Arama

                                                

YOL VE İSTİKAMET

Edebiyatçı Yazar Sümeyye Öztaş Yazdı: YOL VE İSTİKAMET

02/10/2026 17:25 | Son Güncelleme : 05/11/2026 15:41 | Sümeyye Öztaş


YOL VE İSTİKAMET
ad image
ad image

YOL VE İSTİKAMET

İnsan çoğu zaman hayatın en büyük meselesini bir yol bulmak zanneder.

Doğru işi bulmak…

Doğru eşi bulmak…

Doğru şehri, doğru zamanı, doğru fırsatı…

Oysa insan bazen yolu bulur.

Ama o yolda kalamaz.

Asıl mesele, istikamettir. Belki de bu yüzden inanmış bir ruh günde defalarca aynı duayı tekrar eder:

‘’İhdinâ’s-sırâtal-müstakîm…’’

(Bizi dosdoğru yola ilet.)

İnsan bu ayeti her okuyuşunda yalnızca yol istemez. Çünkü insan bazen yolu bilir; fakat o yolda kalabilmek için her gün yeniden ilahi hidayete muhtaçtır. Asıl istediği, o yoldan sapmamaktır. Zira yolu bulmak ve yola çıkmak bir başlangıçtır; istikameti koruyabilmek ise ömür boyu sürecek bir sebat imtihanıdır.

Belki de bu dua, yolu bilmeyenlerin değil; yolunu sahiplenenlerin ve onu kaybetmekten korkanların duasıdır.

İstikamet, yalnızca hangi yöne yürüdüğün değildir. Seni savuran rüzgârlara rağmen yönünü kaybetmemendir. Çünkü hayat insanı sadece yürütmez; aynı zamanda sınar. Eleklerden geçirir, dağlardan aşırır, fırtınalarla sarsar.

Bazen nimetle, bazen yoklukla… Bazen makamla, bazen acizlikle… Bazen alkışla, bazen yalnızlıkla sınar.

Her imtihan insanın yönünü değiştirebilecek görünmez bir rüzgârdır. İnsan çoğu zaman büyük günahlarla değil, küçük sapmalarla yolunu kaybeder. Biraz kibir, biraz öfke, biraz hırs, biraz dünya telaşı… Ve farkına varmadan yön ufak ufak sapmaya başlar.

Denizde ilerleyen bir gemi düşünelim. Kaptan rotayı yalnızca yolculuğun başında belirleyip dümeni kendi hâline bırakmaz. Çünkü deniz durmaz. Rüzgârın yönü değişir. Akıntılar gemiyi görünmeden sürükler. Dalgalar yükselir. Bu yüzden kaptan sürekli rotasını kontrol eder. Çünkü bilir ki birkaç derecelik küçük bir sapma bile, uzun yolculuğun sonunda gemiyi bambaşka bir kıyıya ulaştırabilir.

Kalp de böyledir. İnsan bir istikamet belirler; sonra o istikametin üzerinde sabit kalabilmek için her gün yeniden yönünü kontrol etmek zorundadır.

Belki de bu yüzden Peygamber Efendimiz (sav), masum olduğu ve yolun pusulası olduğu hâlde sık sık şöyle dua ederdi:

‘’Ya Mukallibe’l-kulûb, sebbit kalbî alâ dînik.’’

(Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.)

Bu dua ilk başta şaşırtıcı gelir. Çünkü bunu söyleyen Allah’ın elçisidir. Fakat tam da bu yüzden öğreticidir. Demek ki mesele doğruyu bilmek değildir. Doğru üzerinde sebat edebilmektir. Çünkü kalbin tabiatında dönmek vardır. Nitekim ‘’kalp’’ kelimesinin kökü de dönüşü, değişmeyi ve başkalaşmayı ifade etmektedir.

İnsan bir gün teslimiyetin doruklarında hissedebilir kendini.

Ertesi gün vesveselerin kucağında imanını sorgulayabilir.

Bir gün hakikati hakka’l- yakîn görürken; başka bir gün nefsinin sesi hakikatin önüne geçebilir.

Bir gün gönlü semalara yükselirken ertesi gün kalbi kararıp, bakışı bulanabilir.

Nitekim Sahabeden Hanzala bir gün telaşla Resûlullah’ın yanına gelerek:  ‘’Ya Resûlullah! Hanzala münafık oldu’’ dedi. Çünkü peygamberimizin sohbet meclisinde hissettiği manevi hâli, gündelik hayatına dönünce aynı yoğunlukta hissedemiyordu. Peygamberimiz (s.a.v) ise bunun insan fıtratının bir parçası olduğunu, kalbin her an aynı hâl üzere kalmayacağını anlattı.

Yunus’un diliyle:

‘’Hak bir gönül verdi bana

Ha demeden hayran olur.

Bir dem gelir şâdi olur.

Bir dem gelir giryân olur.’’

İnsanın gönlü, kalbi, nefsi, aklı her dem bir karar üzere kalmaz. Sürekli değişir ve dönüşür. Bu yüzden insan pusulasını her zaman hak üzere yeniden ayarlamalıdır. Fakat insanın kalbi ile arasına giren ve istikametten alıkoymak isteyen birçok engel bulunmaktadır.

Kur’an’da şeytanın sözü de bu yüzden dikkat çekicidir.

Allah’ın huzurunda şöyle der:

‘’Sonra onlara önlerinden arkalarından, sağlarından ve sollarında yaklaşacağım.’’

Şeytanın amacı insanı yoldan çıkarmaktır. Fakat bunun için türlü türlü hilelere başvurur. Çünkü herkes aynı yerden sapmaz. Kimi öfkesinden, kimi korkusundan, kimi sevgisinden, kimi mevkisinden, kimi yalnızlığından, kimi ibadetinden, kimi de yoluyla övünmesinden…

İnsanın istikametten sapabileceği yollar sayısızdır. Bu yüzden şeytanın amacı tektir. Nasıl olursa olsun insanı yönünden etmek.

Çünkü istikametini kaybeden yolcu, ne kadar hızlı yürürse yürüsün menziline ulaşamaz.

İnsan bazen büyük hatalar yapmadan da istikametini kaybedebilir.

İtaati devam eder. Sözleri yürekleri okşar. İnsanlar onu iyi bilir. Fakat niyeti yavaş yavaş değişmeye başlamıştır. Eskiden samimi bir kalple yaptığı şeyi artık insanların takdiri için yapar. Eskiden saf bir gönülle kendini adadığı işte önde görünmek ister. Eskiden hakikat için çırpınırken artık kendi haklılığının peşine düşer.

İnsan istikametini kaybettiğinde bunu her zaman fark etmez. Çünkü sapmalar çoğu zaman gürültülü değildir. Pusulasını kaybeden gemi de denizin ortasında hâlâ güvenle ilerlediğini zanneder. Çünkü yönünü kaybeden insanın ilk kaybettiği şey, yönünü kaybettiğini fark edebilme kabiliyetidir. Oysa hız, doğru istikamette olduğunu göstermez. İnsan en büyük yanılgıyı doğru yolda yürüdüğünü zannederken yaşar. Bu yüzden istikamet, yalnızca yürümek ve ilerlemek değil; zaman zaman durup yönünü yeniden kontrol edebilmektir.

İstikamet çoğu zaman büyük yol değişimleriyle değil, fark edilmeyen milimetrik kaymalarla bozulur. Bu yüzden insanın kendini sürekli muhasebe etmesi gerekir. Ben hâlâ aynı yöne aynı niyetle mi yürüyorum? Yoksa adımlarım devam ettiği hâlde yönümde sapmalar mı var?

İstikamet yalnızca büyük imtihanlarda değil; gündelik hayatın en küçük seçimlerinde de kendini gösterir. İnsan her imtihanda kalbinin hassas terazisini koruyamayabilir. İnandığı değerleri savunma konusunda her durumda aynı ahlakı, aynı merhameti, aynı adaleti taşıyamayabilir. Oysa istikamet kalbin en ince ayarını her şartta tutturabilmektir. Sadece nefse kolay gelen şeylerde değil; zor olan şeylerde de doğruyu seçebilmekte saklıdır istikamet. İnsan güçsüzken adaletten söz edebilir. Fakat onu gerçekten adil yapan, güç eline geçtiğinde neyi seçtiğidir. Çünkü insanın kalbinde gizlenen istikameti, en çok imkân sahibi olduğunda ortaya çıkar. Kalabalıklar içinde onay görmek için doğru davranmak kolaydır. Fakat insanın hakiki istikameti, kimsenin görmediği yerde de aynı ahlak üzere kalabilmesidir.

Hayat belki de bunun için başından sonuna bir imtihan yurdudur. Allah insana yolu göstermiş, istikameti tarif etmiş, menzili haber vermiştir. Fakat o yolu yürürken kulun iradesine karışmamıştır. Her tercih biraz da hangi safta olduğumuzu gösterir. Her sabır biraz daha yönümüzü belirler. Her vazgeçiş biraz daha rotamızı değiştirir. Ve insan ömrü boyunca aslında tek bir sorunun cevabını verir:

Yönün nereye dönük?

Nasıl ki ibadet ederken dünyanın neresinde olursak olalım sürekli kıbleye yöneliyoruz, kalbin de kıblesi vardır. İbadet ederken bedeni Kabe’ye çevirmek kolaydır; zor olan kalbi de Allah’a çevirebilmektir. İnsanın kalbi Hakk’a müteveccih olunca savrulsa da her dem yeniden kıblesini bulabilir.

Belki de istikamet, hiçbir zaman sapmamak değildir. Her savruluşta, her sapmada her kaymada tekrar yeniden kıbleye dönebilmektir. Çünkü pusulasını kaybetmeyen yolcu gibi, kıblesini yeniden bulmayı bilen kul da ne kadar gecikirse geciksin yolunu tekrar bulabilir.

İşte bu yüzden Kur’an, ‘’Fefirrû ilallah’’ (Öyleyse Allah’a kaçın.) diye seslenir. Çünkü bazen insan dünyadan değil; kendi nefsinden kaçar ve sonunda anlar ki kaçılacak tek kapı, firar edilecek tek sığınak Allah’tır. Ve en güvenli kaçış Rabb’e doğru olandır.

Belki de bu yüzden Fatiha her gün defalarca yeniden okunur.

Ve her yeni gün, yeni imtihanlara karşı taze bir istikamet ister.

Çünkü yol bir kere bulunur.

Ama istikamet her gün yeniden korunur.

Ve istikamet, kusursuz insanların yolu değildir; yönünü kaybettiğinde yeniden Hakk’a dönebilen insanların yoludur.

 ‘’İhdinâ’s-sırâtal-müstakîm…’’

(Bizi dosdoğru yola ilet.)

Yol boyunca istikametini kaybedenlerden değil; her savruluşta kıblesine dönebilenlerden olabilmek duasıyla…

Sümeyye Öztaş

Etiketler : Yol ve İstikamet Yunus Emre Fatiha Suresi Bilgi Gazetesi deneme Sümeyye Öztaş
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

SON DURAĞIN AYNASI

SON DURAĞIN AYNASI

Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI

23 saat önce
Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji’den Türkiye Genelinde Alarm: Sıcaklıklar Aniden Düşüyor, Zirai Don ve Sağanak Uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Türkiye genelinde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının batı kesimlerden başlayarak hissedilir derecede düşeceğini açıkladı.

23 saat önce
Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Uzmanı Ergin Kahveci’den Yeni Zelanda Analizi: Süt Üretiminde Rekor Geldi

Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, Yeni Zelanda’nın 2025/2026 sezonu süt üretimi verilerine ilişkin kapsamlı bir analiz paylaştı.

23 saat önce
Yorumlar

Other Posts
06.11.2026 - KENDİNDEN KAÇARKEN KENDİNE YAKLAŞMAK 30.10.2026 - YOLUMUZ GURBETE DÜŞTÜ 23.10.2026 - YOL VE VUSLAT 16.10.2026 - YOL VE MENZİL 09.10.2026 - YOL VE HİKÂYE 02.10.2026 - YOL VE İSTİKAMET 25.09.2026 - YOL VE KÖR NOKTA 18.09.2026 - YOL VE ÇİLE 11.09.2026 - YOL VE GÖLGE 04.09.2026 - YOL VE YAREN 28.08.2026 - YOL VE AZIK 21.08.2026 - YOL VE BEKLENTİ 14.08.2026 - YOL VE KONTROL 07.08.2026 - YOL VE ÖFFFKE 31.07.2026 - YOL VE ACELE 24.07.2026 - YOL VE YÜK-SEKLİK 17.07.2026 - YOL VE YÜK 10.07.2026 - YOL VE RÜZGÂR 03.07.2026 - YOL VE YOLCU 26.06.2026 - EŞİĞİN ÖTESİ 19.06.2026 - GECİKMENİN RAHMETİ 12.06.2026 - ASKIDA KALMAK 05.06.2026 - ZAMANIN KIYISINDA 29.05.2026 - UÇURTMAYA KÜSMEK 22.05.2026 - SEN UÇUŞU HATIRLA 15.05.2026 - KUTSAL ARAYIŞ 08.05.2026 - KENDİ OLMA CESARETİ 06.02.2026 - KI-RIL-MA 30.01.2026 - BALTANIN DEĞDİĞİ YER 23.01.2026 - HİÇ 16.01.2026 - HZ. İNSAN 09.01.2026 - ALGI KAFESİ 02.01.2026 - DAMLANIN SADAKATİ 26.12.2025 - AFTAN ÖTE: FAİLİN SİLİNDİĞİ YER 19.12.2025 - NOKSAN DA OLUR 12.12.2025 - ÖZE YOLCULUK 05.12.2025 - KOŞMADAN VARMAK 28.11.2025 - KABUĞUN ÇATLADIĞI YER 21.11.2025 - İNCİNME ÂŞIK 14.11.2025 - KADERİN DANTELASI 07.11.2025 - TEVEKKÜL VE ‘’BU BÖYLEDİR’’ KONFORU 31.10.2025 - YOL AYRIMI 24.10.2025 - EL DEĞMEMİŞ SEVDALAR 17.10.2025 - ARAYIŞ VE İÇİMİZDEKİ PUTLARI KIRMAK 10.10.2025 - YA TAHAMMÜL YA SABIR 03.10.2025 - YETİM KALMIŞ DUYGULAR 26.09.2025 - Nefsin Uzun Soluklu Yolu 19.09.2025 - AŞKIN ELİNDEN 12.09.2025 - YAZININ TANIKLIĞI 04.09.2025 - YALNIZLIKLA BARIŞMAK 20.08.2025 - YARIM KALANLAR 27.12.2024 - ASLA DÜŞÜNME! 21.09.2024 - SÖZÜN BÜYÜSÜ 12.09.2024 - En ‘’NARİN’’ Yerimizden Kırdılar 25.08.2024 - YAŞAMAK SANCISI 09.03.2024 - SU KASİDESİ'NDEN SEÇME BEYİTLER 17.02.2024 - İÇİMDEKİ GURBET 12.02.2024 - BİR NEFES SIHHAT 11.02.2024 - ZAMANIN ÇARKLARI 11.02.2024 - UMUDA TUTUNMAK 11.02.2024 - YİTİK MONA’YA AĞIT 11.02.2024 - SEVGİ İKLİMİNİN NEVBAHARI 11.02.2024 - KÖR KUYU 11.02.2024 - KOR ATEŞ 11.02.2024 - GÖNÜL ŞAİRİ
ad image
ad image