Arama

                                                

BİR NEFES SIHHAT

BİR NEFES SIHHAT

12/02/2024 13:03 | Son Güncelleme : 05/11/2026 14:36 | Sümeyye Öztaş


BİR NEFES SIHHAT
ad image
ad image

      BİR NEFES SIHHAT

 

Kanuni Sultan Süleyman devlet adamlığının yanı sıra ‘’Muhibbi’’ mahlasıyla yazdığı şiirlerle de Klasik Edebiyatımızın en önemli şairlerinden biri olmuştur. Kanuni kırk altı yıl hüküm süren bir padişah olmasının yanı sıra edebi zevkinin ürünü olan divanıyla da kayda değerdir. Şair padişahların beşincisi olan Kanuni en çok gazel yazan padişah ünvanına da sahiptir. Herkesin az çok aşina olduğu tasavvufi derinlikler barındıran, didaktik bir üslupla; şairane bir şekilde ifade ettiği gazelinin izini sürelim.

 Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi

(Halk içinde devlet gibi itibar edilen nesne yoktur. Dünyada bir nefeslik sağlık gibi saadet yoktur.)

Vücudumuz bir saat gibi tıkır tıkır işlevini yerine getirdiğinde sağlığımızın kıymetini anlamak pek mümkün olmaz. Ama herhangi bir organımızda en ufak arıza meydana geldiğinde tüm vücudun düzeni bozulur. Bedenimizin neresi ağrıyorsa tüm canımız oradadır. Peygamberimizin insanların aldandığı nimetleri sayarken ‘’sağlık’’tan bahsetmesi de vucüt sıhhatinin önemini gözler önüne sermektedir. Kanuni de hem devletinin hem de şahsi iktidarının doruklarındayken bazı hastalıklara müptela olmuştur. Bu hastalıklar hayata bakış açısını etkilemiş aslında sağlıklı bir nefesin tüm devlet gücünden daha önemli olduğunu söylemiştir ki elhak doğrudur.

Şair ilk mısrada devleti “güç, kuvvet, iktidar” anlamında kullanırken; ikinci mısrasında “şans, talih, mutluluk, saadet” anlamında kullanarak edebi sanat yapmıştır. Beyit hem anlamıyla hem de ifade ediliş şekliyle ince anlamlar barındırmaktadır. Bu dünyada insanlar için iktidar, güç devlet sahibi olmak rağbet edilecek itibarlı bir durumdur. Fakat dünyada bir nefes sıhhatten daha değerli bir şey yoktur.

18. Yüzyıl şairlerinden Fitnat Hanım da ‘’Olmayınca hasta kadrin bilmez âdem sıhhatin.’’ (İnsan hasta olmayınca sağlığın kıymetini bilmez.) diyerek bir nefes sıhhatin ancak hastalıkla fark edilebileceğini ifade etmiştir. İnsan bir nimet elinden alınmadan onun değerini takdir edemiyor. Dolayısıyla “rahat bir nefes almak” dünyadaki en önemli nimetlerdendir. Şair herkesin az çok bildiği gerçeği şairane bir şekilde vurgulamıştır.

Ko bu ayş u işreti çün kim fenâdur âkibet
Yâr-ı baki ister isen olmaya tâat gibi

 (Bu yiyip içmeleri bırak, çünkü işin sonu fenadır. Eğer ebedi bir sevgili istersen ibadet gibisi yoktur.)

 İnsanın bu dünyada hayatını sürdürebilmesi için yemeye ve içmeye ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç fıtridir; fakat yaşamak için bir araç olan yeme içme ihtiyacı bir amaç haline getirildiğinde nefsin dizginini ele almak kolay olmaz. Peygamberimizin ‘’Hiçbir kişi midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır.’’ hadisi ve yemek yeme ile ilgili koyduğu ölçüler dairesinde yeme içme zararlı olmaz. Bu ölçü aşıldığında hem bedeni hem ruhi birtakım arazlar baş gösterecektir.  Kanuni’nin bırak dediği ‘’ayş u işret’’ ölçünün aşıldığı yemenin içmenin bir amaç haline getirildiği bir durumdur. Hedonist bir hazla yeme içme bırakılması gereken bir davranıştır. Şair burada bunu bırak; çünkü sonu fenadır derken de hem sınırsız yeme içmenin sağlığı bozmasından bahseder ki bu dünyaya ait bir durumdur. Bir de akıbetin fena olması insanın geçici olduğunu ve öleceğini anlatır ki bu da ahirete yönelik bir anlamdır. Şair burada her iki anlamını kastederek kullanmış ve sanatını konuşturmuştur. Yani yeme içme konusunda sınırsız bir iştah duymanın sonu hem bu dünyada hem öbür dünyada fenadır. İkinci mısrada ise eğer ebedi bir sevgili istersen ibadet gibisi yoktur derken de birinci mısrada dünyevi hazlardan uzaklaşmasını öğütlediği insana bu hazları uhrevi olarak elde edebilmesinin yolunu gösteriyor. Geçici dünya hayatının zevklerinden vazgeç ve ibadet ederek ‘’yar-ı baki’’ye ulaş diyor şair.

 Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sâat gibi
(Ömrünün sonu ve günleri kumlar sayısınca olsa da bu feleğin şişesinin içinde bir saat gibi gelmez.)

İnsan bu dünyaya belirli müddet için gönderilmiştir ve ecelin ne zaman geleceği konusunda bir bilgisi yoktur. Bu konu gaybi bir bilgidir. Kuran-ı Kerimde kıssası geçen Hz. Nuh’un 1300 yıl yaşadığı rivayet edilir. Günümüzle kıyaslandığında oldukça uzun bir ömürdür; fakat ne kadar uzun olursa olsun sayılı olan her şey bitmeye mahkum olduğu gibi her insanın ömrü de sonlanmak üzere yaratılmıştır. Ayette Allah: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" dedi.  "Bir gün ya da bir günün bir kısmı kadar kaldık. Hesabını tutanlara sor" dediler. Sadece az bir süre kaldınız. Keşke o zaman bunu kavramış olsaydınız." der. Şair burada ömrün günlerini kum saatinden akan kumlara; feleği de kum saatinin dışındaki cama benzetmiştir. İnsanın ömrü kumlar kadar çok olsa da bu felek şişesinin içinde bir saat gelmez derken ayette de geçen dünya hayatının kısalığına ve göreceliliğine işaret etmektedir.

Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdur
Olmaya baht u saâdet dünyada vahdet gibi

(Saltanat dedikleri yalnızca bir dünya kavgasıdır, dünyada vahdet gibi talih ve mutluluk yoktur.)

Dünyada hüküm sürmeyi ancak dünyevi hayata yönelik bir kavga olarak nitelemiştir şair. Nitekim devlet yönetmek, fetihler, diğer ülkelerle ilişkiler bir nevi bu dünyada gücü elde etmek yani saltanat için girişilen kavgalardır. Bu kavgalar dünyaya ait olduğu için insanı tatmin etmemektedir. Bu dünyadaki saadet ancak vahdetle yani birlikle mümkündür. Vahdet yalnızlık, teklik anlamına gelirken aynı zamanda tasavvufi olarak her şeyde Allah’ın varlığını birliğini temaşa etmek anlamına da gelir. Dünyada her şeyde Allah’ın varlığını görmekten daha büyük talih yoktur şaire göre.

Ger huzûr itmek dilersen ey Muhibbî fâriğ ol
Var mıdur vahdet makâmı gûşe-i uzlet gibi

(Ey Muhibbî, eğer huzurlu olmak istersen (her şeyden) vazgeç, elini eteğini çek; (çünkü) uzlet köşesi gibi yalnızlık makamı bulunmaz.

Şair bu beyitte eğer huzurlu olmak istiyorsan her şeyi bırak diyor. Tasavvufta ‘’terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hesti, terk-i terk)  gibi makamlarda insanın ahiret yolculuğu için gerekli olan dünyayı, ahireti, varlığı hatta terki bile terk etmek gerektiği vurgulanır. İnsan bu mertebelerden geçerek huzura varır. Şairimiz de eğer huzurlu olmak istiyorsan dünyaya ait her şeyi bırak derken bu tasavvufi yoldan bahsediyor. Uzlet köşesine çekilerek vahdet makamına ulaş diyerek hem kendine hem okuyanlarına uzlet makamına ulaşmayı nasihat ediyor. Uzlet; nefisten, nefsin hallerinden ve bir kişiyi Allah’tan uzaklaştıracak her şeyden ayrı kalmaktır. Nefsinden sıyrılarak Allah’ın birlik sırrına ulaşılabileceğini anlatıyor. Şair tüm şiirinde kendi manevi macerasına, arayışına, hislerine herkesi ortak ediyor. Onun bize ders veren en önemli mısrasıyla bitirelim.

 “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. “

 Selametle...

 

 

 

 

Etiketler : Sümeyye Öztaş Yazar Köşe Yazarı Kanuni
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

22 saat önce
Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının batı kesimlerden başlayarak hissedilir derecede düşeceğini açıkladı.

22 saat önce
Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Yeni Zelanda’nın 2025/2026 sezonu süt üretimi verilerine ilişkin kapsamlı bir analiz paylaştı.

22 saat önce
Yorumlar

Other Posts
06.11.2026 - KENDİNDEN KAÇARKEN KENDİNE YAKLAŞMAK 30.10.2026 - YOLUMUZ GURBETE DÜŞTÜ 23.10.2026 - YOL VE VUSLAT 16.10.2026 - YOL VE MENZİL 09.10.2026 - YOL VE HİKÂYE 02.10.2026 - YOL VE İSTİKAMET 25.09.2026 - YOL VE KÖR NOKTA 18.09.2026 - YOL VE ÇİLE 11.09.2026 - YOL VE GÖLGE 04.09.2026 - YOL VE YAREN 28.08.2026 - YOL VE AZIK 21.08.2026 - YOL VE BEKLENTİ 14.08.2026 - YOL VE KONTROL 07.08.2026 - YOL VE ÖFFFKE 31.07.2026 - YOL VE ACELE 24.07.2026 - YOL VE YÜK-SEKLİK 17.07.2026 - YOL VE YÜK 10.07.2026 - YOL VE RÜZGÂR 03.07.2026 - YOL VE YOLCU 26.06.2026 - EŞİĞİN ÖTESİ 19.06.2026 - GECİKMENİN RAHMETİ 12.06.2026 - ASKIDA KALMAK 05.06.2026 - ZAMANIN KIYISINDA 29.05.2026 - UÇURTMAYA KÜSMEK 22.05.2026 - SEN UÇUŞU HATIRLA 15.05.2026 - KUTSAL ARAYIŞ 08.05.2026 - KENDİ OLMA CESARETİ 06.02.2026 - KI-RIL-MA 30.01.2026 - BALTANIN DEĞDİĞİ YER 23.01.2026 - HİÇ 16.01.2026 - HZ. İNSAN 09.01.2026 - ALGI KAFESİ 02.01.2026 - DAMLANIN SADAKATİ 26.12.2025 - AFTAN ÖTE: FAİLİN SİLİNDİĞİ YER 19.12.2025 - NOKSAN DA OLUR 12.12.2025 - ÖZE YOLCULUK 05.12.2025 - KOŞMADAN VARMAK 28.11.2025 - KABUĞUN ÇATLADIĞI YER 21.11.2025 - İNCİNME ÂŞIK 14.11.2025 - KADERİN DANTELASI 07.11.2025 - TEVEKKÜL VE ‘’BU BÖYLEDİR’’ KONFORU 31.10.2025 - YOL AYRIMI 24.10.2025 - EL DEĞMEMİŞ SEVDALAR 17.10.2025 - ARAYIŞ VE İÇİMİZDEKİ PUTLARI KIRMAK 10.10.2025 - YA TAHAMMÜL YA SABIR 03.10.2025 - YETİM KALMIŞ DUYGULAR 26.09.2025 - Nefsin Uzun Soluklu Yolu 19.09.2025 - AŞKIN ELİNDEN 12.09.2025 - YAZININ TANIKLIĞI 04.09.2025 - YALNIZLIKLA BARIŞMAK 20.08.2025 - YARIM KALANLAR 27.12.2024 - ASLA DÜŞÜNME! 21.09.2024 - SÖZÜN BÜYÜSÜ 12.09.2024 - En ‘’NARİN’’ Yerimizden Kırdılar 25.08.2024 - YAŞAMAK SANCISI 09.03.2024 - SU KASİDESİ'NDEN SEÇME BEYİTLER 17.02.2024 - İÇİMDEKİ GURBET 12.02.2024 - BİR NEFES SIHHAT 11.02.2024 - ZAMANIN ÇARKLARI 11.02.2024 - UMUDA TUTUNMAK 11.02.2024 - YİTİK MONA’YA AĞIT 11.02.2024 - SEVGİ İKLİMİNİN NEVBAHARI 11.02.2024 - KÖR KUYU 11.02.2024 - KOR ATEŞ 11.02.2024 - GÖNÜL ŞAİRİ
ad image
ad image