygusu ekledi omuzlarımıza. Daha Leyla’nın, Eylül’ün yaşattığı acılarla hesaplaşamamışken NARİN’in başına gelenler hepimizin ayıbı. İnsan olmak konusunda kendini geliştirememiş caniler yüzünden bir çocuğumuz daha toprak altında. Bu durumda bize düşen yine aynı hüzün yine aynı ağlamak… Nazan Bekiroğlu’nun dediği gibi ‘’İçimde çok büyük bir ağlamak var. Bir ağacın altında oturarak hem kendime, hem bütün insanlara, hem börtü böceğe, kurda kuşa bin yıllık gözyaşıyla ağlamak istiyorum.’’ Hepimizin içinde çok büyük bir sessiz feryat saklı. Bir çocuğun hayallerinin, umutlarının, yaşama sevincinin böyle vahşi bir şekilde elinden alınmasını yarattığı hissiyatın kelimelerle tarifi yok… Kelimeler suskun, manalar yitik, sözler anlamsız… Küçük bir yavrunun en doğal hakkı olan yaşama hakkının bu kadar hunharca elinden alınmasının bir gerekçesi de yok…
Toplum olarak şu anda Narin ve onun yaşadıkları konusunda vicdanı kanamayan yok. Küçük bir köy ve neredeyse herkes birbiriyle akraba. Ama Narin’in başına gelenler konusunda herkes üç maymunu oynuyor. Onun başına gelenleri itiraf etmemek için neredeyse öyle bir çocuk hiç yaşamadı diyecekler. Bir itirafçı beyanı ve çocuğun cesedi olmasa olayın üzeri kapanmamak üzere örtülecek. Aynı Narin’i dere yatağına gömdükten sonra üzerine konulan taş parçasıyla gizlenmeye çalışılan ceset gibi doğruları da gömebileceğini sandılar. Fakat hayatta her doğrunun ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır ve hiçbir şey sonsuza dek gizli kalmaz. İtirafçı cesedi gömdükten sonra eve gidip namaz kıldığını büyük bir soğukkanlılıkla anlatıyor. O kıldığı namazla neyi temizledi acaba? Ya da ‘’Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.’’ ayetini okudu mu? Tüm dinlerin ortak emri olan ‘’öldürmeyeceksin’’ emrinin üzerine küçük bir kız çocuğunun cesedini mi koydu?
O vicdanıyla baş başa artık inandığı her ne ise ona yaptığı işin çok kötü bir iş olduğunu bir ömür boyu vicdan azabıyla hatırlatır. Sadece onu gömen bu kişinin değil, onun ölümüne neden olan, buna göz yuman ve saklama çabası içerisinde olan herkes hem adalet karşısında hesap vermeli hem de hayat boyu acı bir vicdan sorgulaması içinde bu dünyadan göçmelidir. Toplum olarak bizi en ‘’NARİN’’ yerimizden kırdılar, üzdüler, bizi insanlığımızdan soğuttular. Bunun hesabı da kolay olmamalıdır.
Halkımızın bu konuya ilgisi ve devletimizin çabası sayesinde yavrumuza hangi kötü senaryo sonrası bunların yaşatıldığı da açığa çıkacaktır. Bu vahşetin ve dehşetin sorumlularını her ne olursa olsun bulmak zorundayız. Bu acının başka türlü sağaltılmasının imkanı yok. Sorumlular cezalandırılsa bile küçük çocuk geri gelmeyecek. Dokuz yaşındaki bir çocuğun emniyette olmadığı bir ülkede bizim birbirimize olan güvenimiz nasıl tesis edilecek? Bundan sonra herkes birbirine şüpheyle mi bakacak? Anne babalar evladını büyütürken yaşadığı korkuyla güvensizlikle nasıl başa çıkacak?
Bu yaşadığımız sadece bir çocuğun hayatını değil toplumsal hayatın temelini de dinamitler. Aramızda çocuğa, kadına, hayvana, kendinden güçsüz olan her şeye musallat olabilecek caniler var ve hepimiz de bu durumun farkındayız. Asıl korkumuz evladımıza kıyanların caydırıcı ceza almaması ve bu olayların bir sonu gelmemesi. Bu vahşetin her gün şekil değiştirerek toplumda sürmesi. Eğer bu duruma bir dur demezsek ve bu işi işleyenlere caydıcı bir ceza vermezsek; ateş düştüğü yeri değil tüm herkesi yakacak ve bu enkazın altından çıkmak hiç kimse için kolay olmayacak.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 2026 ABD ara seçim sonuçlarını tarım ekonomisi ve kırsal seçmen dinamikleri üzerinden analiz etti.
3 saat önceFenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Fenerbahçe, iki kez geriye düştüğü karşılaşmada İngiliz devi Liverpool'u 3-2 mağlup ederek unutulmaz bir geri dönüşe imza attı. Sarı-lacivertlilerin bu tarihi zaferi, başta İngiltere olmak üzere İspanya ve İtalya basınında geniş yankı buldu.
4 saat önceSON DURAĞIN AYNASI
Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI
1 gün önce


