Arama

                                                

YOL VE YOLCU

Edebiyatçı Yazar Sümeyye Öztaş Yazdı: YOL VE YOLCU

03/07/2026 17:15 | Son Güncelleme : 16/09/2026 17:45 | Sümeyye Öztaş


YOL VE YOLCU
ad image
ad image

YOL VE YOLCU

Hayat insanı bir eşiğin önüne getirdiğinde onun için iki yol belirir:

Adım atmak ya da bulunduğu yerde kalmak. İçindeki düğümü çözüp adım atabilenler için ise yol başlar.

Yola çıkmak; her şeyin netleştiği, yerine oturduğu, tüm soru işaretlerinin tamamıyla çözüldüğü bir anın sonucu değildir. Aksine yol, çoğu zaman içimizdeki dirençlerin, korkuların ve tedirginliklerin içinden doğar. İnsan önünü bütünüyle görmeden yürümeye başlar.

Çünkü eşiği aşmak, bir yer değiştirmekten ziyade bir hâl değiştirmektir. İnsan bulunduğu yerden değil, bulunduğu hâlden çıkınca önünde upuzun bir yol belirir.

Yollar… Herkes için aynı değildir.

Kimi geniş ve düz yollardan yürür, kimi dar ve engebeli patikalardan. Kimi kalabalıkların içinde bulur yolunu; kimi içindeki yalnızlıkla tanışarak… Kimi için yol kısa ve derindir; kimi için uzun ve dolambaçlı. Bu yüzden bir insanın yolu başkasının ölçüsüyle anlaşılmaz. Her yol, yolcusuna göredir. Yolun yükü, taşıyanın sabrına, arayışına ve idrakine göre şekillenir. Yol ve yolcu bir ruh olup birlikte tamamlanıverir.

Yola çıkan insan, hep aynı hızla ilerleyemez. Bazen mesafeler hızla erirken, bazen de onca çabaya rağmen yerinde sayar. Yol beklediği gibi düz gitmez; insan, çoğu zaman hiç beklemediği, öngörmediği, hesap edemediği engellerle karşılaşır…

Taşlar olur, yokuşlar olur; soluk kesilir, yorulur. Adım atmaya mecali kalmaz bazen. Durmak ister; bazen de geri dönmek. İlerlemeye çalıştıkça aynı yerde dönüp durduğunu fark eder. Ama yol dediğimiz şey yalnızca varılacak bir yer değildir.

Yol, yolcunun kendisidir.

İnsan çoğu zaman bir menzilin hayaliyle yola çıkar. Oraya ulaşmak için yanar tutuşur. Ama yol ilerledikçe anlar ki menzil yalnızca bir sonuç değildir; yolun bir bahanesidir. Asıl olan, o yolu sevmek; yolda sabretmek, düşmek, kalkmak ve her şeye rağmen yeniden devam etmektir. Varamasa da menzilin hayaliyle kendini oraya hazır etmektir.

Ve insan bazen yola çıkmadan önce hazır olmak ister. Her şeyin tamamlanmasını, içindeki tüm düğümlerin çözülmesini, zihninin netleşmesini bekler. Oysa yol, tam da bunun için vardır. İnsan yürüdükçe açılır, yürüdükçe anlar, yürüdükçe iyileşir. Ve yürüdükçe kendi ile arasındaki mesafe kısalır.

Yola çıkarken kusursuz bir hazırlık mümkün değildir. Asıl mesele, eksik hâline rağmen yürümeye cesaret etmektir. Atılan her adım, insanın içindeki fazlalıkları döker. Korkular, vehimler yolda hafifler. Yükler yolda azalır.

İnsan yürüdükçe hem hafifler hem kendine yaklaşır.

Bazen de insan her şeye rağmen bir yola çıkar; ama ardında bıraktıkları peşini bırakmaz. Geçmiş, gölge gibi yoluna düşer. Bu yüzden yolundan emin olamaz. Oysa insan yolunu kabullendikçe hafifler. Yükünü sahiplendikçe derinleşir. Yolunu sevmeyen menzile erişse de huzur bulamaz. Ama kendi yolunun hikâyesini kabul eden, yürüdüğü her yerde anlam bulabilecek derinliğe erişir.

Bazen de insan kendi yolunu başkalarınınkiyle kıyaslar. Kendi yokuşu daha dik, kendi yükü daha ağır gelir. Oysa her yol, sahibine göredir. Her zorluk, o yolun bir parçasıdır. Başkalarının yoluna bakarak kendi yolunu tartmak, yolun hakikatini ıskalamaktır. İnsan başkasının hızına bakarak kendi yolunu ve yürüyüşünü yargıladığında, yolunu kaybetmez belki ama yolun tadını kaçırır.

Bazen de insan bir yola çıkmak için kendini hazır hisseder; fakat önünde yürüyeceği yolu bulamaz. İşte burada insanın görevi yeni bir yol açmak; kendi izinden kendine yol almaktır. Bunu cesaret eden insan, izinde yürünecek bir yol bırakacaktır.

İnsan bir yolculuğun ortasında, bir gün dönüp baktığında şunu anlar:

Onu değiştiren şey vardığı yer değil, yürüdüğü yoldur.

Bu yol yalnızca bugünün insanına ait değildir. Tarih boyunca hakikate yürüyenlerin yolu da hep böyle olmuştur.

 Hz. Muhammed (s.a.v) kalabalıklardan sıyrılıp Hira mağarasına yöneldiğinde, aslında bir arayışın yoluna çıkmıştı. O yol, onu kendine ve en yüce hakikate ulaştırdı.

Hz. Musa, ailesi için ateş bulma niyetiyle yola çıktığında, karşısına yalnızca bir ateş değil, ilahi bir hitap çıktı. O yol, onun elinde bir yed-i beyza oldu.

Yine Hz. Musa, ledün ilminin derinliğini ararken Hızır ile buluştu. Bu yol, ona sabrın, hikmetin, eşyanın sırrının ne demek olduğunu öğretti.

Hz. Zülkarneyn ise doğudan batıya uzanan yollar kat etti. Onun yolculuğu yalnızca mesafe değil; adaletin ve sorumluluğun yoluydu.

Demek ki yol, çoğu zaman insanın niyetiyle ve adımıyla başlar; ama vardığı yer niyetinden ve beklediğinden daha büyüktür. Yol insanın kendisini tanımasını sağlayan, zorluklarla sınayan ve kendine ulaştıran bir vasıtadır.

Ve yol, en nihayetinde insanı tamamlayandır.

Tasavvufta da insanın en uzun yolu, kendi içine doğru olan yolculuğudur. Buna ‘’nefis yolculuğu’’ denir. Bu yol dışarıdan bakıldığında görünmez; ama insanın en çetin en gerçek yürüyüşüdür.

İnsan bu yolda bazen düşer, bazen yorulur, bazen akar bazen durulur. Ama her seferinde biraz daha kendine yaklaşır.  İnsan sadece yolu kat etmez; yol da onu işler. Yol ve yolcu birlikte anlamlanır.

Yola çıkmak cesaret ister. Ama yolda kalmak ve onun zorluklarına göğüs germek daha büyük sabır ister. İnsan bazen yolun zorlaştığını görünce geri dönmek ister. Bazen başkalarının yolu ona kolay gelir, o yollara özenir. Bazen de kendi yürüyüşünü yetersiz bulur. Oysa her yolun ayrı bir imtihanı vardır. Ve her imtihan, yolcunun içini şekillendirir.

İnsan tüm bu zorluklara rağmen yolunu sevmeyi öğrendiğinde, yol da onu taşımaya başlar ve insan böylece kendini kabul etmeye başlar. Ve o kabul, dönüşümün en sakin başlangıcıdır.

Belki de mesele en doğru yolu hemen bulmak değildir. Belki de mesele, her halükarda çıktığın yola anlam katabilmektir. Çünkü bazı yollar varılmak için değil, insanı değiştirmek için vardır.

Çünkü insan bazen en doğru yolda değilken bile doğru yere varabilir. Eğer yürürse…

Ve yolun sonunda insan şunu fark eder:

Yürüdüğü yol onu sadece bir yere götürmemiştir. Onu birine dönüştürmüştür. Kendine. Ve yolun sahibine.

 Yunus Emre misali:

‘’Yol odur ki Hakk’a vara.’’

İnsan bazen nereye varacağını bilmeden yola çıkar. Bazen de hiç istemediği yollara sevk edilir. Ama eğer niyeti sahihse, yol onu olması gereken yere götürür.

Belki de en doğru soru şudur.

‘’Yol nereye gidiyor?’’ değil,

‘’Ben bu yolda kim oluyorum?’’

Ve insan bu sorunun cevabını içinde bulduğunda, yol artık uzun, zor ve korkutucu olmaktan çıkar. Bir emanete dönüşür.

Yolunu sevebilen, yükünü taşıyabilen ve yürümekten vazgeçmeyenlerden olabilmek… Ve en nihayetinde, yolun seni götürdüğü yere değil; seni dönüştürdüğü hâle razı olabilmek dileğiyle…

Sümeyye Öztaş 

Etiketler : yol yolcu eşik Hz. Musa Hz. Muhammed (sav) tasavvuf deneme Bilgi Gazetesi Sümeyye Öztaş
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

Kurtlar Vadisi Dizisine Bilirkişi İncelemesi

2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin 2026 yılında yeniden açılan soruşturma, kapsamını genişleterek devam ediyor.

2 saat önce
OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

OKUL BİLGİSAYARLARI BAŞARIYI DÜŞÜRÜYOR, VELİLER İSYANDA

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki devlet okullarında her öğrenciye bir dijital cihaz dağıtılmasıyla başlayan "dijital dönüşüm", beklenenin aksine akademik başarıyı olumsuz etkiliyor.

1 gün önce
SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

SAMSUNSPOR'DAN GELECEĞİN TARAFTARLARINA ANLAMLI DOKUNUŞ: 35 BİN ÖĞRENCİYE HEDİYE PAKETİ

Samsunspor Kulübü, şehir ile kulüp arasındaki bağları güçlendirmek ve yeni nesillere Samsunspor sevgisini aşılamak amacıyla başlattığı "Bu Şehrin Çocukları Samsunsporludur" projesinde mutlu sona ulaştı.

1 gün önce
Yorumlar

Other Posts
11.09.2026 - YOL VE GÖLGE 04.09.2026 - YOL VE YAREN 28.08.2026 - YOL VE AZIK 21.08.2026 - YOL VE BEKLENTİ 14.08.2026 - YOL VE KONTROL 07.08.2026 - YOL VE ÖFFFKE 31.07.2026 - YOL VE ACELE 24.07.2026 - YOL VE YÜK-SEKLİK 17.07.2026 - YOL VE YÜK 10.07.2026 - YOL VE RÜZGÂR 03.07.2026 - YOL VE YOLCU 26.06.2026 - EŞİĞİN ÖTESİ 19.06.2026 - GECİKMENİN RAHMETİ 12.06.2026 - ASKIDA KALMAK 05.06.2026 - ZAMANIN KIYISINDA 29.05.2026 - UÇURTMAYA KÜSMEK 22.05.2026 - SEN UÇUŞU HATIRLA 15.05.2026 - KUTSAL ARAYIŞ 08.05.2026 - KENDİ OLMA CESARETİ 06.02.2026 - KI-RIL-MA 30.01.2026 - BALTANIN DEĞDİĞİ YER 23.01.2026 - HİÇ 16.01.2026 - HZ. İNSAN 09.01.2026 - ALGI KAFESİ 02.01.2026 - DAMLANIN SADAKATİ 26.12.2025 - AFTAN ÖTE: FAİLİN SİLİNDİĞİ YER 19.12.2025 - NOKSAN DA OLUR 12.12.2025 - ÖZE YOLCULUK 05.12.2025 - KOŞMADAN VARMAK 28.11.2025 - KABUĞUN ÇATLADIĞI YER 21.11.2025 - İNCİNME ÂŞIK 14.11.2025 - KADERİN DANTELASI 07.11.2025 - TEVEKKÜL VE ‘’BU BÖYLEDİR’’ KONFORU 31.10.2025 - YOL AYRIMI 24.10.2025 - EL DEĞMEMİŞ SEVDALAR 17.10.2025 - ARAYIŞ VE İÇİMİZDEKİ PUTLARI KIRMAK 10.10.2025 - YA TAHAMMÜL YA SABIR 03.10.2025 - YETİM KALMIŞ DUYGULAR 26.09.2025 - Nefsin Uzun Soluklu Yolu 19.09.2025 - AŞKIN ELİNDEN 12.09.2025 - YAZININ TANIKLIĞI 04.09.2025 - YALNIZLIKLA BARIŞMAK 20.08.2025 - YARIM KALANLAR 27.12.2024 - ASLA DÜŞÜNME! 21.09.2024 - SÖZÜN BÜYÜSÜ 12.09.2024 - En ‘’NARİN’’ Yerimizden Kırdılar 25.08.2024 - YAŞAMAK SANCISI 09.03.2024 - SU KASİDESİ'NDEN SEÇME BEYİTLER 17.02.2024 - İÇİMDEKİ GURBET 12.02.2024 - BİR NEFES SIHHAT 11.02.2024 - ZAMANIN ÇARKLARI 11.02.2024 - UMUDA TUTUNMAK 11.02.2024 - YİTİK MONA’YA AĞIT 11.02.2024 - SEVGİ İKLİMİNİN NEVBAHARI 11.02.2024 - KÖR KUYU 11.02.2024 - KOR ATEŞ 11.02.2024 - GÖNÜL ŞAİRİ
ad image
ad image