Arama

                                                

Zamanın Unuttuğu Kibir

Yazar Soner Atabek Yazdı: Zamanın Unuttuğu Kibir

08/11/2026 16:12 | Son Güncelleme : 08/11/2026 23:17 | Soner Atabek


Zamanın Unuttuğu Kibir
ad image
ad image

Zamanın Unuttuğu Kibir

Hiç hayatınızda “Bundan hiçbir şey olmaz” dediğiniz ya da birilerinin size tam olarak böyle baktığını hissettiğiniz anlar oldu mu? Hatta daha da ötesi; zayıf görüldüğünüz için hakkınızda sessizce planlar yapıldığına, kestirmeden silinip atıldığınıza şahit oldunuz mu?

Gelin bugün biraz bunu konuşalım. İnsanoğlu olarak en büyük tuzağımız, bir insanın bugün durduğu yeri onun son durağı zannetmektir. Oysa hayat, arkasından hesaplar yapılıp “nasıl olsa kolay yem” diye bakılan insanların, günü geldiğinde en büyük dersleri verdiği sessiz bir sahnedir. Bu yazı; insanları bugünkü halleriyle tartıp kibre kapılanların, arkadan iş çevirmeyi marifet sananların ve zamanın o büyük, dönüştürücü gücünü unutanların düşeceği kaçınılmaz yanılgıya dair bir dertleşmedir. Gelip geçen anlara değil, insanın içindeki o durdurulamaz potansiyele birlikte bakalım...

Bir insanı bugün önemsiz ve kolay görüp kendi haline bırakan bir dünya, yıllar sonra karşısında başlangıçta tanıdığından bambaşka birini bulabilir. Çünkü insanın bugün ne olduğunu görmek, yarın ne olabileceğini bilmek değildir.

Günlük hayatta bunun pek çok örneğini görürüz: Dün mahalle arasında esnafın garip karşıladığı, “bostan korkuluğu” gibi bakıp geçtiği genç bir adamın, yıllar sonra ülkenin en yetkin mühendislerinden biri olarak aynı kasabaya dönmesi ve o gün ona kapıyı kapatanların yüzüne bile bakmaması gibidir bu. Ya da iş yerinde köşeye sıkıştırılan, sessizliği zayıflık sanılan yeni mezun bir çalışanın, zamanla sessiz sedasız sivrilişini ve o gün onu harcamaya yeltenenlerin yöneticisi koltuğuna oturuşunu izlemek... İnsanların en büyük yanılgısı, başkalarının kendileri hakkında verdikleri hükümlere uygun yaşamaya devam edeceklerini sanmalarıdır.

Oysa Fârabî, insanın potansiyel akıldan fiilî akle geçiş süreçlerinde insanın özünün sabit olmadığını, bilginin ve iradenin insanı sürekli yeni bir mertebeye taşıdığını söyler. İnsan, bugünkü donanımıyla sınırlı bir varlık değildir.

Bazı insanlar zaman geçtikçe tükenirken bazıları her geçen gün daha fazla öğrenir, gelişir ve güçlenir. İşte insanları yalnızca bugünkü halleriyle değerlendirenlerin en büyük yanılgısı da budur; zamanın herkesi aynı insan olarak bırakacağını sanmaları.

Buda’nın “Her an nehirde iki kez yıkanılmaz” öğretisi tam da bunu anlatır: Hayat ve insan durmaz, akar, dönüşür. Dün zayıf olan zihin, bugün acıyla pişerek çelik gibi sertleşmiştir. Sen ise hâlâ dünkü nehrin kıyısında balık avladığını sanırsın.

Bir insanın bugün ne olduğunu görüp yarın ne olabileceğini hesaba katmıyorsan, insanı değil, yalnızca bulunduğu anı tanıyorsun demektir. Oysa zaman, aynı insanı sana defalarca yeniden tanıtabilir. Bir insanı tanıdığını düşünüyorsan, aslında onun yalnızca geçmişini tanıyorsundur. Çünkü insanın gelecekte neye dönüşeceğini bugünkü davranışlarından bütünüyle çıkaramazsın.

Zamanın en büyük sürprizi, aynı insanın sana hiç tanımadığın biri olarak dönmesidir. Ne var ki kibir insanı kör eder; başkalarını küçük görmeyi, arkasından planlar yapıp onları alt edeceğini sanmayı bir marifet zannederler. Ofis köşelerinde, salonlarda ya da sosyal ilişkilerde birinin kuyusunu kazarken “zaten ondan bir şey olmaz” rahatlığıyla hareket edenler, aslında kendi cehaletlerinin mezarını kazarlar.

Zamanın bu akışkanlığını en güzel İbnü'l-Arabî’nin Vahdet-i Vücut ve teceddüt-ü emsal (her an yeniden yaratılış) düşüncesinde görürüz. Evrende ve insanda hiçbir an, bir önceki anın aynısı değildir. İnsan her nefeste yeniden yaratılırken, sen hangi akılla onu dünkü vasıfsız haliyle dondurup saklamaya çalışırsın?

Bugün kolayca yenebileceğini, arkasından iş çevirip harcayabileceğini sandığın bir insanı, yıllar sonra aynı kolaylıkla yenebileceğini düşünüyorsan zamanı hiç anlamamışsın demektir. Çünkü sen onunla son karşılaştığın günü hatırlarken, o günden sonra yaşadığı her acı, okuduğu her kitap, yediği her darbe onu dönüştürmüş, bileylemiştir.

Mevlânâ’nın dediği gibi:

"Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek isterdim. Bugün bilgeyim, kendimi değiştirdim."

İşte karşındaki insan da belki bugün senin fark edemediğin bir sessizlik içinde kendini inşa etmektedir. O, senin hakkında verdiği kararı hiç bilmeden bile o kararın çok ötesine geçebilir.

Zaman senin verdiğin hükme bağlı değildir. Sen masada onun biletini keserken, o çoktan başka bir menzile doğru yola çıkmıştır. İnsan değiştiğinde, onun hakkında verdiğin hüküm de eskidir, hükmünü yitirmiştir.

Yunus Emre’nin diliyle söylersek:

"Herdem yeniden doğarız, bizden kim usanası."

İnsanları küçümseyen, basit gören, onları harcanacak birer piyon gibi planlayanlar; yıkmaya çalıştıkları o gönlün ve insanın, zamanın çarkında nasıl devasa bir dağa dönüştüğünü gördüklerinde sığınacak bir gölge bile bulamazlar. Çünkü tanrısal nizam, kimseyi dünkü kabuğunda bırakmaz; sabrı, çileyi ve öğrenmeyi mesh edineni mutlaka yüceltir.

Özetle; masalarda biçtiğiniz kaftanlar, arkadan çevirdiğiniz dolaplar, “nasıl olsa harcarım” dediğiniz o kibirli hesaplar yalnızca birer yanılgıdan ibaret. Çünkü hayat, kibirle bakanların gözleri önünde, hor gördüklerinin ellerinde yeniden kurulur. Bugün küçümsediğin o insanın yarın hangi fırtınayla döneceğini bilemezsin. Zamanın çarkı kurnazların değil, sessizce pişip olgunlaşanların lehine döner.

O yüzden, bir insan hakkında hüküm vermeden önce durun ve kendi kibrinize bakın. Unutmayın ki; bugün harcamaya yeltendiğiniz o insan, yarın hayatınızın en büyük hakikatiyle karşınıza dikildiğinde, geriye yalnızca kendi ellerinizle kazdığınız o daracık kibir mezarı kalacaktır.

Ne dersiniz; belki de bugün “basit” gördüklerinize yeniden bakmanın, zamanın asıl sahibine saygı duymanın tam vaktidir?

Yazar Soner Atabek

soneratabek@bilgigazetesi.org

Etiketler : Soner Atabek Yazar Makale Eğitim Bilim İnsan Toplum Siyaset SonDakika Haber Haberler
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Zamanın Unuttuğu Kibir

Zamanın Unuttuğu Kibir

Yazar Soner Atabek Yazdı: Zamanın Unuttuğu Kibir

7 saat önce
KENDİNDEN KAÇARKEN KENDİNE YAKLAŞMAK

KENDİNDEN KAÇARKEN KENDİNE YAKLAŞMAK

Sümeyye Öztaş

2 gün önce
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 2026 ABD ara seçim sonuçlarını tarım ekonomisi ve kırsal seçmen dinamikleri üzerinden analiz etti.

3 gün önce
Yorumlar

Other Posts
08.11.2026 - Zamanın Unuttuğu Kibir 23.10.2026 - Bütün Yollar Nereye Çıkıyor? 10.10.2026 - Tüm Kapılar Kapandığında Açılan O Tek Yol 26.09.2026 - Yorulmadın mı Her Şeyle Savaşmaktan? 19.09.2026 - Yol, Dua ve Şifa 13.09.2026 - Kendinden Kaçarken Kendine Varmak 29.08.2026 - Sahip Olduklarımızın Sahibi Midir İrademiz? 22.08.2026 - Kazandım Derken Ne Bıraktın Arkanda? 15.08.2026 - Kendi Kendine Geç Kalma 01.08.2026 - Kapılar Kapandığında Kimsin? 25.07.2026 - Kendi Yalnızlığına Hoş Geldin 18.07.2026 - Kapı Aslında Hiç Kapanmadı: Modern Zamanlarda Hakikate Uyanmak 11.07.2026 - İÇİNDEKİ SULTAN 04.07.2026 - İçerideki Kapıları Kapatmak: En Büyük Özgürlük 27.06.2026 - Hakikatin Soğuk Çıplaklığı: Bizi Ayakta Tutan O Sancılı Bağ 19.06.2026 - Kalabalıktan Uzak, Hakikate Yakın 13.06.2026 - Büyük Kapılardan Önce Geçilen Dar Yollar 06.06.2026 - Görünmeyen Güven ve Kalbin Evi 30.05.2026 - Ruhun Özgürlük Yürüyüşü 23.05.2026 - Karakteri Hür Olanı Hangi Korkuyla Yeneceksiniz? 16.05.2026 - Zamanın Sessiz Bilgisi ve Kaderle Yeniden Tanışmak 09.05.2026 - Korku Panayırında Uyanmak 01.05.2026 - Kaderin Kapısını Kalbiyle Çalanlar 06.02.2026 - Kaybederken Kendini Bulmak: En Güzel Yenilgi 24.01.2026 - Aynadaki Yüzümüz 09.01.2026 - Asanın Kırıldığı Yer 26.12.2025 - Aidiyetin Sessiz Çöküşü 06.12.2025 - Büyük Davaların Yuttuğu Vicdan 07.11.2025 - Kul Olanın Boyun Eğmezliği 26.10.2025 - AH BURSAM... GÖNLÜMÜN YARASI 17.10.2025 - Bizi Bize Bırakmıyorlar 03.10.2025 - Hani O Efendi, Namuslu Ülke Nerede? 24.09.2025 - Hizmetkâr Olması Gerekenler Efendi Oldu! 13.09.2025 - Vicdanın Enkazı 07.09.2025 - Kötülüğün Sıradanlığına Alışmak: Vicdanımız Nereye Gidiyor? 03.09.2025 - Ateş Çemberinin Kenarında 24.08.2025 - Liyakatsizliğin Acı Faturası 15.08.2025 - Kalbimiz Neden Sustu? 07.08.2025 - Kendimize Söylediğimiz Yalanlar 27.07.2025 - Hayat Filminde Sen Yönetmensin 22.07.2025 - Yaşamak Diye Bir Korku Var İçimizde... 12.07.2025 - Hayatımın En Zor Yazısı... 23.06.2025 - Uygarlığın Kanlı Çelişkisi 12.06.2025 - Suskunluğun Ferhanesi 31.05.2025 - Kötülere İyi Demenin Bedeli 25.05.2025 - Koltuk Mu İnsan Mı? Masanın İki Yüzü ve Onur Sınavı 21.05.2025 - Allah Bizi Duyuyor mu? Kalbin Sessiz Çığlıkları 17.05.2025 - Kalbi Kırık Aynalar: Kaybolan Güvenin Gölgesinde 09.05.2025 - Cenneti Cehennemde Aramak! 02.05.2025 - Yorgun Kalplerin Sessiz Çığlığı 25.04.2025 - Kalplerimiz Neden Çoraklaştı? 16.04.2025 - Ödünç Alınan Hayatlar 21.02.2025 - İyilerin Kenarda Kaldığı Türkiye 05.01.2025 - Sahte Dünya Oyunları 24.11.2024 - Asla Düşünme! 01.11.2024 - "Eğitim Sistemimiz: Bizi Hangi Hayvana Benzetiyor?" 17.10.2024 - Vur Vatandaşın Sırtına! 21.09.2024 - Gerçekten Din Kardeşi miyiz? 12.09.2024 - Bize Ne Oluyor? 24.08.2024 - Biz neden bu kadar beceriksiziz? 08.08.2024 - Öfkeli insanlar ülkesi! 18.07.2024 - Kaosu Ve Ölümü Kim Çağırıyor? 11.07.2024 - Çürümenin sonu hep aynıdır, yok olmaya mahkûmdur! 02.06.2024 - Harese 17.05.2024 - Bu Ülkeye Ne Oldu Böyle? 10.05.2024 - Kimse Unutamaz! 23.04.2024 - Türkiye'nin Trajikomik Hayatı 13.04.2024 - Çocuklarımızı Kim Ateşin İçine Atıyor? 04.04.2024 - Neden Öldürüyoruz? 24.03.2024 - Türkiye Yorgun mu? 15.03.2024 - ‘’İncinmişsin’’Dedi 09.03.2024 - Değerlerini Kaybeden Bir Toplum 17.02.2024 - DIŞ GÜÇLER 12.02.2024 - Aydınlık ile karanlığın kavgası 11.02.2024 - UMUTLA BAK 11.02.2024 - ÜLKEMİ ÖZLÜYORUM 11.02.2024 - SÜRÜDEN AYRILMAK 11.02.2024 - KÖLELERE İYİ DAVRANIN 11.02.2024 - İŞİ EHLİNE VERMEK 11.02.2024 - ÇAĞDAŞ KÖLELİK 11.02.2024 - BU YOL BİZİ KAVGAYA GÖTÜRÜR 11.02.2024 - BEN NE YAPIYORUM 11.02.2024 - BEN NE DERSEM O 11.02.2024 - BEDELİNİ ÖDEYENLER 11.02.2024 - AH BURSAM AH!
ad image
ad image