GECİKMENİN RAHMETİ
Edebiyatçı Yazar Sümeyye Öztaş Yazdı: GECİKMENİN RAHMETİ
19/06/2026 17:15 | Son Güncelleme : 05/11/2026 17:56 | Sümeyye Öztaş
GECİKMENİN RAHMETİ
İnsan beklemeyi çoğu zaman eksiklik sanır. Yarım kalmışlık, ertelenmişlik hatta bazen reddedilmişlik… Eline geçmeyen nasibi, açılmayan kapıları, olduramadığı her şeyi bir kayıp gibi görür. Sanki hayat, zanlarına cevap vermek zorundaymış; istediklerini önüne sermeliymiş gibi düşünür. Kendi istekleriyle hayat arasında yapılmış bir anlaşma varmış da hayat sözünde durmamış gibi hisseder. Umduğu hayata ulaşmak için bekler durur. Olduramadıkları arttıkça içten içe yorulur.
Oysa bazı bekleyişler mahrumiyet değil, terbiyedir. Beklemek; yalnızca zamanın ağırlığına katlanmak değildir. Sabra çağrılmaktır. Olgunlaşmaya davettir. Hazır hâle gelinceye kadar bekletilmektir. İnsanın hayatın içinde sabırla mayalanmasıdır.
Çünkü insan her istediğini hemen elde edebilecek kıvamda değildir. Bazı nimetler erken verilse ağır gelir. Bazı kapılar erken açılırsa altında kalır. Bekleyiş, insanı taşıyacağı şeye hazırlar. Kur’an’da anlatılan hayatlar da bunun en açık şahididir.
Hz. Âdem’in cennetten indirildikten sonra Hz. Havva ile kavuşmayı bekleyişi…
Ayrılık bir imtihandı. Yeryüzü yabancıydı. Dünya zorlukların durağıydı. Ama bekleyiş, pişmanlıkla yoğrulmuş bir dönüşü de beraberinde getirdi. Beklemek burada hatayı idrak edip yeniden inşa olmaktı. Yılların ağırlığı ayrılığın yorgunluğuyla birleşince dayanmak ne kadar zor olsa da insanlığın tarihini başlatacak hikâye böyle yoğrulacaktı.
Hz. Musa’nın kavmiyle çölde geçirdiği kırk yıl…
Bu kırk yıl yalnızca bir coğrafyada dolaşmak değildi. Köleliğe alışkın kavmin zihnindeki kölelik psikolojisinin çözülmesiydi. Vadedilmiş toprağa varmadan önce iç dünyada bir hicretti. Bir arınmaydı bu bekleyiş; gecikme değil bir hazırlıktı. İnsan bazen hedefe ulaşamadığı için değil, o hedefe uygun hâle gelmediği için bekletilir. Günü gelince kavuşmayı ümit ettiği nimetler önüne serilir.
Hz. Musa’nın Hz. Şuayb’ın yanında geçirdiği yıllar…
Bir peygamber adayı için çobanlık ve sabır yılları… Önce hizmet, sabır, sebat sonra vazife. Önce pişme sonra yed-i beyza ile müjdelenme. Bekleyiş burada da bir olgunlaşma süreci, fazlalıklardan arınmaydı. Sabır dokuyarak nefsin aceleciliğini törpülemekti. Yıllarca aynı hayatı taşıyarak daha ağır yüklere hazırlanmaktı. İradeyi güçlendirmek, ilahi hitaba muhatab olacak kıvama gelmekti.
Hz. Yusuf’un zindanı…
Zindan esaret, kapanma, daralma gibi görülür. Ama o, beklerken çürümedi. Bulunduğu yerde anlam üretmeye devam etti. Hikmete ram olup, kalplere temas etti. Rüya yorumlama ilminin nasibine erdi. Bekleyiş burada atalet değil; derinleşmeydi. İnsan beklerken ya donup katılaşır, ya da ayağı kalkıp kendini inşa eder. Hz. Yusuf hem bir peygamberi hem de bir devlet emanetçisini inşa etti o zindanda.
Hz. Yakub’un Hz. Yusuf’u bekleyişi…
Yıllarca süren bir hicran, bir ateş. Ve gözlerini kaybettirecek kadar derin bir özlem. Ama umudunu kaybetmedi. Beklerken Rabbine dayanmayı seçti. Bekleyiş burada teslimiyetle acı acı yoğrulan bir ümitti. Sabır yalnızca dayanmak değil; kalbi karartmadan bekleyebilmektir. Bekleyişin sonunda ümidine ermektir. Bazen bir gömlekle vuslata erişmektir.
Hz. Eyyub’un şifayı bekleyişi…
Acı uzadı. Hastalıklar arttı. Kaybettikleri çoğaldı. Ama şikâyet etmedi; sitem etmedi. Sadece ‘’Zararı bana dokundu’’ diye arz-ı halde bulundu. O şifa geldiğinde değil, gelmeden önce Rabbine tam teslimiyetle bağlanmıştı. Bekleyiş burada arınmaydı. Dışındaki her şey eksilirken içindeki bağlılığın artmasıydı. Varlıktan soyunup, Allah’ın varlığında şifa bulmaydı.
Hz. Nuh’un gemiyi yapıp seli bekleyişi…
Henüz bir damla yağmur yokken bir gemi inşa etmek... Alaycı bakışlara ve yaralayıcı sözlere rağmen sürdürmek. Emaresi olmayan bir vade için emek vermek… Bekleyiş burada akışa güvenmekti. Görmeden inanmak, gelmeden hazırlanmak. Kararlılıkla vaad edilen günü beklemek. O gün geldiğinde inandığı Rabbin izniyle sahil-i selamete ermek…
Tüm bu bekleyişlerde ortak hakikat vardır:
Beklemek pasiflik değildir, engellenmişlik değildir, nasipsizlik değildir.
Beklemek, içte sessiz ve derin bir yürüyüştür.
Sabır; zamana katlanmak değil, zamanın içinden geçerken dağılmamak, merkezde durmaktır.
Olgunlaşma; gecikmeye rağmen yönünü kaybetmemektir. Hazır hâle gelmek; olmayanı zorlamadan kendini inşa etmektir.
Bekleyiş insana birçok dersi fısıldar:
Kontrol edemediğin alanlar vardır.
Her şey varsayılan hızda ilerlemez.
Her dua hemen karşılık bulmaz.
Ama her gecikme boşluk doğurmaz. Bazı bekleyişler insanın fazlalıklarını döker. Acelecilik çözülür, hırs yumuşar, iddia susar. İnsan artık sonucu değil; hâlini düzeltmeye koyulur. Beklemek, akışta huzur bulmayı öğrenmektir. Gelene kadar yanmayı değil; yanarken pişmeyi, olgunlaşmayı seçmektir. Beklediği şey gelmese bile, beklerken kazandıklarının farkına varabilmektir.
Çünkü bazen beklediğimiz şey değişir. Ama beklerken dönüşen biz kalırız geriye.
Hikmetli bekleyiş, ‘’neden olmuyor’’ sorusundan arınıp ‘’bende ne oluyor’’ sorusuna geçebilmektir. Ve belki de asıl olgunluk burada başlar.
Gecikmeye rağmen güvenebilmekte…
Belirsizliğe rağmen dağılmamakta…
Beklerken çürümeyip kök salabilmekte…
Çünkü bazı kapılar hazır olana açılır. Bazı nimetler ancak olgunlaşana verilir. Bazı kavuşmalar, sabırla pişene nasip olur. Beklemek bazen mahrumiyet değil, rahmettir. Bazen durmak inşa olmaktır, toprağa kök salmaktır.
Ve insan çoğu zaman beklediği şey geldiğinde değil, beklerken değiştiğini fark ettiğinde anlar. Çünkü bazı kavuşmalar dışarıda değil, insanın içinde gerçekleşir.
Beklerken çürüyenlerden değil, toprağa sımsıkı kök salabilenlerden olabilmek dileğiyle…
Sümeyye Öztaş
sumeyyeoztas@bilgigazetesi.org
Bunlar da ilginizi çekebilir
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 2026 ABD ara seçim sonuçlarını tarım ekonomisi ve kırsal seçmen dinamikleri üzerinden analiz etti.
1 saat önceFenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Fenerbahçe, iki kez geriye düştüğü karşılaşmada İngiliz devi Liverpool'u 3-2 mağlup ederek unutulmaz bir geri dönüşe imza attı. Sarı-lacivertlilerin bu tarihi zaferi, başta İngiltere olmak üzere İspanya ve İtalya basınında geniş yankı buldu.
2 saat önceSON DURAĞIN AYNASI
Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI
1 gün önce


