Solak Olmak: Sağlaklar İçin Tasarlanmış Bir Dünyada Görünmez Bir Yük
Yazar Amine Demir Yazdı: Solak Olmak: Sağlaklar İçin Tasarlanmış Bir Dünyada Görünmez Bir Yük
10/10/2025 17:33 | Son Güncelleme : 05/11/2026 20:18 | Haber Merkezi
Solak Olmak: Sağlaklar İçin Tasarlanmış Bir Dünyada Görünmez Bir Yük
Değerli okuyucularım, bugün çoğumuzun farkında bile olmadığı, ancak dünya nüfusunun küçük bir azınlığının her gün derinden hissettiği bir konuya, solak olmanın zorluklarına ışık tutacağız. Sağlaklar için tasarlanmış bir dünyada yaşamanın getirdiği görünmez yükleri, kültürel önyargıları ve kişisel mücadeleleri ele aldığımız bu yazıda, 'solaklık' algısının dilimizden dinimize nasıl işlediğini görecek ve bir azınlık olmanın getirdiği bitmeyen uyum sağlama mücadelesini sorgulayacağız.
Dünya nüfusunun yaklaşık %90'ının sağlak olduğunu düşündüğümüzde, sadece yaklaşık %10'luk solak azınlığın aslında sağlaklar için tasarlanmış bir dünyaya uyum sağlamak zorunda kaldığını söyleyebiliriz. Bunu, akıntıya karşı sürekli ters yöne yüzmek gibi düşünebiliriz. Sağlaklar için otomatik olan birçok eylemde, solaklar ekstra bir zihinsel çaba harcamak zorunda kalıyor ve bu süreklilik, günlük yaşamda görünmez bir yüke dönüşebiliyor.
Günlük Hayatın Küçük Ama Yorucu Engelleri
Kapı kolunu çekmeli mi yoksa itmeli mi gerektiği üzerinde düşünen o kişi, makası her kullandığında canı acıyan, konserve kapağıyla dertli olan, şemsiyeyi her defasında zorlanarak açıp kapatan... İş ve teknik (el işi) dersinde mukavvayı kesmek için maket bıçağını doğru şekilde tutamayan, matkap kullanırken panik olmadan zaman kaybetmeden o düğmeyle savaşan... Gitarı çalmak için çevirmeden o enstrümanın hakkını veremeyen, saçını toplarken basit bir saç aksesuarını takmak için bile ekstra çaba harcayan... Trafikte vites kolunu değiştirirken eğilip bükülmeden kullanamayan, bilgisayar kullanırken mouse'u rahatsız hissetmeden, parmağını ve bileğini zorlamadan kullanamayan... Cezveyi kahve fincanına dökerken tepsiye akıtmamayı başarmaya çalışan, matematik dersinde pergelle doğru açılarda daireler çizemediği için azar işiten... Yemek ve toplantı masalarında başkalarını rahatsız hissettirmemek adına masanın sol ucunda oturmak zorunda kalan...
Solaklar olarak karşılaştığımız bu küçük engelleri aşmak, aslında sağlakların hiç düşünmek zorunda kalmadığı bir uyum sağlama mücadelesinin ta kendisidir.
Dilde ve Kültürde Kötülükle İlişkilendirme
VE BUNUNLA DA BİTMİYOR!
Bütün dillerde solaklık, maalesef hep kötülükle iç içe geçmiş.
-
Sağ gösterip sol vurmak deyimi: Birine hiç beklemediği yönde zarar vermek.
-
Sol tarafından kalkmak deyimi: Aksiliği, huysuzluğu üzerinde olmak / iyi günde olmamak / işleri ters gitmek.
-
Sağ elin verdiğini sol elin görmesin sözü: Birine yaptığın iyiliği gizli tut anlamında kullanılır.
VE KİMSE BU SÖZLERİN SOLAKLARI GÜCENDİRECEĞİNİ HESABA KATMAMIŞTIR.
Latince'de sol anlamına gelen "sinister" kelimesi, zamanla "uğursuz, kötü niyetli" anlamına kaymıştır. Fransızcada sol anlamına gelen "gauche" kelimesi, "beceriksiz, sakar" anlamını taşır. Latincede dexter (sağ el) gücü, doğruluğu, bereketi ve ilahi lütfü temsil ederken; sol el ise genellikle kirlilik, kurnazlık, sahtekârlık veya şeytanla ilişkilendirilmiştir.
Hristiyanlıkta ahiret tasvirinde iyi insanlar sağ tarafta, lanetlenmişler ise sol tarafta gösterilir. İslam'da ise sol el, temiz olmayan işler için kullanılır. Solaklık algısı, dilin içinde yerleşen uğursuzluk ve beceriksizlik çağrışımları ile güçlenmiştir. Bütün dinlerde sol taraf, kötülük ve şeytanla özdeşleştirilirken; sağ taraf ise iyilik ve doğrulukla eşleştirilmiştir.
VE KİMSE BU DÜŞÜNCELERİN SOLAKLARI GÜCENDİRECEĞİNİ HESABA KATMAMIŞTIR.
Dini Dayatmalar ve Kişisel Travma
VE BUNUNLA DA BİTMİYOR!
"Solak olmak günah mı?" şeklinde Diyanet'in ve dini sayfaların açıklamalarını görmüşsünüzdür: "Eğer mümkünse birisi isterse sol elini kullanmayı bırakabilir, sağ elle yemeye başlayabilir, siz de çocuklarınızı sağ elini kullanmaya alıştırın..." gibi açıklamaları okuyacak ve duyacaksınızdır.
Bir solak olarak bu sınavı küçük yaşta ben de verdim. Yemek için kaşık sağ elime verildiğinde, yazmam için kalemi sağ elle kullanmaya zorlandığımda, bunun doğrudan dilime etkisini küçük yaşımda anlamamıştım... Zaman zaman konuşurken takılmam, bazen kekelemem ve bazen de hiç konuşmak istememem... Bunu hâlâ hatırlıyorum.
İyi haber: Öğretmenimin rehberliğiyle bir nebze de olsa rahat bırakılmıştım. Yine de tamamen çözülmüş bir durum değil. Sol elimi her kullandığımda, yaptığım her şeyin yanlış olduğu ve cezalandırılması gerektiği hissine kapılıyordum. Çünkü biri içten gelen, doğru hissettiren; diğeri ise öğretilen ve dayatılan doğruydu. Ne zaman o "yanlış" (sol) elimi seçsem, içimdeki bir ses, doğruyu yanlış yapma cüretimden dolayı beni yargılıyordu.
İşte bu, hayatımın küçük bir anında dahi olsa solak olmak ile sağlak olmak arasındaki bitmeyen, yorucu mücadeleyi başlatıyordu.
Azınlık Olmak Kaderimiz mi?
Peki, solak bireylerin günlük hayatta ve eğitimde daha rahat etmesini sağlayacak daha fazla gelişmeye, daha fazla farkındalığa ihtiyaç yok mu? Azınlık kısmında kaldığımız sürece göz ardı edilmeye mahkûm muyuz?
Sizce de yeterince gücenmedik mi?
Değerli okuyucularım, solak bireylerin yaşadığı bu görünmez zorlukları anlamak ve günlük hayatımızdaki küçük detaylarda bile bu durumu düşünerek empati geliştirmek, daha kapsayıcı bir dünya için atılacak en önemli adımdır. Bir bireyin doğal eğilimini "yanlış" veya "uğursuz" olarak kodlayan kültürel mirasımızı sorgulamak ve eğitim sisteminde solaklara yönelik araç-gereç ve yöntemleri yaygınlaştırmak hepimizin sorumluluğudur. Unutmayın, farkındalık değişimle başlar.
Bir sonraki yazımda bambaşka bir farkındalık konusunda karşınızda olmak dileğiyle, hoşça kalın.
Yazar Amine Demir
Bunlar da ilginizi çekebilir
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci Kaleme Aldı: Trump’ı Kırsalın Sessiz İsyanı ve Tarım Krizi Yıktı
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 2026 ABD ara seçim sonuçlarını tarım ekonomisi ve kırsal seçmen dinamikleri üzerinden analiz etti.
4 saat önceFenerbahçe'nin Liverpool Zaferi Avrupa Basınında Yankı Uyandırdı
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde temsilcimiz Fenerbahçe, iki kez geriye düştüğü karşılaşmada İngiliz devi Liverpool'u 3-2 mağlup ederek unutulmaz bir geri dönüşe imza attı. Sarı-lacivertlilerin bu tarihi zaferi, başta İngiltere olmak üzere İspanya ve İtalya basınında geniş yankı buldu.
4 saat önceSON DURAĞIN AYNASI
Yazar Amine Demir Yazdı: SON DURAĞIN AYNASI
1 gün önce


