Arama

                                                

KÖR KUYU

Sümeyye Öztaş Yazdı KÖR KUYU

11/02/2024 11:48 | Son Güncelleme : 05/11/2026 14:36 | Sümeyye Öztaş


KÖR KUYU
ad image
ad image

KÖR KUYU

Kuran-ı Kerim'de ahsenü'l-kasas(kıssaların en güzeli) olarak geçen Yusuf sûresi edebiyatımızda birçok şair ve yazar tarafından ele alınarak edebi eserlerde işlenmiştir. Kaynağı Kur’an olan bu kıssada Hz. Yusuf’un başından geçen olaylar anlatılır. Bu olaylar Hz. Yusuf'un rüyasında on bir ay, güneş ve yıldız ona secde ettiğini görmesiyle başlarken, bu rüyanın gerçekleşmesiyle de hitama erer. Bu hikayede insanların hayatlarında karşılaşabilecekleri birçok durumla ilgili kıssadan hisse çıkartılacak ibretlik hadiseler vardır. Hep birlikte Hz. Yusuf’un hayat serencamesine ortak olalım.

Ben Yusuf. Yakub'un küçük oğlu. Kenan ilinin Yusuf'u. Rabbimin sûret güzelliği verdiği... Hüsnüme rağmen Rabbimin ahlakımı övdüğü... Kuran’ın hayatımı inananlara öğüt diye anlattığı...

Daha küçükken bir rüya görmemle başladı her şey. Rüyamı babama anlattığımda babam “bunu kimseye anlatma” dedi. Sanki başıma gelecekleri önceden hisseder gibi. On bir yıldız, güneş ve ay huzurumda secde halindeydi. Rüyayla başladı hikayem... Rüyamın tecelli edeceği güne hazırlıyordu hayat beni. Kardeşlerim bir gün beni oyun oynama bahanesiyle alıp kırlara götürdüler. Babam'ın “onu kurt yemesinden korkarım.” sözüne karşı beni koruyacaklarına dair antlar yeminler içerek. Kesilmişti fermanım... Verilmişti hükmüm, kırılmıştı kalemim. Beni koruyacak kardeşlerim benden nasıl kurtulacakları hakkında kavgaya tutuşmuştu... Ben biçare... Boynum kıldan inceydi, razıydım. Bir güvercin ürkekliğinde yüreğim...

Karar kuyu... Kör kuyu. Kör kuyulara atıldım, birkaç dirheme pazarlarda satıldım. Mısır azizinin eşi almıştı beni hizmetine. Bir köleydim artık efendisinin emrine amade...

Babam Yakub... Ona kanlı gömleğimi götürdü kardeşlerim “Yusuf'u kurt yedi.” diyerek verdiler eline gömleğimi. Bu nasıl nazenin bir kurt ki gömlek parçalanmamış  sadece kan akmıştı... Gömlek... Yusuf’un hikayesinin en önemli tanığı....Düşündü Yakub anladı hüküm sahibini. Ona sadece sabretmek düşerdi. Sabırla beklemek... Yüreğinin en ince yerinde duyduğu sızıyla feryat figan ağladı. Biçare haliyle ciğerini dağladı. Ona köyün dışında bir kulübe yaptı çocukları. Orası külbe-i ahzandı. Hüzünler kulübesi...Hüznünün ortağıydı o ev, firkatin narında yanarken gece gündüz o evin koynunda sağalttı yaralarını. Yıllarca çektiği ayrılık derdinin ağırlığı gözlerini kararttı. Yusuf'a kavuşacağı, oğlunun rüyasının gerçek olacağı zamanı bekledi durdu her dertli gibi...

Yusuf. Köleydim artık efendisinin emrine amade. Güzelliğim destandı bütün ülkede. Çocukluktan gençliğe erdiğimde efendim bir gün beni bir odaya yanına çağırdı. Yakıcı bir ateşti sanki karşımdaki. Beni davet etti içindeki yakıcı arzuyla. Rabbimin delili olmasa meyl edecektim neredeyse. Ona olan teslimiyetim Züleyha’ya olan meylime engeldi. Kaçıp kurtulmaya çalışırken gömleğim arkadan yırtıldı efendim tarafından.

Ben gömlek, arkadan yırtık. Baştan sona tüm gövdem Yusuf’un masumiyetine tanık...

Günler günleri kovalarken bana meylinden dolayı dillere düşen efendim kınamalara dayanamayarak Mısır’ın asil kadınlarını eve davet etti. Ellerine keskin bıçak önlerine meyve koyan efendim beni yanına çağırdı. Beni gören kadınlar ellerini kestiler. Züleyha: “İşte beni kınadığınız, beni dillere düşüren delikanlı” “Ben suçluyum da sizin elleriniz masum mu? “

....Arkadan yırtık gömleğim benim iffetimin deliliydi. Ama yine  hüküm kurulmuştu. “Bana teklif edilen şeydense zindan bana daha sevimliydi. “ Karısının suçlu olduğunu bildiği halde Züleyha'nın kocası beni zindana attırdı. Hayatım benim üzerime başkalarının verdiği kararlarla ilerliyordu, ama dedim ya zindan daha sevimliydi bana... Zindan kaderin bana biçtiği hikayede içe dönme mekanım olmuştu. Başkalarının ruhunu hapseden zindan, bana gül bahçesi olmuştu. Kimse kalbime pranga vuramazdı ya, zihnim benimdi, gönlüm benim, fikrim benimdi, şükrüm benim. Kör kuyularda çocuk yaşlarda beni bırakmayan Rabbim buradaki halimden de haberdardı. O varsa her şey var, o varsa zindan bana yârdı. Burada Rabbim bana peygamberlik vazifesini layık gördü ve rüya tabiri ilmini nasip etti.

Rüya... Uykuda ruhun uçsuz bucaksız alemde dolanışı. Hem çok gerçek hem bir yanılgı. Her insan için başı sonu bir muamma. Bir işaretler manzumesi... İşte Rabbim bana bu işaretleri anlamlandırmayı nasip etti. Bir gün rüyasını tabir ettiğim iki arkadaşımın birine

“ Sen zindandan çıkıp efendine hizmetine devam edeceksin, ona benden bahset. “ dedim. Bu deyişim sonunda Rabbimin imtihan sırrıyla zindan yıllarım biraz daha uzadı.

Günlerin birinde Mısır’ın sultanı bir rüya gördü. Bu rüyayı birçok kişiye tabir ettirdi; ama gönlü mutmain olmadı. Zindan arkadaşımın aklına ancak o zaman getirdi beni Rabbim. Rüyanın işaretlerinden yedi yıl bolluk yedi yıl kıtlık olacağını Sultan' a söyleyen, bu badireyi atlatmak için erzak biriktirmek gerektiğini söyleyen ben Mısır’ın maliye bakanlığında görevlendirildim. Hükmüm verildi... Kör kuyudan, köleliğe oradan zindana giden hayat yolculuğumda bir gün Mısır’ın hüküm koyucusu olmak da varmış.

Her hükme başı eğik razı olan ben şimdi Rabbimin izniyle hüküm veren bir konuma gelmiştim.

Rüya yorumu sonrası aldığım tedbirler sayesinde kıtlık ülkemize uğramadı. Ekinler erzaklar doldu taştı. Bir gün beni kör kuyuya atan kardeşlerim erzak almak için yanıma geldiler. Onlar beni tanımadı, ama ben tanıdım onları... Kardeşim Bünyamin yoktu aralarında. Bir dahaki sefere onu getirmedikleri takdirde erzak alamayacaklarını söyledim. Kardeşime kavuşmak ancak böyle mümkün olabilirdi. Kardeşlerim bunu babam Yakup’a söyleyince benim başıma gelenler aklına geldi. Gönülsüz bir şekilde antlarla yeminlerle Bünyamin'i yanıma getirdiler. Kardeşimin yakıcı hasreti son bulmuştu. Onu yanımda tutabilmek için altın tasımı Bünyamin’in yüküne yerleştirdim. Tam ülkeden çıkmak üzereyken askerler tüm kervanı aradı altın tas Bünyamin’in yükünden çıkınca onu yanımda alıkoymak mümkün oldu, kardeşlerim dirense de “bunun kardeşi de bu işi yapmıştı. “ diye iftira etse de kardeşim yanımdaydı. Gömleğimi diğer kardeşlerimle babama yolladım. Babam “bana bunamış demezseniz ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum. “ dedi. Gömleğimi gözüne sürünce açıldı gözleri.

Gömlek... Kurdun kanıyla boyalı. Ayrılığın, yıllar süren hasretin habercisi.

Gömlek... Arkadan yırtık. Baştan sonra tüm gövdesi Yusuf’un masumiyetine tanık.

Gömlek... Yusuf’un kokusuyla dolu. Yakub’un gözünün nuru, kalbinin sürûru... Vuslatın habercisi. Firkatin bitişi...

Tüm kardeşlerimle birlikte Mısır'a geldi babam. Yıllardır içimde kanayan yaram bağladı kabuk. Hasretler kavuştu birbirine. Ayrılık ateşi cehennem narı gibiydi. Vuslat gerçekleşti. Babam kardeşlerim hep birlikte beni selamlarken rüyamın tecellisi böylece gerçekleşti...

Ben Yusuf, rüyayla başladı, rüyayla devam etti rüyayla hitama erdi hikayem. Kör kuyulara atıldım yok pahasına mezatlarda satıldım. Köle oldum efendime. Zindanlara atıldım. Oradan Sultanlığa ulaştım. Bu hikaye benim hikayem, ama herkesten bir parça var içinde ...

Sümeyye Öztaş

Edebiyatçı Yazar



Etiketler : Hz. Yusuf Deneme Köşe Yazısı Kör Kuyu Sümeyye Öztaş
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

22 saat önce
Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Yeni Zelanda’nın 2025/2026 sezonu süt üretimi verilerine ilişkin kapsamlı bir analiz paylaştı.

22 saat önce
ÇİN’İN TARIMDA DESSİGNSİZ "GO" STRATEJİSİ: TÜRKİYE KÜRESEL GIDA OYUNUNUN NERESİNDE DURMALI?

ÇİN’İN TARIMDA DESSİGNSİZ "GO" STRATEJİSİ: TÜRKİYE KÜRESEL GIDA OYUNUNUN NERESİNDE DURMALI?

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Çin’in tarım ve gıda sektöründe izlemeye başladığı yeni küresel stratejiyi ve Türkiye’nin alması gereken pozisyonu değerlendirdi.

2 gün önce
Yorumlar

Other Posts
06.11.2026 - KENDİNDEN KAÇARKEN KENDİNE YAKLAŞMAK 30.10.2026 - YOLUMUZ GURBETE DÜŞTÜ 23.10.2026 - YOL VE VUSLAT 16.10.2026 - YOL VE MENZİL 09.10.2026 - YOL VE HİKÂYE 02.10.2026 - YOL VE İSTİKAMET 25.09.2026 - YOL VE KÖR NOKTA 18.09.2026 - YOL VE ÇİLE 11.09.2026 - YOL VE GÖLGE 04.09.2026 - YOL VE YAREN 28.08.2026 - YOL VE AZIK 21.08.2026 - YOL VE BEKLENTİ 14.08.2026 - YOL VE KONTROL 07.08.2026 - YOL VE ÖFFFKE 31.07.2026 - YOL VE ACELE 24.07.2026 - YOL VE YÜK-SEKLİK 17.07.2026 - YOL VE YÜK 10.07.2026 - YOL VE RÜZGÂR 03.07.2026 - YOL VE YOLCU 26.06.2026 - EŞİĞİN ÖTESİ 19.06.2026 - GECİKMENİN RAHMETİ 12.06.2026 - ASKIDA KALMAK 05.06.2026 - ZAMANIN KIYISINDA 29.05.2026 - UÇURTMAYA KÜSMEK 22.05.2026 - SEN UÇUŞU HATIRLA 15.05.2026 - KUTSAL ARAYIŞ 08.05.2026 - KENDİ OLMA CESARETİ 06.02.2026 - KI-RIL-MA 30.01.2026 - BALTANIN DEĞDİĞİ YER 23.01.2026 - HİÇ 16.01.2026 - HZ. İNSAN 09.01.2026 - ALGI KAFESİ 02.01.2026 - DAMLANIN SADAKATİ 26.12.2025 - AFTAN ÖTE: FAİLİN SİLİNDİĞİ YER 19.12.2025 - NOKSAN DA OLUR 12.12.2025 - ÖZE YOLCULUK 05.12.2025 - KOŞMADAN VARMAK 28.11.2025 - KABUĞUN ÇATLADIĞI YER 21.11.2025 - İNCİNME ÂŞIK 14.11.2025 - KADERİN DANTELASI 07.11.2025 - TEVEKKÜL VE ‘’BU BÖYLEDİR’’ KONFORU 31.10.2025 - YOL AYRIMI 24.10.2025 - EL DEĞMEMİŞ SEVDALAR 17.10.2025 - ARAYIŞ VE İÇİMİZDEKİ PUTLARI KIRMAK 10.10.2025 - YA TAHAMMÜL YA SABIR 03.10.2025 - YETİM KALMIŞ DUYGULAR 26.09.2025 - Nefsin Uzun Soluklu Yolu 19.09.2025 - AŞKIN ELİNDEN 12.09.2025 - YAZININ TANIKLIĞI 04.09.2025 - YALNIZLIKLA BARIŞMAK 20.08.2025 - YARIM KALANLAR 27.12.2024 - ASLA DÜŞÜNME! 21.09.2024 - SÖZÜN BÜYÜSÜ 12.09.2024 - En ‘’NARİN’’ Yerimizden Kırdılar 25.08.2024 - YAŞAMAK SANCISI 09.03.2024 - SU KASİDESİ'NDEN SEÇME BEYİTLER 17.02.2024 - İÇİMDEKİ GURBET 12.02.2024 - BİR NEFES SIHHAT 11.02.2024 - ZAMANIN ÇARKLARI 11.02.2024 - UMUDA TUTUNMAK 11.02.2024 - YİTİK MONA’YA AĞIT 11.02.2024 - SEVGİ İKLİMİNİN NEVBAHARI 11.02.2024 - KÖR KUYU 11.02.2024 - KOR ATEŞ 11.02.2024 - GÖNÜL ŞAİRİ
ad image
ad image